Gündem Kıbrıs Özel Haber

İsrail-ABD ve İran arasında devam eden ve tüm Orta Doğu’yu etkisi altına alan savaşta ağır bilançolar yaşanırken, Güney Kıbrıs’ın İran’ın hedefi haline gelmesi, hem Güney Kıbrıs’ta hem de KKTC’de vatandaşlar tarafından tedirginlik yarattı. Güney Kıbrıs’ın İran’ın hedefi haline gelmesiyle birlikte, Rum Lider Nikos Hristodulidis, Yunanistan, Fransa ve Almanya’dan yardım talebinde bulundu. Yunanistan Güney Kıbrıs’a iki tane firkateyn ve iki F-16 savaş uçağı göndereceğini açıkladı. Diğer yandan Fransa ve Almanya’da bölgeye savaş gemilerini göndereceklerini duyurdu.

Ağrotur İngiliz Üssü’nün İran’a ait olduğu iddia edilen İnsansız Hava Aracı (İHA) ile vurulması ve ufak çaplı hasar meydana gelmesinin ardından ise adada İngiliz Üslerinin varlığı tartışmaya açıldı.

Gündem Kıbrıs, Dışişleri eski Bakanı Kudret Özersay'a bölgede ve Kıbrıs adasında yaşanan son gelişmeleri sordu.

Dışişleri eski Bakanı ve Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, “Benim gördüğüm kadarıyla, iki konu birbirine karışıyor. İngiliz üsleri ayrı, Amerika ve diğer ülkelere yarattığı imkânlar ayrıdır. Güney Kıbrıs, Amerika ve Fransa gibi ülkelere askeri anlamda bir takım imkânlar verdi. Bu tanıdığı ayrıcalıklarla adayı askeri bir hedef haline getirdiği yetmezmiş gibi şimdi de savaş gemisi ve savaş uçağı talepleriyle de iyice kendini hedef haline getirdiğinin farkında değil. Daha da ilginci, Yunanistan’ın savaş gemisi radar desteği verecekmiş. Ancak Hürmüz Boğazı’nda Yunanistan’ın gemisi vuruldu. İranlılar bu gemiyi boşuna vurmadı. Çünkü bir önceki 12 gün süren İran-İsrail savaşında Netenyahu korkusundan İsrail’den kaçarak Yunanistan’a gitti. Dolayısıyla Netenyahu’nun sıkışınca ülke Yunanistan ve İranlılar bunu gördü. O nedenle de Hürmüz Boğazı’nda Yunan bandıralı gemiyi vurdular. Bu tesadüf değildir. Yunan savaş gemisinin adanın etrafına gelip, Güney Kıbrıs sahillerinde durması, Güney Kıbrıs’ı daha da beter bir hedef haline getirecektir. İngiltere ne kadar da üslerin aktif olarak kullanılmasına izin vermiyorum, uçaklar gidip bombalama yapmıyor dese de, bu konulardan anlamayan insanlar bile şunu görebiliyor; 1950’lerden bu yana İngiltere özellikle Soğuk Savaş döneminde, Moskova’yı, Sovyetler Birliği’ni ve oradan aşağıya kadar Türki Cumhuriyetler ve Orta Doğu’yu buradan dinledi. Buranın lakabı “Kulak”tır. Dikelya’da kocaman bir anten var ve İngiltere, dinleme ve istihbarat imkânlarıyla, yıllarca istihbarat topladı. O nedenle İngiliz üslerinden uçak kalkmasa bile herkes çok iyi biliyor ki, İngiltere’nin verdiği istihbaratla İsrail ve Amerika bazı hava operasyonlarını yürütüyor. İngiliz Başbakanı’nın ‘Pasif olarak destek veriyorum’ demesi de budur. Dinleme ve istihbarat faaliyetlerinde İngiltere yardımcı oluyor. Dolayısıyla İran bunu görüyor ve biliyor” dedi.

