Haber: Pelin Yükselay

Gündem Kıbrıs WEB TV’de Bahar Sancar’ın sorularını yanıtlayan Pertev, bir dönem Cumhurbaşkanlığı adaylığının konuşulduğunu ancak Ekim ayındaki seçimler için aday olmamaya karar verdiğini belirterek, zamanı geldiğinde aday olacağını vurguladı.

Pertev, konuyla ilgili şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanı adaylığım gündem oldu, ben de bunun üzerine düşündüm. TDP’nin benim adaylığımı desteklemesi işin bir tarafı. Bir başka tarafı ise kriterlere uyan herkes Cumhurbaşkanı adayı olabilir.  Benim de bir karar vermem gerekiyordu aday olup olmama noktasında. Ben aday olabileceğimi duyup heyecanlanan kesimler vardı. Benim profilim Kıbrıs Türk siyasetinden farklı bir profil çiziyor. Benim siyasi hayatımda yaptığım işler halen duruyor. İşin acı tarafı ben bunları 1 yıl 3 ayda gerçekleştirdim. Son 20 yılda, siyasette 24 saatte geçiren arkadaşların benden çok daha büyük işler gerçekleştirmiş olmaları lazımdı. Hiçbir şey yok. Çad’daki görevimden geldim ve bir karar vermem gerekiyordu. Aday olmadım ama ilerisi için farklı adımlarım olacaktır. Zamanı geldiğinde aday olacağım. Güzel günler gelecek, güzel günlere hazırlanalım.”
 

“Kör kuyuda bir sağa bir sola çırpınıyoruz”

Kıbrıs sorununda gelinen noktayı ‘kör kuyuda çırpınmak’ olarak değerlendiren Eski Baş müzakereci ve Tarım Eski Bakanı Raşit Pertev, Cumhurbaşkanı’nın tekrardan Ersin Tatar ya da Tufan Erhürman seçilmesinin bu durumu değiştiremeyeceğini kaydetti.

Pertev, ‘Sayın Tatar iki devletlilikten vazgeçmeyecek, Sayın Erhürman gelecek federasyon diyecek. Bu konuda Tatar ve Erhürman arasında ne kadar bir fark var büyük bir soru işareti. Tatar iki devletlilik diyecek, Erhürman, Birleşmiş Milletler parametreleri ile müzakereleri süsleyerek sunacak ama içerik olarak pek bir fark olmayacak. İkisi de bizi günün sonunda bir yere götürmüyor, götürmeyecek. Kıbrıs Türk’ü bu konuda kör kuyuya düşmüştür. Arada sırada biri ‘sağa dön sola dön’ diye bağırıyor ama kör kuyu, gidemiyorsun ki. Çözüm sağa sola koşmak değildir yukarı çıkmaktır. Bu yüzden mükemmel bir idare gerekiyor bu ülkeye. Karşımızda müzakerelere çok iyi hazırlanmış bir Rum kesimi var. Eğer biz kötü bir idare ile körler gibi dolanıp durursak oradan çıkamayacağız. Ne sağın ne solun önerisiyle oradan çıkmamız mümkün olmayacak” ifadelerini kullandı.

“Referandumun ertesi günü bayrağı çekmemiz lazımdı”

Eski Baş müzakereci ve Tarım Eski Bakanı Raşit Pertev Annan Planı referandumu sonrası yanlış yapıldığını belirterek, “Rumlar Annan Planı’na hayır dedi biz evet dedik. Ertesi gün yeni Kıbrıs bayrağını göndere çekip ve yeni Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kurduğumuzu açıklamalıydık. Üstüne ‘Rumlar ikna olana kadar onlarla ilgili maddeleri donduruyoruz’ demeliydik. Böyle bir hareket B planı olabilirdi ve yapılabilirdi. Yapmadık” diye konuştu.

“Güney Kıbrıs bizi muhatap almıyor”

New York’taki gayrı resmi toplantıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Pertev, ‘iki kapı konuşmak için mi o kadar yol gidiliyor, o kadar devlet adamı o toplantılara katılıyor?’ diye sorarak, KKTC tarafının bu görüşmeleri seçim yatırımı olarak gördüğünü, Birleşmiş Milletler’in ‘bakın Kıbrıs sorununda hareket var’ algısı yaratmaya çalıştığını, Güney Kıbrıs’ın ise ‘görüşme isteyen taraf gibi görünmek üzere’ görüşmelere gittiğini kaydetti. New York’tan bir şey beklemediğinin altını çizen Pertev, Güney Kıbrıs’ın Türk tarafını muhatap almadığının da altını çizdi. Güney Kıbrıs’ın muhatabının Türkiye olarak gördüğünü ifade eden Pertev, ‘onun için Güney Kıbrıs Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğu her toplantıya gidiyor. Onlar için biz muhatap değiliz. Biz aradan çıktık” ifadelerini kullandı.

Mülkiyet konusu… “TMK’yı çok iyi bir şekilde çalıştırmalıyız”

Güney Kıbrıs’ın mülkiyetle ilgili tutuklamalarını da değerlendiren Pertev, konuyla ilgili şunları söyledi:

“Umursamazlık KKTC’de bir devlet politikası oldu. Bu yüzden bir şeyler çok yanlış gidiyor, bunlar birikiyor ve patlıyor. Mülkiyet sorunu da bunlardan biridir. İlk yanlış adım İTEM Yasası’ydı. Buna merhem olarak Taşınmaz Mal Komisyonu hayata geçirildi. Bu mekanizma şu anda yeteri kadar çalışmıyor. Çalışsa bu sorunların hiçbiri bize geri dönmeyecekti. Taşınmaz Mal Komisyonu’nu çok iyi bir şekilde çalıştırmalıyız. Çözümleri Taşınmaz Mal Komisyonu ile üretmeliyiz. Umursamaz devlet politikasından çıkmamız gerekiyor.”