banner40
30 Kasım 2017 Perşembe 12:40
Mezar taşına hasret: 54 yıl

Havadis'ten Bertuğ Topal'ın haberine göre, 21 Aralık 1963 çatışmaları sırasında Kaymaklı’danHamitköy’e kaçanlar arasında bulunan Ömer Hasan 26 Aralık günü altı arkadaşıyla birlikte tekrar Kaymaklı’ya döner. Ve ondan sonra bir daha Ömer Hasan’dan haber alınamaz. Ailesi 54 yıldır babalarından bir iz bulabilmek için çalmadık kapı bırakmaz. Birçok da iz bulan aile ya kuzeydeki mercileri ikna edemezler ya da “siz bize değil de Güneydekilere mi inanıyorsunuz” tarzında cevaplar almışlar.

2001-2003 yıllarında Güneyden elde ettikleri bir belgede babalarının Ayvasıl’a gömülü oldukları bilgisini edinirler. Ve asıl hikaye bundan sonra çözülür.

Ayvasıl’a gömülü 28 kişinin Tekke Bahçesi’ne getirildiği ve meçhul olarak gömüldüğü bilgisi ile harekete geçen kayıp aileler en sonunda Tekke Bahçesi’ni açtırıp yakınlarının kalıntıları üzerinede DNA yaptırabildi.

Bu DNA sonuçları ile de Depreli ailesi, Ruso ailesi gibi bir çok ailenin yakınları, babamlarının kalıntılarına ulaştı.

Havadis, kayıp şehit olan ve geçtiğimiz hafta DNA sonuçlarına göre Tekke Bahçesi’nde yattığı ortaya çıkan Ömer Hasan’ın oğlu Halil Depreli ile o günleri ve bugüne gelene kadar yaşananları konuştu.

Soru: Babanız Ömer Hasan’ın Kayıp Şahıslar Komitesi’nin kimlimlendirme çalışmaları kapsamında Tekke Bahçesi’nde kalıntılarına rastlandı. O dönemi ve babanızın evden ayrılışını anlatır mısınız?

Depreli:1963 yılında NikosSampson tarafından Türklere karşı Rumları kışkırtması ve Kaymaklı’da Rumların silahlı eyleme gitmesi ile olaylar başladı. 21 Aralık’tan başlayaraktan olaylar alevlenmeye başladı. Kaymaklı’da 24-25 Aralık tarihlerinde Rumların silahlı eylem yapacağı bilgisi geldi. O dönemde Türklerin silahlı gücü olan biz TMT olarak bilirdik ama tam TMT olmayan bir oluşumun başı olan Osman Efe vardı. Sağdır halen daha. Esas bu sorunlar ona sorulması gerek. Kaymaklı’yı niçin boşalttı. Çünkü Rumlar daha Kaymaklı’ya gelmedi evet bir çatışma var ama Kaymaklı’yı boşaltma emri verdi. Gece boşaltıldığında Halil Efendi diye birinin tuğla fabrikası vardı. Gece oraya gidildi sabah artık 10-11 gibi bir kamyon ve başka arabalar geldi ve halkı Hamitköy’e götürdüler. Sığmayanlar da koşarak gitti. Benim rahmetlik annem hatırladığın kadar arkasına yorgan aldıydı kurşun geçmesin biz de etrafında bulli gibi kardeşlerim ve babam Hamitköy’e gittik. Köyün girişinde bir yere gittik, oraya o kadar çok insan gittik ki sığmadı. Oradan ilkokula, ilkokuldan sonra da çadırlara gidildi. Babama ve onunla beraber arkadaş olan 6 kişi vardı. Rahmetlik Koççino ki onu da geçen hafta defnettik, onun kardeşi, Vreççalı, babam, Hakkı Çoban ve bir kişi daha. Bu 6 kişi Kaymaklı’ya geldi. Rivayete göre Koççinoların hayvanları vardı onların hayvanlarına bakmak için geldikleri söylendi. Başka bir rivayete göre Türk askerleri Kaymaklı’ya geldi. Siz gittiniz ama Rum askerleri Kaymaklı’ya gelmedi” denildiği için gittikleri yönündebir çok rivayet var. Ama bu 6 kişinin Kaymaklı’ya neden gittiğini tam sebebini kimse bilmiyor. Benim en büyük kardeşim de o zaman Kaymaklı’ya gitmek istedi ancak babam ona “Sen kal burada ben gidip geleceğim” dediğini biliyorum. Kaymaklı’ya geldiler ondan sonra da bir dönüş olmadı. Biz günlerle Hamitköy’de bekledik. 14-15’inci günlerde bir haber geldi ve “Rumlar yoktur Kaymaklı’da isteyen gitsin” diye.