Özersay, konuşmasında farklı bir konuya da dikkat çekerek, “Diğer bir önemli nokta pek çok kişi, İran’ın kapasitesini sorguluyor ve ‘bunu yapabilir mi?’ diyor. Bu, Amerika ve İsrail’e veya batıya karşı İran’ın açmış olduğu bir savaş değildir. İran çok hızlı bir şekilde çökerse, bir sonraki hedefin Türkiye, Çin ve Rusya olacağını herkes biliyor. Dolayısıyla İran’ın bu kadar kısa sürede çökmesine Rusya ve Çin müsaade etmeyecektir. Mesela sadece İran’ın kapasitesi meselesi değildir. Rumlar ‘İran füze atabilir mi?’ diyorlar. İran sadece İran’dan ibaret değildir. İran’ın vekil güçleri vardır. Lübnan, Yemen gibi noktalardan da füze fırlatıyor. Ama daha ileri bir konu vardır. Rusya İran’ın böyle bir yenilgi yaşamasını istemediği için, Güney Kıbrıs’taki binlerce Rus vatandaşı ve etkisi üzerinden droneları içeriden de kaldırıp orada İngiliz üsleri veya Amerikan tesislerine vuruş yapabilirler. Çünkü herkes bunu İran’dan bilecektir. Ruslar, içerideki pasif noktaları bu dönemde aktive edebilir. Çünkü Rusların Güney Kıbrıs’ta etkisi vardır” dedi.

Gazimağusa Kaymakamlığı: Başka bir kişi adına e-devlet şifresi alınamaz
Gazimağusa Kaymakamlığı: Başka bir kişi adına e-devlet şifresi alınamaz
İçeriği Görüntüle

1970’lerin sonuna doğru, Sovyetler Birliği Afganistan’ı işgal ettiğinde, Sovyetler Birliği Afganistan’ı işgal etme konusunda perişan oldu. Çünkü Afganistan yalnız değildi, perde gerisinde Amerika Afganistan’daki kökten dinci terör örgütlerine ve guruplara silah, para, araç ve diğer teçhizatları sağladı. Sırf Sovyetler Birliği Afganistan’da üstün gelemesin ve itibarı zedelensin ve o bataklığa çakılıp kalsın diye bunu yaptı. Şimdi aynı coğrafyada sırf Amerika yenilsin, bataklığa çakılsın, rejimi değiştiremesin diye büyük ihtimalle Ruslar ve Çinliler İran’a destek verecektir. O nedenle bunu ‘Batı’ya karşı İran’ gibi algılamak aptalcadır. Bu daha farklı bir güç mücadelesidir ve iki günde bir rejim değişikliği ile bitmeyecek. Rum tarafı da bunu İran’dan gelecek bir tehdit olarak algıladığı sürece boşa kürek çekmiş olur. Kendi içindeki Rusların mevcudiyeti başlı başına o tesislerin hedef haline dönüşmesine sebep oldu zaten” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının sonunda ise 3. Dünya savaşının başlayıp başlamayacağının sorulması üzerine Özersay, “3. Dünya Savaşı bizim anladığımız anlamda klasik dünya savaşlarından farklı olacaktır. Şuanda kullanılan yöntemler dikkate alındığında belki de biz şuanda 3. Dünya Savaşı’nın içindeyiz. Hayat devam erken bu savaş yaşanacak. Hayat askıya alınmayacak. Hayat devam ederken istihbarat toplanıyor, füze düşüyor, füze havada patlatılıyor. Asında 3. Dünya Savaşı bu olabilir. İlginç bir biçimde, eskiden terör örgütlerinin kullandığı sabotaj, suikast, istihbarat gibi yöntemler artık devletler tarafından kullanılan yöntemlere dönüştü. Devletler bu yöntemleri kullanarak savaş ilan etmeden savaşıyorlar. Şuanda o tür bir 3. Dünya Savaşı içinde olduğumuz konuşulabilir” dedi.