Gündem Kıbrıs Özel Haber

Ekonomist Göksel Saydam, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Biz bu işin ciddiyetinin farkında değiliz”

ABD, İsrail ve İran savaşı nedeniyle dünyada yaşanan ekonomik kriz ve dalgalanmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Saydam, “Biz bölge olarak kendimizi dünyadan soyutluyoruz. Bizim ekonomimizin yüzde 95’i ithalata dayalıdır. Dolayısıyla biz bu ithalat nedeniyle kendimizi kapatamayız. Ülkemizde hammadde girdilerinin en başında akaryakıt geliyor. Akaryakıtı taşıyan tankerler taşıma ücretlerini yükseltiyorlar. Bir taşıma maliyeti bir de risk faktörü söz konusudur. Diğer yandan Hürmüz Boğazı’nda giriş ve çıkışlar bir maliyet unsurudur. İthalat döviz ile yapılmaktadır. Mart ayı başında dolar 44 TL iken 45 TL’ye vardı. Sterlin ise 58.73 iken 60.51 TL oldu ve yükselmeye devam edecek. Bu demek oluyor ki tüccar sattığı malı yerine koyabilmek için bir miktar daha ücret yükseltecektir. Bazıları ise açıkgözlülük yaparak ne koparırsam diye düşünüyor. Bu nedenle de yüzde 50’olere varan artışlar yaşanıyor. Devlete düşen daha düşük fiyatta temel tüketim malı sağlamaktır. Mısır’da ve diğer ülkeler bazı tedbirler aldı. Eğer bu savaş uzun sürerse rezervlerinin de tükenebileceğini düşünerek bu tedbirleri aldı. Ancak biz bu işin ciddiyetinin farkında değiliz. Bu işin farkında olmamanın başında da maliye bakanlığı geliyor. Maliye Bakanlığı’nın bu günleri öngörerek ihtiyatlılık ilkesine göre bir kaynak ayırması gerekiyordu. Herkes kendisini ayakta tutacak bir mali ve gıda kaynağı ayırıyor. Bizim gibi Kıbrıslı Türkler o kötü günleri çok yaşadık. Devletin aldığı tasarruf önlemlerini inceledim ve hepsi şaka gibi” ifadelerini kullandı.

“Acilen bir kriz masası oluşturmamız gerekiyor”

Konuşmasının devamında Saydam, “Bu savaşta meselenin çoğu ekonomiktir. Devletin özel bir program yapması gerekiyordu. Anayasamıza bile açıkça söylemesine rağmen buna dikkat etmiyorum. Anayasada ekonomik ve mali konular madde 132’de Mali denetim organı olan Sayıştay, kamu gider ve gelirlerini denetler ve raporlar diyor. Madde 134’te ekonomik, kültürel ve sosyal kalkınma plana bağlanır. Kalkınma bu plana göre gerçekleştirilir diyor. Biz 2000 yılından bu yana hiç kalkınma planı yapmadık. Yaptıysak bile nerededir? Bir gemi sefere çıktı ve pusulası yok. Bizde acilen bir kriz masası oluşturmamız gerekiyor ve bu kriz masasına siyasetle ilgili olmayan akademisyen ve uzmanlardan oluşmalıdır. Bu reçete yazılmalı ve hükümet edenler de bu reçeteyi uygulamalıdır. Bugün ülkemizde bugün birileri hata yapıyor diğeri de sokakta bağırıyor çağırıyor. Bu böyle olmamalıdır. Hükümet hayat pahalılığı çalışmasını yayınlamadan önce muhalefet ve sivil toplum örgütleri ile görüşemez miydi? Bir fikir alınabilirdi. Hayat Pahalılığı konusunda hükümet kolayı seçti. Hayat pahalılığı geçmişte eriyen alım gücünün takviye edilmesidir. Ben olsam bunu vermeye devam ederken, o yükü sırtımdan azaltmak için temel tüketim mallarına fiyat saptaması yapardım. Eğer devlet aldığı vergilerden feragat etmezse hayat nasıl ucuzlayacak? Hayat ucuzlarsa devletin ödemekle yükümlü olduğu ücretler de daha az olur. Eğer önüne pusula koymazsan varmak istediğin limana varamazsın. Bu ülkeyi yönetenlerin pusulaları günlüktür. Bu ekonomide olmaz. Ekonomi istikrar ister” diye konuştu.

