KIBRIS

YOLSUZLUK GÖLGESİNDE AB DÖNEM BAŞKANLIĞI

Bahar SANCAR Yazdı...

Güney Kıbrıs, 1 Ocak itibarıyla Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığı’nı devraldı…

7 Ocak’ta düzenlenen törenler, yapılan konuşmalar ve verilen “barış, istikrar, hukuk devleti” mesajları, kâğıt üzerinde kusursuz bir Avrupa anlatısı sunuyor…

Tabi diğer yandan da Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’ye Türkiye ve KKTC karşıtı sözler söyletemedikleri için ağır hakaretler ettiler…

Ancak bu oyun perdesinin arkasında, Rum yönetiminin yıllardır kaçmakta zorlandığı yolsuzluk iddiaları, etik tartışmalar ve şeffaflık sorunları bir kez daha ortaya çıktı…

Yolsuzluk iddialarıyla anılan bir yönetim, Avrupa Birliği’ne hangi ahlaki zeminde liderlik yapabilir?

Güney Kıbrıs, özellikle “altın pasaport” skandalı ile Avrupa kamuoyunun hafızasına kazındı…

AB raporlarına da giren bu süreçte, bazı iş insanlarına vatandaşlık verilmesi, sadece Rum yönetiminin değil, AB’nin de itibarını zedeledi…

Son dönemde gündeme gelen seçim finansmanı, kayıt dışı bağış, nüfuz ticareti ile ilgili sızdırılmış video, Rum yönetiminin kendi iç mekanizmasını yerle bir etti…

Hristodulidis ve videoda adı geçen isimler, soruşturmanın özünden çok “videoyu kimin sızdırdığına” odaklanmış durumda…

Yani videonun gerçekliğini değil, kimin sızdırdığının peşine düştüler…

Durum vahim yani…

AB Konseyi Dönem Başkanlığı, tarafsızlık ve uzlaşı gerektirir…

Ancak pratikte bu görevi ve gücü, Türkiye ve Kıbrıslı Türklere karşı bir kalkan olarak kullanacakları kesindir…

Güney Kıbrıs açısından bakıldığında, bu başkanlık dönemi yalnızca Avrupa gündemini yönetme çabası olmayacak…

Kıbrıs meselesinde kendi tek taraflı tezlerini Avrupa zeminine taşıma, kendini “hukukun ve Avrupa değerlerinin temsilcisi” olarak da pazarlayacak…

Kendi ülkesinde şeffaflığı sağlayamayan bir yönetim bunu nasıl yapacak çok merak ediyorum açıkçası…

Eğer AB, yolsuzluk iddialarıyla anılan bir yönetimi hiçbir şey yokmuş gibi alkışlıyorsa, sorun yalnızca Lefkoşa’da değil, Brüksel’dedir…

Bu durum, Kıbrıs meselesinde “tarafsızlık” iddiasının da ne kadar içi boş olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor…

ABD’de kendini “Kral” ilan eden, Grönland’dan tutun da İran’a ve dünyanın birçok ülkesine müdahale edebileceğini açıkça söyleyen bir “Trump ve Yönetimi” var…

Savaş korkusu ile son bir yıldır silahlanan AB üyesi ülkeler, kendi aralarında askeri ittifak anlaşmalarından tutun da zorunlu askerliği bile geri getirmeye hazırlanıyor…

Bunlar “Vicdani Ret” kavramını “Özgürlük” benimsemiş sözde “Medeni” ülkeler…

AB’nin Trump’ın karşısında ip gibi dizilen liderlerinin, Venezuela olayında ABD’yi kınamaktan öteye geçmeyen mesajları bir tarafta dursun, gerçekten “değerler” üzerine kurulu bir birlik olmadığını Güney Kıbrıs’ın dönem başkanlığı döneminde net bir şekilde göreceğiz…

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }