Kıbrıs’ta yapılan üçlü görüşme ile eş zamanlı olarak Avrupa Halk Partisi’nin Zagreb’te yayımladığı bildiri, Avrupa’nın Kıbrıs meselesinde hukuku değil siyaseti, adaleti değil yandaşlığı esas aldığını bir kez daha ortaya koydu…

Bir yanda Birleşmiş Milletler gözetiminde yürütüldüğü iddia edilen “diyalog süreci”, diğer yanda Avrupa’nın en büyük siyasi ailesinin ağzından dökülen şu cümle:

“Kıbrıs’ta Türk işgali olduğu sürece Avrupa entegrasyonu tamamlanmış sayılmaz.”

Bu ifade yalnızca siyasi bir tutum değil, uluslararası hukuku da saptırmak, tarihi gerçekleri görmezden gelmektir…

Uluslararası hukuk açısından 1974’e bakıldığında temel belge 1960 Garanti Antlaşması’dır...

Bu antlaşmaya göre, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör devlettir, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeninin bozulması halinde tek taraflı müdahale hakkı tanınmıştır…

1963’te Kıbrıslı Türkler silah zoruyla devlet dışına itilmiş, ortaklık Cumhuriyeti fiilen ortadan kaldırılmıştır…

1974’te Türkiye’nin müdahalesi ise toprak kazanımı amacı taşımamış, anayasal düzeni yeniden tesis etmeye yönelik hukuki bir garantörlük müdahalesi olarak gerçekleşmiştir…

Uluslararası hukukta “işgal”, hukuka aykırı silahlı güç kullanımını ifade eder…

Garanti Antlaşması’na dayanan ve soykırımı engellemek için yapılan bir müdahaleye “işgal” demek, hukuku siyasete kurban etmenin yanı sıra açık bir tahriktir!

Avrupa Birliği, 2004’te Kıbrıs Rum Yönetimi’ni adanın tamamını temsil etmediği biline biline, Kıbrıs Türk halkının açık itirazına ve referandumda “Ohi” demelerine rağmen üye yapmıştır.

Bu karar AB’nin kendi genişleme kriterlerine, hukukun üstünlüğü ve eşitlik ilkelerine, tarafsızlık iddiasına açıkça aykırıdır…

Bugün Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) “Avrupa entegrasyonu eksik” demesi ironiktir…

Eksik olan entegrasyon değil, hukuki tutarlılıktır!

BM temsilcisinin öncülüğünde yapılan üçlü görüşmelerde “eşitlik” vurgusu yapılırken, EPP bildirisi Rum yönetimini açıkça takdir ediyor…

Avrupa’nın Kıbrıs’ta arabuluculuk iddiası olsa da Avrupa tarafsız değildir…

Uluslararası hukukta arabuluculuğun temel şartı tarafsızlıktır…

Bir tarafı “meşru hükümet”, diğerini “işgalci” ilan eden bir yapı, hukuki arabulucu olamaz!

Uluslararası hukukta zorla birlik olmaz, rıza yoksa çözüm de yoktur…

Kutlay Erk: Gününde seçime giderlerse UBP barajla boğuşur
Kutlay Erk: Gününde seçime giderlerse UBP barajla boğuşur
İçeriği Görüntüle

Avrupa Halk Partisi’nin bildirisiyle, BM süreci birlikte okunduğunda tablo nettir:

Avrupa, Kıbrıs’ta hukuku seçici kullanıyor, BM parametrelerini keyfi uyguluyor, Kıbrıs Türk halkını özne değil, engel olarak görüyor…

Bu anlayışla müzakere olmaz, güven olmaz, ortak gelecek hiç olmaz!

İki devletli çözüm, bu yüzden bir “inat” değil, uluslararası hukukun, fiili gerçekliğin ve halk iradesinin doğal sonucudur…

Hukuku çarpıtanların, Kıbrıs’ta adaletten söz etmeye hakkı yoktur!