“Acil yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor”

Saydam, “Ekonomide bütçelerin ve finans kaynaklarının iki tarafı vardır. Gelir ve harcama kalemleri. Harcama kalemlerini ne kadar sıkarsak sık bir noktaya kadar yapabilirsin. Demek ki gelirleri artırmak gerekiyor. Kayıt dışı uygulamalar kontrol altına alınmalıdır. Denetimler artırılmalıdır ve çeşitli alanlarda personele eğitim verilerek ihtisaslaşma sağlanmalıdır. Bulunacak gelir kaynaklarının bütçeye akışını sağlamak için acil yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor. Rum Yönetimi temel tüketim maddelerinde tüm KDV’leri kaldırdı. Rumlar battı mı? Hayır. Ürün satılır ve o maldan KDV almazsın ancak gelir vergisi ve kurumlar alırsın. Ancak biraz sabırlı olmak gerekiyor ki sürümden kazanacaksın” dedi.

“Eğer bir kriz masası kurulacaksa, teşvik mevzuatını ele almalıdır”

Saydam, “Rumlar teşvik verdi ancak verdiğimi de denetleyeceğim dedi. Biz de ise bol bol teşvik veriyoruz. Eğer bir kriz masası kurulacaksa, teşvik mevzuatını ele almalıdır. Yıllardan beri yüksek eğitim kurumları bir kuruş vergi vermiyor ve aynı zamanda kayıt dışılığa da sebep oluyor. Dünyada hiçbir teşvik 5 yılı geçmez. Her türlü kolaylık üreticiye gösteriliyor ancak 5 sene sonunda yine zarar gösterilirse o iş biter. Ancak biz hala daha yardım yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Saydam’dan narenciye ve süt ürünlerinde Türkiye ile işbirliği önerisi

Narenciye ve süt ürünlerinin ihracatı ile ilgili de konuşan Saydam, “Süt ürünleri Türkiye Tarım Kooperatifleri ile bir anlaşma yapılarak onlara satılabilir. Daha uygun fiyatla Türkiye’ye verilerek 80 milyonun içinde bizim ürettiğimiz ürün eritilir. İkinci olarak narenciye ile ilgili de bir işbirliği yapılmalıdır. Türkiye komşularına kara yolu ile de çok kolay verebilir. Ancak süt fazla geldi diye dökmek günahtır. Eğer sütü döker de protesto edersen olmaz. Bunu okullara ver, kooperatif ile işbirliği yaparak her çocuğa süt verebilirsin.

“Kıbrıs’taki bankalarda döviz vardır ancak kontrole tabidir”

Bakan Dinçyürek’ten 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü mesajı
Bakan Dinçyürek’ten 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü mesajı
İçeriği Görüntüle

Vatandaşların piyasada döviz bulamaması konusunda da açıklama yapan Saydam, “Bizim Kıbrıs Merkez Bankası, TC Merkez Bankasının bir şubesidir. Para basmaz, sadece ülkedeki bankaları denetler ve suiistimalleri önler. Bir işletmenin şubesinde bir para veya ürün fazla olduğunda merkeze yollar. Dolayısıyla Kıbrıs’ta döviz çok kullanılıyor. Türk lirası kullanımı ile döviz kullanımı at başı gidiyor. Merkez Bankasının yayınladığı 3 aylık raporlara baktığımızda mevduatların 4’te 3’ü dövizdir. Bu paranın fazlası Türkiye’ye gittiğinde dövizi baskılamak için kullanılıyor. Türkiye, piyasada doları kontrol altında tutmak için piyasaya kontrollü bir şekilde para sürüyor. Dolaylı da olsa bizim ülkemizdeki döviz kullanılıyor ve Türk Lirasının bir günde değer kaybetmesi engelleniyor. Kıbrıs’taki bankalarda döviz vardır ancak kontrole tabidir. Bu bizim merkez bankamızın sisteminden kaynaklanır. Ancak herkesin parası bütün olumsuzluklara rağmen güvence altındadır. Denetleniyor ve o konuda hiçbir panik olmaması gerekir. Bankaların battığı dönemi acı bir tecrübeyle geçirdik ve temizledik. Herkesin parası garanti altındadır” dedi.