Soru: Siz o süreçte hiç Hamitköy’den aşağıya Kaymaklı’ya inmediniz mi?

Depreli:Ben bu 14-15 günlük süreçte hiç Kaymaklı’ya inmedim. Annem ve büyük kardeşlerim Kaymaklı’ya gitti. Gidebilirsiniz dendiğinde onlar gitti. Kahramanlar Caddesi yazan yerin doğu tarafının boşaldığını diğer tarafın boşalmadığını biliyorum. Annem gittiğinde Kaymaklı’daki evimize sandalyenin üzerinde bir çanta buldu. O çantada muhtelif gıda ve kız kardeşim elbise vardı. Sandalyede çantayı hazır buldular. Evin anahtarını da havlıda atılı buldular. Eve geldikten sonra mı yakalandı veya o iz miydi bilemiyoruz.

Kayıplar Komitesi’nin biz geçen Cuma telefoniye bilgi verdiler. DNA testlerinin uyuştuğunu söylediler ve bize brifing yaptılar. 27 Aralık 1963’te Güneyde Kızılhaç bizim tarafa haber yollayarak “gelin Kaymaklı’daki ölülerinizi alın” dedi. Demek ki 26’sın babam ve diğerleri bulunup öldürüldüler. Bizimkiler o dönemin hangi koşulu nedeniyle Kızılhaç’a cevap vermediğini bilemiyoruz. Bunu bilemiyoruz çok da yargılayamayız ama ilerleyen süreçte 4 Ocak 1964’te Rumlar biz aramayınca liste halinde Ayvasıl’a götürdüler Türk mezarlığına ve mezarlığı dışına çukur kazarak toplu gömdüler.

15 gün sonra bizimkiler kendilerine mi geldi biri mi söyledi bir tanesi bilinen adam Hüsrev Çağsenbey Birleşmiş Milletler gözetiminde gittiğler oradan 28 tane ceset aldılar. Bunun içerisinde Ayvasıl şehitlerinden de vardı. Tutulan zabıtlarda o zaman bir de isim listesi vardı. Bir de ayrı isim listesi vardı. Hastaneden isimli ve isimsiz. Bizimkiler bunu alırken bazılarının üzerinde kimlikler yazdığını gördüler. Esas hadise budna sonra başladı.

banner41
27 Aralık’ta almadın anlaşılabilir çarpışmalar vardı. 4 Ocak’ta gömüldüler ve gömüldüğü yer de söylendi ancak bizimkiler 15 gün sonra gidip bakıyor. Ayvasıl’dan 28 tane ceset alınıp Tekke Bahçesi’ne götürüldü ancak Kayıp Şahıslar Komitesi 32 tane buldu. Bu insanları neden meçhul olarak gömdüler oraya. Benim anacığım senelernan bekledi durdu.

Soru: Yıllarca siz babanızı aradınız? Bu aramalar hangi dönemde sıklaştı?

Depreli:Biz senelerle arayıp durduk. Ne zaman seneler 2001-2003’e geldi. Biz meraktan Güney Kıbrıs’a geçtik. Bu konuları araştırmak için güneyden belge ve bilgi istedik. Önce bize bu listeleri vermediler. Kaymaklı’dan gelenler Strovolos’ta var ve Ayvasıl’da var dediler. İkinci üçüncü gidişimizden sonra bize bu listeler verildi. Ben o dönemin Türk kayıplar komitesi başkanına gittim. Onun bana söylediği ise “bize güvenmezsiniz de diğer tarafa mı gidersiniz” oldu. Aşağlayıcı bir konuşma yaptı bize. Sevgül Uludağ ile vazgeçmedik. Hayatını bu işe adadı. Ben onunla temas ettim. Bizdeki liste ondaki liste ile ilerledik. Bazı Rumlar bize 3-4 yer gösterdi. Ben bunları Kayıplar Komitesi Başkanı Gülden Plümer Küçük olduktan sonra onlara söyledik. Gülden hanım eski komite başkanıyla karşılaştırma kaldırmayacak derecede pozitif bir insan olarak bize yardım etti. Benim gösterdiğim kuyuların birinde Kutlay Erk’in babası çıktı ancak bizimki çıkmadı. Haspolat’takilisenin yanında bir çukurun içerisinde de kazı yaptık ama bulamadık.

