Gündem Kıbrıs Özel Haber
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Yasemin Öztürk, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Azerbaycan ziyareti: Böyle bir tartışmalı bir ortamda gitme durumum olamaz
Azerbaycan ziyaretinde neden yer almadığına ilişkin kamuoyunda bazı iddiaların gündeme geldiğini ifade eden Öztürk, “En son gerçekleşen meclis oturumu sabahın erken saatlerine kadar devam etti. Program olacağı bilgimdeydi ancak programın gerçekleşmesi meclisin kapanmasına göre olacaktı. Özel uçağın geldiğinden haberim yoktu ancak Arkadaşlarımla beraber havaalanına gittik daha sonra ben evime gittim. Böyle bir tartışmalı bir ortamda gitme durumum olamaz. Kendi açımdan ben gitmeyi uygun görmedim. Bazı kişiler beni unuttuklarını söyledi ama öyle bir şey yok” bilgisini verdi.
“Çok zor bir dönemden geçiyoruz ve hepimizin fedakârlık yapması gerektiği bir dönemdeyiz”
Hayat Pahalılığı düzenlemesinin meclis gündemine gelmesiyle birlikte yapılan genel grev ve eylemler hakkında değerlendirmelerde bulunan Öztürk, “Son yapılan öneri sendikalar tarafından yapılmıştı. Bu pakette 75 bin TL altında maaş alanlara hayat pahalılığı oranı yüzde yüz yansıtılacaktı. 75 bin TL üzeri maaş alanlarda ise hayat pahalılığı oranı yüzde 50 oranında yansıtılacak, geri kalanı ise yıl sonunda ödenecekti. Bu talep sendikalardan gelen bir talepti. Diğer talepleri ise ilk önerinin geri çekilmesiydi. Bunlar yapılmasına rağmen halen daha grevi devam ettirme yönünde istekleri olduğunu görüyoruz. Çok zor bir dönemden geçiyoruz ve hepimizin fedakârlık yapması gerektiği bir dönemdeyiz. Öyle bir dönemdeyiz ki maaşları ödemek için borçlandığımız bir dönemden geçiyoruz. Akaryakıt fiyatlarını öngöremediğimiz için ve her an çok daha yüksek fiyatlarla karşılaşabileceğimiz için devlet hayat pahalılığının ne olacağını öngöremiyor. Akaryakıt fiyatları bizim irademiz dışında yükseldiği için birtakım önlemler alınması gerekiyordu ve bu nedenle de birtakım önlemler alındı. Ancak sendikalar bu önerilere karşı çıktı ve erken seçim tarihi istedi. Zaten seçim sürecine girildi, o nedenle de erken seçim olmaz. Bu yaşananlar darbe niteliğindedir. Bir yasama organı var ve seçim tarihinden önce sizin talebinizle bu olursa bu zaten siyasal bir darbe olur. Sendikaların seçim tarihine karışmaması gerekirdi. Eğer sendikalar da siyaset yapmak istiyorsa seçim zamanı bellidir aday olup milletvekili olabilirsiniz. Duyumlarımıza göre de bazı sendika başkanları adaylık ve kendilerini gösterme noktasında birtakım hareketler içerisine girmiş gibi görünüyorlar” dedi.
“Hak arayışını her zaman destekliyoruz ama bu şekilde olmaması gerekiyordu”
Konuşmasının devamında Öztürk, “Halkımıza biz bu yasayı çok iyi anlatamadık ve anlatamadan bu yola girdi. Her platformda bu yasayı anlatmamız ve bunun yanı sıra diğer önlemleri de halkımıza anlatmamız gerekiyordu. Bundan sonraki süreçte bunun yapılması şarttır. Uzman kişilerin de yer alacağı bir toplantı grubunda bir çalışma yapmamız ve bir planımız olması gerekir. Tabi bir eylem yapılacaksa bu yapılacaktır ve eylem anayasal bir haktır. Bizler de onları dinleyip yanlarında olacağız. Ancak bunu yaparken kamunun bir personeli olan polisimize şiddet gösterme, taş atma, itfaiye araçlarının camlarını kıracak kadar öfke ve kin ile hareket etmek, birtakım provokatörlerin bu kişileri ateşlemesi sonucu işlerin bu noktaya geldiğini düşünüyorum. Oraya gelen birçok kişi de bir hak arayışı içerisinde olduklarını zannederken, bir anda meclisi basma ve içeri girme noktasında hareket edildi. Halkımız her daim meclise girebilir, meclisin kapısı açıktır. Ancak maalesef ortaya çıkan görüntüler bizim ülkemiz açısından güzel olmadı. Birlik ve beraberliğe, diyaloga en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemdeyiz. Daha hassas ve dikkatli davranmamız gerekiyor. Dünyaya hiç güzel bir mesaj vermedik. Dünya basını bunu bambaşka yerlere çekebilir. O nedenle de hak arayışını her zaman destekliyoruz ama bu şekilde olmaması gerekiyordu” ifadelerini kullandı.
Doğuş Derya-Yasemin Öztürk tartışması: “Bu yaşananlardan utanç duyuyorum”
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Doğuş Derya ile arasında yaşanan ve basına yansıyan tartışma hakkında da konuşan Öztürk, “Yaşanmasını istemediğim bir görüntüydü. Ben her zaman diyalog ve konuşmadan yana bir insanım. Ancak o gün polisleri aşağılayarak ve polislere bağırarak kendisi bir eylem içerisinde girdi. Ben de polislere bu şekilde bağıramazsınız. Polisler görevini yerine getiriyor. Polisler hem sizin hem bizim güvenliğimizi sağlıyor dedim. Ben öyle söyleyince üzerime yürüdü. Bende üzerime yürüyünce gel dedim vurabilirsin. Keşke böyle bir şey yaşanmasaydı. Bu görüntüler ne bize ne de bu topluma yakışmıyor. Bu ülkede askerimize polisimize yapılan her şeyin sesi olmak zorundayız. Ben şiddetten yana bir tutum izlemedim. Önce dinlemek ve konuşmak gerekiyor. Keşke olmasaydı. Bu yaşananlardan utanç duyuyorum” diye konuştu.