20 Haziran 2016 Pazartesi 11:55
Özgürgün: 'Türkiye Düşmanlığını körüklüyorlar...'

Baykan Gürses Özdağ

Günlerdir eylemlere, gençlerin ve muhalefetin tepkisine neden olan Koordinasyon Ofisi konusunda açıklamalar yapan Başbakan Hüseyin Özgürgün, bu konuda kimseden bir baskı almadıklarını söyledi. Bu ofisle amaçlananın gençlere ve spora hizmet olduğunu anlatan Başbakan, “Bu alanlarda ciddi bir hizmet yapılacak” dedi. Tepki koyanların yanıltıldığı iddiasında bulunan Başbakan, “o tepkiyi gösterenler yanıltılıyor. Onu yanıltanlar Türkiye düşmanlığını körüklüyorlar” dedi. Özelleştirmeler konusunda da konuşan Başbakan Özgürgün, ekonomik programda her şeyin takvime bağlandığını anlatarak, bu konuda ilk adımın Telekomünikasyonda atılacağını açıkladı. Limanların özelleştirilmesi konusunda bir hazırlığa ihtiyaç bulunduğunu da anlatan Özgürgün, “KIB-TEK en son gündeme gelecek” dedi.

Soru: Gençlere ve muhalefetin tepkisine rağmen neden koordinasyon ofisi konusunda ısrarcısınız? Bu konuda bir baskı mı görüyorsunuz?

Özgürgün: Beni tanıyanlar bilir baskı almam. Hele de beni… Baskı ile iş yapmam. Baskı gelecekse de tam tersini yaparım. Bu tamamen bizim spora ve gençliğe hizmetten başka bir sıkıntı yaratmayacağına olan inancımızdır. Hem sporcu gençliğe hem de spor alt yapılarına ciddi şekilde, bizim projelerimizle gençlere hizmet yapılacak.

Soru: Ama çok ciddi bir tepki var bu konuda… Neden dikkate almıyorsunuz?

Özgürgün: O tepkiyi gösterenler bana göre yanıltıldılar. Onu yanıltanlar Türkiye düşmanlığını körüklüyorlar. Tamamen Türkiye’ye karşı bir hareket olarak yanıltıyorlar.

Soru: Bu tepkiyi ortaya koyanları bu şekilde mi değerlendiriyorsunuz?

Özgürgün: Türkiye’den ne gelirse gelsin karşı. Türkiye’den yardım geliyor. Türkiye ile yapılan uluslar arası bir işbirliği ve anlaşma bu ofis.

2014’de iki bakan imzalamış, Özkan Yorgancıoğlu hükümetten geçirmiş, bakanlar kurulundan, yürürlüğe girmiş, sonrasında hükümetten gittikten sonra bunu gündeme getirenlere gülüyorum da.

Soru: Kim körüklüyor gençleri?

Özgürgün: Onları biliyorum. Siz de biliyorsunuz.

“Gençler bilmiyor…”

Soru: Gençlerin birileri tarafından yönlendirilmeye ihtiyacı var mı size göre?

Özgürgün: Var herhalde. Çünkü bilmiyorlar. Bilmedikleri bir şeye tepki koyuyorlar.

Soru: O zaman burada siz mi doğru anlatamadınız?

Özgürgün: Spor ve gençliğe hizmet edecek bir ofis, nerelere gitti. Bu spor ve gençlik için yapılan bir anlaşma. Sporun s’sinden anlamayanlar gençliği o şekilde yönlendirdi ki egemenlikten bahsedenler çıktı, yetki devrinden söz edenler çıktı. Ben yetkimi kime devredeceğim. Benim yetkimi biri gelip alsın bakalım. Gelsin de görelim, kim benim yetkimi alacak. Benim yetkili ve gelecek yardımlar neyse benim yönlendirmemle hareket edecek ve spora ve geçliğe gidecek. Alt yapıya gidecek. Bunu anlattığımız halde anlamak istemeyenler, bunu bir şekilde körüklüyor.