2007 yılında zor oldu ama askerden izin aldık Halkın Sesi’nin arkası ve Tekke Bahçesi için. Asker ayrı, Cumhurbaşkanlığı ayrı, Şehit Aileleri ayrı şekilde karşı çıktı. Buradaki kazıya Ertan Ersan engel oldu.

Soru: Bundan sonraki süreçte ne adım atacaksınız?

Depreli:O dönem neden engel olundu, niye bize izin verilmedi bunu hukuk yoluyla bulacağız. Önümüzde iki yol var. Birincisi Rumların terörüne karşı Kıbrıs Cumhuriyeti’nde mahkeme ve neticesi bir durum olursa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitme. Burada dert para pul değildir. Burada Kıbrıs’ta da çözüm ararken Kıbrıs sorunun 1974’te başlamadığını bunun bir evveliyatı olduğunu göstermektir. Aileler 40-50 sene kayıp kocalarını bekledi.

Hadise kurbanı olarak nitelediğinizde elinizde bir veriler olduğu biliniyor. Hesap sorarken kimden nasıl hesap soracağımızı da bilmiyoruz. Bunlar bilinyor muydu v eona rağmen meçhul denildi onu da bilmiyoruz.

Soru: Defin işlemleri nasıl olacak? Ne zaman babanızı defnedeceksiniz?

Depreli:26 Aralık tarihinde biz babamızı defnedeceğiz. Kayıp Şahıslar Komitesi tarafından bize ön bir bilgi verildi ancak 1 Aralık günü Ara Bölge’ye davet edildik ailemizle birlikte. Orada kalıntıları bize gösterecekler. Bilgi verecekler ardından da 26 Aralık’ta defnedilecek. Bize Kayıplar Komitesi’nin tavsiyesi, istek ve talebi bir adli tıp raporu hazırlanması gerekirmiş. Bizim bu tarafta bir tane adli tıp doktoru varmış, bu incelemenin neticesi de 15-20 gün sürermiş. Bundan sonraki süreç için bizim ihtiyacımız olacak. Biz de ailece karar verdik 26 Aralık’ta defin işlemini yapalım. Rahmetlik annem Lefkoşa Mezarlığı’ndadır. Mahkemede mezarın açılmasını talep ettik. İzin alıp 26 Aralık kaybolduğu günün yıldönümüzde oraya defnedelim.

Soru: Ne hissettiniz babanızın kimliklendirmesi yapıldığında ve size haber verildiğinde?

Depreli:Bu haberi duyduğumda ayaklarım yerden kesildi ve bir boşlukta gibi hissettim. Anlamsız, ağlamak gelir ağlayamazsın. Tarihi olmayan bir durum. Bizden ziyade annemle ilgiliydi sorun. 6 tane çocuğu kendi yetiştirdi. Beni yönetenleri, idare edenlerin anneme bu işkenceyi yaptırmaya ne hakkı vardı. Bilinmediğinde suçlayamayız ama şimdiki durumda bunların açıklamasını sorumlu kişilerin yapılması gerekirdi. Dibimizde yatıyor bu insanlar. Bu insanlar işçin bir hesap verilecek. Yaramızdan dolayı kendimizi bir hesap sorma noktasında görüyoruz. Öfkemizi kime karşı yönlendireceğiz, otoritenin hangi kurumu bu bilgileri bizden sakladı bilemiyoruz. Bunu bilen otoriteler niye bizden bunu sakladı. Osman Efe belki de bu konuları biliyor. Bu işin o dönemde saklanması imkansızdı. Ama nasıl yaptılar bilemiyoruz. Osman Efe o dönem neden çekilme emri verdiğini kimseye anlatmadı sorgulatmadı da.

banner22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31