Gündem Kıbrıs / Özel Haber
Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Turgay Deniz, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yeni belirlenen asgari ücret hakkında değerlendirmelerde bulunan Deniz, “Bu asgari ücret yeterli değildir. Ülkedeki pahalılık ve harcama kalemlerine baktığımız zaman, bir insanın hayatını idame ettirecek bir rakam değildir. Asgari ücret belirlenirken hayat pahalılığının gerisinde kalmasın ki insanlarımız geçinebilsinler diyoruz. Ancak enflasyonist sistemlerde, hayat pahalılığı oranında yapılan zamlar, enflasyonu körükleyici dalgalar oluyor ve bir pahalılık sarmalının içerisine girmiş oluyoruz. Asgari ücret bugüne kadar hayata pahalılığı oranında artmıştır ama insanlar alım gücünü koruyamadı. Biz hayatı nasıl ucuzlatabiliriz? Sadece maaş artışları ile pahalılığa karşı mücadele etmek pek bir şey kazandırmıyor” dedi.
“İş dünyasının acil kredi paketlerine ihtiyacı var”
Konuşmasının devamında Deniz, “Hiç gündeme getirmediğimiz ödediğimiz sosyal sigorta ve prim yükleridir. Maaşlar artarken devlete yatırılan sosyal sigorta primleri de artmaktadır. Bugün işverenler olarak dünyanın en yüksek prim ödeyen ülkelerinden biriyiz. 3. Ülke vatandaşları için de aynı oranda sosyal sigorta prim ödemeleri yapıyoruz. Bizim bu ülkelerle aramızda bir anlaşma olmamasına rağmen biz bu ödemeleri yapıyor. Devlet tarafından bu paralar boşu boşuna alınıyor ve bu da işletmeler için bir maliyet unsurudur. Rekabet edebilirliğimizde, turizmden sanayi sektörüne kadar en yüksek harcama kalemimiz maaşlar ve ücretlerdir. Kamu maliyesine baktığımızda da tüm gelirlerini maaş ödemesi yaptığında yetiştiremiyor ve maaşları ödemek için borç yükü altına giriyor. Kamu maliyesi sürdürülebilir bir yapı olmaktan çıkmıştır. Aynı sorunla işletmelerimiz de karşılaşmıştır. İşletmelerimiz sorumsuzca borçlanamamaktadır. Borçlandıkları takdirde evleri ve altındaki arabaları da altından alınabilir. İşletmelerimizin çoğu işlerini döndürebilme açısından büyük sıkıntı içerisindedir. İş dünyası olarak dile getirdiğimiz acil kredi paketlerine ihtiyacımız vardır. Faiz yükünün devlet tarafından karşılanması gerekir ki insanlar işlerini devam ettirebilsin. Günü birlik alınan kararlar sonucu bu noktaya geldik. Sosyal devlet anlayışı ile devletin halkımıza eğitim sağlık ve diğer alanlarda daha iyi hizmet vermesi gerekir” ifadelerini kullandı.
Elektronik Etiket Tüzüğü: Bu sistem Güney’den alışverişi daha da körükleyecek
Elektronik Etiket Tüzüğü’nün devreye girmesi hakkında da konuşan Deniz, “Bu online sisteme şuanda geçilmemesi gerektiği düşüncesindeyiz. En başından itibaren ekonomi bakanımız ile istişareler yaparak bir noktaya getirdik ama sepetin online olarak verilmesinin zamanı olmadığını söyledik. Bu etiket uygulamasının asli amacı bizde Güney’e göre pahalı olan ürünlerin tespit edilmesi ve bunların üzerindeki maliyet yükleri hafifletilebilir ve piyasa nasıl daha rekabetçi olabileceği için yapılmış bir çalışmadır. 6 aylık uygulamadan sonra bazı ürünlerin fiyatında iyileştirme yapılacaktı. Fiyatlar Güney Kıbrıs’la daha rekabetçi olduktan sonra bunu insanların kullanımına sunalım dedik. Şuanda bu sistem Güney’den alışverişi daha da körükleyecek. Diğer yandan küçük marketlerimiz de piyasada var. Büyük marketler 300 tane, küçük marketler 1300 tane. Küçük marketlerin alım gücü büyük marketlerle aynı değildir. Büyük market bir tır ürün alabiliyorsa, küçük marketler 1 koli alabiliyor. Bu fiyat farkları muhakkak olacaktır. Mahalledeki küçük marketten daha yüksek fiyata alabilirsiniz çünkü maliyeti fazladır. Ama büyük market sürümden kazanıyor. Küçük market sizi kazıklamıyor. Büyük markette küçük markette aynı oranda kazanıyor. İkisinin de cebine koydukları para yüzdelik olarak aynıdır. Dolayısıyla en az 6 ay sonra uygulamaya koyulmasını talep etmiştik ancak uygun görülmedi ve hemen uygulamaya koyuldu” dedi.
Güney’e kayan ekonomi: İthal edilen ürünlerdeki vergi yükleri kaldırılmalıdır
Güney Kıbrıs’a kayan ekonomi hakkında da konuşan Deniz, “Bugün için Güney Kıbrıs bizim piyasamıza göre daha caziptir. Ancak bizim bunun tersine çevrileceğine dair inancımız vardır. Burada siyasi iradenin onay vermesi gerekir. Bugüne kadar yaptığımız tüm çalışmalarda, KKTC’de meydana gelen pahalılığın devlet eliyle yapıldığı kesindir. Çünkü Güney’e ithal edilen bir maldan yüzde 4 stopaj alınmıyor, peşin KDV alınmıyor, Fiyat İstikrar Fonu yoktur. Navlunlarımız da Güney’e göre 3-4 kat daha fazladır. Güney’de satılan temel gıda ve temizlik ürünlerinde KDV yoktur. Güney’e gittiğiniz zaman Romanya’dan, Yeni Zelanda’dan, Almanya’dan da et reyonlarında etleri görürsünüz. Birçok ithalatın önünde bir engel yoktur ve serbest piyasa ekonomisi çalışmaktadır. İsteyen istediği ürünü ithal edebilir ve bu da fiyatları dengeleyici olur. Biz sahaya çıkarken 3-0 yenik başlıyoruz. Bu uygulamalar ile rekabet edilebilirliğimiz yoktur. Özellikle ithal edilen ürünlerdeki vergi yükleri kaldırılmalıdır. Çünkü büyük bir kayıp vardır. En büyük kayıp ise devlete yazmaktadır. Bugün ortalama 1.5 milyar Euro’luk bir alışveriş Güney’de yapılmadıktadır. Burada bizim devletimizin kaybı yarım milyar Euro’dur. Bunlar devletin alacağı vergilerden kaybıdır. Yapılacak olanda yapılmıyor ve oturup Güney’e geçenleri seyrediyoruz” diye konuştu.