Spor ve gençlik için olan bu anlaşmanın siyasi bir boyutu yok. Ne de yaratacağı başka şeyler var. Tamamen başbakanlık, spor dairesi, gençlik dairesinin yönlendirmemiz ve yürütmemizle bu yardımlar ulaşacak.

Bunun korkulacak bir şey olmadığını, bahsedildiği gibi egemenlik, başbakan yetkilerini veriyor olmadığını anlattık. Benim yetkimi alacak biri varsa gelsin. Bunu meclis’te de söyledim. Benim yetkim benimdir, hiç kimseye devretmem. Bana biri baskı yapamaz. Baskı yaparsa tam tersini yaparım.

Bu gerçekler… Ben sporun içinden geldim. Spor alanında benim kadar otorite olacak biri varsa, gelsin tartışalım.Kıbrıs Türk gençliğine ve sporuna hizmet edeceğiz.

Bizde Avrupa Birliği destek ofisi var. Bahsedilen diplomat gibi davranılması orada da var. Bu işin ekonomik siyasi boyutları yoktur. Bu işin gençliğe ve spora hizmet boyutu var.

İki ülkenin meclisinden geçmiş uluslar arası bir anlaşma. İki ülke olması da aslında o egemenlik tartışmalarını da hiç getirmemeli. İki ülke birbirini tanıyor, egemenliğini de tanıyor. Gençleri o şekilde ortaya atarak siyasal harekete dönüştürmeye gerek yok.

“İyi niyetli eleştirileri anlıyorum, dikkate alıyorum”

Soru: Gençlerin hassasiyetlerini neden anlamaya çalışmıyorsunuz? Neden bir görüşme zemini sağlamadınız?

Özgürgün: Bu anlaşma yürürlüğe girer. Gerçekten iyi niyetle eleştirenler olduğunu da biliyorum. İyi niyetle eleştirenlerin eleştirilerini dikkate alıyoruz, bu anlaşma yürürlüğe girmeden gelin şurasını değiştirelim dersem ciddiye alınmaz. Orada devlet ciddiyeti sorgulanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi o anlaşmayı imzalamış, siz meclis’ten geçiremeden, ‘kusura bakmayın, bunu değiştirelim’ diyemem.

Soru: Sonrasında yapabilecek misiniz yani?

Özgürgün: Tabii ki… Geçtikten sonra ve yürürlüğe girdikten sonra eleştirileri dikkate alacağımızı söyledik.

İyi niyetle eleştirenlerin uygulamada sıkıntı yaratacak eleştirileri varsa, bunları ek bir protokolle hemen muhatabımızla görüşmeye hazırız. Bunu bilhassa yapmaya hazırım.

“Gençler bana güvensin”

Soru: Elçilik mensuplarının köy köy gezerek baskı yaptığı söyleniyor. Spor kulüplerine baskı geldiği de iddialar arasında…

Özgürgün: O bana da geldi. Sordum. Bizim kulüplerimiz birçok noktada, Türkiye Büyükelçiliğinden bir çeşit yardım alabiliyor. O ilişkiler çerçevesinde olan konuşmalar var, bunun iyi bir şey olduğu şeklinde görüşmeler olmuş. Ama birisine zorla git şunu yap, diyen olmadı.

Endişe eden gençler emin olsun ki, ben onları temsil ediyorum. Onların Başbakanıyım, sadece bir kesimin başbakanı değilim. Bunu meclis de denetler. Öyle bir endişe etmemeleri ile birlikte denetlemelerini de söylüyorum. Bize güvenin. Başbakan olarak bana inanmazlarsa o zaman demokrasi sorunu ortaya çıkar.

“Cumhurbaşkanı yetkisini kullanıyor”

Soru:  Cumhurbaşkanı bu konuda Anayasa Mahkemesi’nden görüş isteyecek.

