18 Nisan 2021 Pazar 10:00
1205 Okunma
Alanya mı, Anamur mu, Tarsus mu?

Dış siyaset?
Ne olacağını, ne yapacağımızı Çavuşoğlu açıklıyor!
Ama Nazım olan değil, Mevlut olan!

-*-*-

Para politikası?
Var mı böyle bir politikamız?
Yok!

-*-*-

Maliye politikası?
O da yok!

-*-*-

İhaleler?
İhalelerde bizimkiler sadece kimin ne kadar komisyon alacağı ile ilgilenebiliyor!!!
Ha ha ha!
Ne aciz, ne sığ bir durum!

-*-*-

Ulaşım!
Yani mesela limanlar, KTHY falan!
Yok!

-*-*-

İhracat – ithalat?
Eh, idare eder!

-*-*-

Eğitim?
Gördüğünüz gibi!

-*-*-

Savunma?
1958’den beri komuta bizde değil!
Hatta “Kıbrıslı general sadece vitrinliktir”lerdeyiz mesela!

-*-*-

Yasama?
Son örnekte gerçeği veya acı gerçeği bir kez daha bayağı net bir şekilde gördük!

-*-*-

Gelecek?
Endişeli!
Çok endişeli!

-*-*-

Güney’de mi?
Ultra faşist ELAM, dördüncü büyük parti oldu!
Kim bilir hükümette de olacak!
Yüzde 6 oya ulaştılar!
Allah Rumları da korusun!
Ne diyelim!

-*-*-

KKTC mi?
Egemen eşit devlet mi diyorsunuz?
Dilin kemiği yok ki, deyin!
Deyin de, nasıl egemen, nerede egemen bir anlatın ne olur!

-*-*-

Önerim mi?
Abi senelerdir söylerim; gönderin bir desteban, bu mesele çözülsün!

-*-*-

Yani üzgünüm ama başaramadık!
Ne özelde federal çözüm oldu, ne genelde çözüm!!!
Olacak gibi de görünmüyor!

-*-*-

Egemen eşit iki devlet de gayet net bir şekilde gördüğünüz kadar egemen!

-*-*-

Haaa bütün bunların sorumlusu şuydu, hatalı buydu, senin kabahatindi, yok hayır onun kabahatiydi meselesini de geçtim artık!

-*-*-

Oturup da, UBP’yi veya yüzde yüz UBP’leşen CTP’yi eleştirmenin de bir anlamı kalmadı artık!
Bir de, saraya oturduğunda kedi, seçim zamanında kaplan, saraydan gittiğinde ormanlar kralı aslan kesilenlerle hiç olmadı bu iş!
Bakan olduğunda “miyaaav”, bakanlıktan gittiğinde “rooooar” diye kükreyenlerle de olmadı!

-*-*-

İşte geldiğimiz nokta!
Gayet basit!
Gayet anlaşılır!
“Bizde ne varsa, orada da o olacak!”...
“Kuzey Kıbrıs, Fransa değildir!...”

-*-*-

O zaman, meclisteki efendiler ve hanımefendiler, varsa eski işleriniz, dönün...
Meclis binası ciddi para eder; en azından arsası değerli, satın!
Devlet maaşlarını bir ay daha ödeyin!

-*-*-

Bir de referanduma gidelim; Alanya’ya mı, Anamur’a mı yoksa Tarsus’a mı bağlanalım?

-*-*-

Bana mı kızıyorsunuz?
Neden?
Açtırmayın beni!
Lütfen sevgili kardeşlerim, lütfen!
O hata yapıldı, bu hata yapıldı!
Geçiniz!
En başta “tapu vermeyin” diyen hukukçuları dinleyecektik mesela!
Veya, taaaa en başta, tek başına çarpışan Derviş Ali Kavazoğlu’na inanmalıydık!
“Kıbrıslı emekçiler bölünmemeli” dediğinde O’nu öldürmemeliydik!

-*-*-

Kısacası sevgili dostlarım, artık bitti...
Sırrı Süreyya Önder’in anlattığı o hikayedeki gibi; “biz bu Ermeni’yi dövdürtmeyecektik!”...

-*-*-

Tüm “sağ kesim”; “... Yok canım, Kuran kurslarımız gayet sağlıklı bir şekilde devam edecek, hafız yetiştirmeye devam edeceğiz” demek için neredeyse çırpınıyor...
Kaldı ki, “Kuran kursu yasak” diyen bir karar da görmedim!
Yanlış da anladı gariplerim!

-*-*-

Sol ya da demokrat kesim de ne ilginçtir, “muhalif havalarda”, “Recep Tayyip Erdoğan”a haddini bildiriyor!!!

-*-*-

Oysa, yıllarımız, hep hatayla, hatalarla geçti!
Yalanlara inanarak geçti tüm çocukluğumuz, gençliğimiz!
Aynı yalanlara hala zorla inanmamızı istiyor bir grup; öteki grup da iktidara geldiğinde yalanlarla kucak kucağa yatmaktan geri durmuyor!

-*-*-

Alanya, Anamur, Tarsus!
Üçünden birini seçin; bağlanıyoruz!

-*-*-

“Maaşlar ödensin” bizim bir sıkıntımız yok; hiç olmadı, bundan sonra da olmayacak!
Müteahhitin bile derdi, hastane bitirmek değil, sadece para kazanmak mesela!

-*-*-

O zaman, vallahi ELAM düşünsün!
Anastasiadis düşünsün!

-*-*-

Ne diyordu Sırrı Süreyya Önder?
Şunu anlatıyordu:
“Biri Türk, biri Kürt ve biri Ermeni üç arkadaş erik çalmak için zengin bir Türk'ün bahçesine girerler. Bahçenin sahibi Türk gelir. Bunları bahçesinde görünce önce Ermeni’ye çatar: “Lan, hadi anladık bu ikisi Müslüman; sen Müslüman bile değilsin, hangi hakla bahçeme girip erik çalarsın?” der; Ermeni’yi öldüresiye pataklar ve dışarı atar.
Sonra sıra Kürde gelmiştir. Kürde de: “Lan, sen Türk bile değilsin; hangi hakla bahçeme girer ve erik çalarsın?” diyerek Kürdü de bir güzel döver.
Sıra Türk olana gelmiştir. Ona da: “Sen ne biçim Türksün, nasıl bir Ermeni ve bir Kürtle bir olup bahçeme erik çalmaya gelirsin?” der ve onu da iyice patakladıktan sonra bahçeden atar.
Ardından bu üç arkadaş: “Nasıl olur da biz üç kişi olduğumuz halde bu adamdan dayak yeriz?” diye aralarında tartışmaya başlarlar.
Bu sırada Türk Kürd'e döner ve şöyle der: “Biz en başta Ermeni’yi dövdürmeyecektik.”

-*-*-

Ermeni’yi dövdürtmeyecektik değil mi?
Bence, ondan da öncesinde, hırsızlık yapmayacaktık ağam!

-*-*-

Bundan sonrası mı?
Federal çözüm mü?
Nasıl ve kimle?
ELAM ve laikliğin en büyük düşmanı kilise ile mi?
Eksik olsun!

-*-*-

Egemen eşit devlet mi?
Hade yahu sen da!

-*-*-

İşte size seçenek: Alanya, Anamur, Tarsus!
Seçin üçünden birini! 
(Yanlış anlamadan ha! İyi Pazarlar!)
 

Son Güncelleme: 18.04.2021 10:09
Anahtar Kelimeler:
Serhat İncirli
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.