Cumhurbaşkanı Tatar, Washington ve New York’ta temaslarını tamamlamasının ardından KKTC’ye döndüğünü belirterek, perşembe günü Washington’da ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nde Amerikalı uzmanlar, Kıbrıslı Türk sivil toplum örgüt temsilcileri ile görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Ardından Washington’dan New York’a geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk tarafının talebi üzerine Genel Sekreteri’nin kendilerine verdiği randevu nedeniyle, cuma günü Guterres ile bir araya gelerek Kıbrıs sorununda gelinen son aşamayı değerlendirme fırsatı bulduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Guterres’e, kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın adada yeni ve resmi bir sürece geçilebilmesi için ortak zemin var mı yok mu araştırması yaptığını, şu anda böyle bir ortak zeminin bulunmadığını ancak Rum tarafında “yeni bir sürece başlanacağı” şeklinde bir algı yaratılmak istendiğini ve bunun Kıbrıs Türk tarafını rahatsız ettiğini aktardığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslar arası statünün teyit edilmesi ile ancak müzakere masasına geçilebileceğini yineleyerek, Kıbrıs Türk tarafının son üç yıldır sürdürdüğü ve Türkiye’nin de desteklediği bu politikayı sonuna kadar sürdürmekte kararlı olduğunu Genel Sekreter’e ilettiğini vurguladı.

Tatar, “Kıbrıs’ta eğer bir anlaşma olacaksa BM’nin kendi kararlarına bağlı olarak, bu, ‘freely negotiatable’ ve ‘mutually acceptable’ olmadır. Yani bir anlaşma, özgürce ve her iki tarafın onayıyla yapılmalıdır” diyerek, bu konuda BM’nin kendi kararları olduğuna dikkat çekti.

Tatar, “Ambargo ve izolasyonların sürdüğü bir dönemde bizleri baskı altına alarak müzakere masasına zorlayacaklarını düşünürlerse bunun yanlış olacağını, bunu kabul etmeyeceğimizi, yeni bir siyaset sürdürmekte olduğumuzu ve bu siyasetin de açık ve net ne söylediğinin üç yıl önce Cenevre’de yaptığımız toplantıda netleştiğini ifade ettik” diyerek, “Dolayısıyla beklentilerimiz yerine gelmeden bizlerin bir müzakere sürecine girmemizi kimsenin beklememesi gerektiğini kendisiyle paylaştık” dedi.

Genel Sekreterin de Kıbrıs Türk tarafının tutumuna saygı duyduğunu, zorlama ile hiçbir sürecin başlayamayacağını ifade ettiğini belirten Tatar,  Kıbrıs Türklerin müktesep haklarının kabul edilmesi ile ancak bir noktaya varılabileceğini Guterres ile paylaştıklarını kaydetti.

Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği heyeti, Azerbaycan’da temaslarda bulunuyor Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği heyeti, Azerbaycan’da temaslarda bulunuyor

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle konuştu:

“BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964'te aldığı 186 sayılı kararla ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tüm adanın hükümetiymiş gibi tanınması ve hala bunun bu şekilde devam etmesi ve Güney Kıbrıs’ın Annan Planı’na ‘hayır’ demesine rağmen Avrupa Birliğine alınması ile meselenin daha da zorlaştığını ve dolayısıyla bu şartlarda bizlerin 1960 Kuruluş Anlaşmalarından kazandığımız özden gelen müktesep haklarımızın teyit edilmeden müzakere sürecine girmemizin doğru olmayacağını ve bunu kabul etmeyeceğimizi kendisine ifade ettik. Kendisi de bunun farkında olduğunu söylemiştir.”

Tatar, “Bu aşamadan Kıbrıs Türklerine uygulanan ambargoların ve kısıtlamaların kalkması gerektiğini, Kıbrıslı Türklerin doğrudan ticaret ve direkt uçuş taleplerini, çeşitli dünya kurum kuruluşları ile görüşmesine engel olan zihniyetin artık son bulması gerektiğini kendisine ilettik” diyerek, “Demokrasi ve insan haklarının değer bulduğu bir dönemde Kıbrıslı Türklerine yönelik bu uygulamanın büyük bir haksızlık olduğunu aktardık” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Pile-Yiğitler yolu projesinde Kıbrıslı Türklere yapılan haksızlığı anımsatarak, “Şu anda Yeşilırmak taraflarında, yine ara bölgede, Birleşmiş Milletlerin belki dolaylı olarak izin vermesiyle bir yolun Rumlar tarafından yapılmakta olduğunu, bunun çifte standart olduğunu ve bu konuya el atması gerektiğini kendisine hatırlattık” dedi.

Genel Sekreter ile yaptığı görüşmeyi “olumlu” olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı şunları söyledi:

“Bizim açımızdan olumu bir toplantı olmuştur çünkü Rum tarafında, Genel Sekreterin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın buradaki çalışmaları dolayısıyla bir süreç başlıyormuş gibi bir algı yaratılmaktadır. Buna son vermek, egemen eşitlik ve eşit uluslar arası statü temelindeki yeni siyasetimizin teyidi ile ancak yeni bir sürecin başlayabileceğini ve Kıbrıs’ta bir anlaşma olacaksa iki devletin iş birliği ile olabileceğini, 'Kıbrıs Cumhuriyeti’ne bizleri yama ederek bir anlaşmaya gelmeyeceğimizi aktardık. Türkiye Cumhuriyeti ile, Doğu Akdeniz’deki önemli gelişmeler doğrultusunda, Kıbrıs’ta artık bir anlaşma olacaksa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti bağımsız bir devlet olarak bu anlaşmanın bir parçası olması gerekiyor. Bu anlayışımızda ısrarcı olduğumuzu ve asla geri dönmeyeceğimizi ifade ettik.”

Guterres ile görüşmesinin ardından New York’ta Türkevi’nde  farklı bir takım görüşmeler ve değerlendirme toplantıları yaptığını da aktaran Cumhurbaşkanı, New York’ta Türkevi’nde düzenlenen iftar yemeğine katıldığını da belirtti.