Özgürgün: Sayın Cumhurbaşkanının yetkisine bir şey demem. Cumhurbaşkanı kendi yetkisi çerçevesinde bu anlaşmayı inceler, hakkı vardır, 15 gün içinde bir nihayete vardırır, Anayasa Mahkemesi’ne danışmak isterse danışır. Meclis’ten bunu geçirdik.

“Anayasa kararına uyarız”

Soru: Mahkeme olumsuz görüş verirse ne yapacaksınız?

Özgürgün: Anayasa Mahkemesi’nden aksi çıkacak bir şey olursa benim yapacak bir şeyim olmaz. Cumhurbaşkanı diyecek ki Mahkemenin görüşü doğrultusunda aykırılık var, o zaman gereği neyse yapılır. Biz bir zorlama peşinde olmayız.

Soru:  Cumhurbaşkanın koordinasyon ofisi konusunda görüşme davetine katılmadınız. Cumhurbaşkanına karşı bir tavrınız mı var?

Özgürgün: Hayır, olamaz. Devlete, Cumhurbaşkanına en çok inanan biziz. Cumhurbaşkanını halk seçiyor, devleti savunan bir partinin genel başkanı olarak, Başbakanlığı bıraksam bile yine iki elim kanda olsa giderim. Devlete inancımız var, Cumhurbaşkanına saygımız var. O gün özel bir durum olunca gidemedim. Cumhurbaşkanıyla haftalık olağan görüşmemizi de yaptık. Bir sıkıntı yok.

Soru: Bir sitemi, serzenişi oldu mu size cumhurbaşkanının?

Özgürgün: Hayır. Cumhurbaşkanı ile bir önceki akşam da buluştuk. Aramızda sıcak bir ilişki var.

Soru: Meclis’te eylem yapan gençlerle ilgili soruşturma açacak mısınız?

Özgürgün: Meclisin çalışmasını engellemeye çalıştılar. Ben o noktada değilim. Buna çok içerlenen arkadaşlar oldu. Serdar Bey açıkladı, dava yoluna gitmem dedi, ben de gitmem. Yapılan da Anayasa’nın 80. Maddesinde yazıyor, Meclisin özgürlüğünü kimse kısıtlayamaz. Bunların hepsine aykırı işler yapıldı orada. Onlar da anlayacak durumda değil sanki, inşallah uygulamada görürler ve rahat ederler.

"Bence 2.30 çok iyi bir rakam"

Su konusundaki tartışmalara da değinen Başbakan Hüseyin Özgürgün, deniz altından 80 kilometre geçerek gelen bir proje için, ton başına 2.30 TL’nin çok olmadığını söyledi.

Soru: Su konusunda çıkan 2,30 TL kabul görmedi. 2,30 TL nasıl bulundu, bunu neden açıklamadınız?

Özgürgün: Daha önce 4-5 TL’den söz ediliyordu, o bile iyidir deniliyordu. 80 km denizin altından gelmiş bir proje var, bence bu rakam çok iyi.

Soru: Bu rakamları paylaşmadığınız için eleştiriliyorsunuz…

Özgürgün: Bakanlar Kurulunda da gündeme geldi. 2,30 TL 80 km denizin altından geçerek gelen, finansman maliyetini sadece koysanız ve onu istese daha yüksek rakamlar olması lazım. Herkes bilecek ki bu Kıbrıs Türk halkına en düşük maliyetle verilmiş bir fiyattır.

1 buçuk milyar maliyetini koysanız, bunun elektrik maliyetini koysanız, bakım masrafını idamesini koysanız çıkan bu olur. Bu kalitede bir suya çıkan fiyatın normal olduğunu düşünüyoruz.

“20 belediye suyu almaya hazır”

Soru: CTP Genel Başkanı Talat, bazı hesaplamalar yaptıklarını söyleyerek maliyetin aslında 1,25 TL olduğunu açıkladı.

Özgürgün: Şu anda mevcut kuyudan çıkarıp eve getirilen suya bakın, 2,15 TL Lefkoşa için. Kuyudan tuzlu suya bu fiyat. 20 belediye bunu kabul etti. Almaya hazırdırlar. Kabul etmeyen belediye özgürdür.

Soru: Suda Ankara’da bir ihaleye çıkıldı. Bunu çözemedik. Geçiş dönemindeki işletme mi, DSİ bunu yapmayacak mıydı, o halde neden ihaleye çıkıldı?

Özgürgün: DSİ bütün o işleri hizmet alımı ile yaptığı için ihaleye çıkıyor. Kendisine bütün işlerini hizmet alımı ile yapıyor. Devlet kendisi yapmıyor. Bizim muhatabımız her koşulda DSİ’dir.

Önce telekomünikasyon

Başbakan Hüseyin Özgürgün, önceliğin telekomünikasyonda özelleştirme oluğunu söyledi. Özelleştirmelerde kamu- özel ortaklığı kullanılacağını belirten Özgürgün, sırasıyla Limalar ve Kıb- Tek’in de gündemde olduğunun altını çizdi

Soru: Ekonomik programın gerekleri için ne zaman adım atacaksınız?

Özgürgün: Ekonomik programda her şey takvimlendirildi. Özelleştirme kamu-özel işbirliği ortaklığı şeklinde yapılacak. Özellikle telekomünikasyondaki… O ilk gündemde olanlardan biridir. Limanların bir hazırlık aşaması var. Limanlar mutlaka bir hazırlık gerektiriyor. Onun süresi var.

KIB-TEK’de öncelikle en son gündeme gelmesi planlanıyor. Öncelikle o bileşenlerine ayrılacak. Dağıtım, üretim ve tahsilât… Ondan sonra uzun bir süreç… Onların yapılması için de zamana ihtiyaç var. Hükümet zaman bulursa bu çalışmaları yapar. Protokollerin gereğini çok az yapabildik. Ama protokolün içeriğinde yeni projeler var. Kamuda belirli bir düzenin sağlanması için reformlar var. Belediyeler için var. Bunlara daha çok dikkat ediyoruz. Özelleştirmeden kasıt, kamu-özel ortaklığı olduğu için, stratejik kurumlar için kamunun içinde olacağı bir ortaklıktır. Bunun ciddi bir çalışmaya ihtiyacı var.

"İstanbul ziyareti resmi tören kapsamına girdi"

Başbakan Hüseyin Özgürgün, kamuoyunda tepki toplayan kızının mezuniyeti için gittiği İstanbul ziyaretinin, mezuniyet törenine Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımı ile resmi ziyaret kapsamına girdiğini açıkladı.

Soru: Kızınızın mezuniyetine gidişinizin devlet tarafından karşılanması çok tartışıldı.

Özgürgün: Biz özel törenle devlet törenini ayıracak durumdayız. 18 yıldır Meclis’te görev yapmış biriyim. Diplomasi eğitimi almış biri olarak bana diplomasi öğretmeye çalışan yeni arkadaşlar var. Buna gerçekten üzülüyorum. Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı duyulduğu andan itibaren tören resmi devlet törenine döner. Türkiye Cumhurbaşkanı bir yere katılacağını açıkladığında orası resmi devlet törenine döner. Başbakan da buradan gidecekse resmi törene gitmek durumundadır. Güvenlik önlemleri de ona göredir, on kat artırılır. Güvenlik önlemleri olarak da bu ülkenin başbakanı olarak bize de bir şeyler düşer. Arkadaşlar çıkıp bunu eleştiriyor. Üzüldüm. Burada sadece bir diploma törenine gitmekle Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı bir törene katılacak bir törene gitmek arasındaki fark vardı. İlk gidişimiz öyle değildi. Sadece bir diploma törenine katılacaktık. Ama sonrasında Erdoğan’ın katılacağını öğrendiğimizde bu resmi törene döndü. 5 de Türkiye bakanı da orada yer aldı. Ben oraya artık bilet kesip kendi arabamla gidemem. O noktadan uzaklaşır. Meclis’e bile yansımış. Bu benim özel törenimden çıktı.

banner22
Son Güncelleme: 20.06.2016 11:58
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31