Gündem Kıbrıs Özel Haber

Kıbrıs Türk İş İnsanları Derneği (İŞAD) Başkanı Enver Mamülcü, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Hak aramak ve mücadele etmek konusunda hem fikiriz ancak yöntem bu olmamalı”

Sendikaların genel grev kararı hakkında konuşan Mamülcü, “Grev bir haktır ve bir mücadele yöntemidir. Bu mücadele yönteminin müzakere masasının ardından son seçenek olarak kaldığında kullanılmalıdır. Müzakere edilmeden ve bazı şartları tüketmeden hemen greve gitmek birçok mağduriyet oluşturuyor ve çarpan etkisi yaratarak tüm ülkeyi felç ediyor. Burada bir kesim değil herkes zarar görüyor. Bu zararın en aza indirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Müzakere masasında yapılabilecek bütün yöntemler ile gücü daha farklı alanlara yönlendirerek mücadele edilmesi gerekir. Masaya oturduğumuzda müzakere ederek asgari müşterekte buluşması gerekir. Grev ile ülkenin kilitlenmesi çok kolaydır. Ama birçok alanda bunun maddi ve manevi mağduriyet yaşatması ve sadece bazı yerlere zarar vermesi bir durum tüm ülkeye zarar veriyor. Bu kabul edilemez. Hak aramak ve mücadele etmek konusunda hem fikiriz ancak yöntem bu olmamalıdır” dedi.

“Bir kaynak bulunması gerekir ve bu kaynak borçlanarak olmuyor”

Konuşmasının devamında Mamülcü, “Herkes kendi penceresinden bakıyor. Ama burada ortak konsensüsü sağlayacak bir platformda olmamız gerekir. Bugün kamu maliyesi çok zor durumdadır ve yönetimde çok zorlanmaktadır. Bunun daha iyi olması için alınacak önlemleri vatandaşımız gerçekçi bulmuyor. Müsrifliğin önüne geçilerek gerçekçi bir kemer sıkma politikasına hükümet önce kendisinden başlasaydı ve sonra halkın geleceği için adım atsaydı daha iyi olurdu. Tüm sektörler şuan batmış durumdadır. Bir kaynak bulunması gerekir ve bu kaynak borçlanarak olmuyor. Hükümetin masraflarını karşılamak için borçlandığını görüyoruz çünkü devletin gelirleri çok düştü. Acilen Türkiye hükümeti ile özel temaslar ve protokoller ile buraya para aktarılmasıyla ilgili temaslar yapılması gerekir. Daha önce bu temaslar yapılıyordu ancak mali disiplin kapsamında artık sadece proje bazlı aktarım yapılıyor. Kamu maliyesine girmeyen para nedeniyle disiplinli bir yapı ortaya çıkarılamadı. Hükümet bu borç yükünü bu faizlerle kaldırabilecek durumda değildir. Alternatif de geliştirilmiyor. Bu ülkede istihdam, üretim ve diğer sektörlere domino etkisi yaratabilecek tek bir sektör vardır. Başlangıç noktasının teknoloji ve dijital temelli olması gerekir. Elimizde dijitalleşme namına hiçbir şey yok. Devletin bir bilgi akışını sağlama ve hizmet etme yönünde bir olgusu yok. Birçok dünya ülkesi teknolojik alt yapısını güçlendirerek vatandaşlarına verdikleri hizmetle bacasız sanayi ihracatı yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

“Açıklanan destek paketini gerçekçi bulmuyoruz”

Hükümetin açıkladığı destek paketi hakkında da konuşan Mamülcü, “Bu paket iş insanları tarafından pek benimsenmedi. Çünkü kredi bazlı olan her alanın kabul edilmesi söz konusu değildir. Pazar payının Güney’e kaymasıyla bozulan ticaret zinciri bizim şuan kredi alıp ortaya konan politikaların benimsenmesi çok zordur. Enerji alanında alternatif enerjiye yönlendirecek kredi paketleri açıklansaydı bu kabul edilebilirdir. Bugün fosil yakıtla birçok işletmede fiyatlar artacaktır. Bu artan fiyatlara nasıl engel olunacak? İşte bu noktada hibe paketlerinin devreye girmesi gerekirdi. O nedenle açıklanan destek paketini gerçekçi bulmuyoruz” diye konuştu.

Ülke tozlu havanın etkisinde… Bazı bölgelerdeki ölçümler normalin 40 katını aştı!
Ülke tozlu havanın etkisinde… Bazı bölgelerdeki ölçümler normalin 40 katını aştı!
İçeriği Görüntüle

“Rum-Yunan ikilisinin tüm derdi KKTC’nin yok olması ve Kıbrıs adasının kendi yönetimlerine girmesidir”

Güney Kıbrıs’ta son dönemde yapılan açıklamalar hakkında da konuşan Mamülcü, “Güney Kıbrıs’ın ortaya koyduğu tüm avantajları kullanmasıyla ilgili bir avantajı bulunuyor. Rum-Yunan ikilisinin tüm derdi KKTC’nin yok olması ve Kıbrıs adasının kendi yönetimlerine girmesidir. Güney Kıbrıs’ın bu kışkırtmaları Kıbrıs sorununu daha büyük bir türbülansa sokmaktadır. Rum ve Yunan ikilisi hayal görmektedir. Biz ticari olarak her alanda işbirliği yapalım bu ada bize yeter diyoruz. Biz KKTC olarak insani değerleri taşıyan birçok temaslarda bulunduk ama masayı deviren hep Kıbrıs Rum kesimi olmuştur. Kıbrıs Rum kesiminin bu tür girişimlerine karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri ve savunma sanayisi dimdik ayakta durmaktadır. Rum yönetimi silahlandığı sürece ada barışı ve olası bir anlaşma ve uzlaşma olmayacaktır. Anavatanımız gereken çalışmaları yapmaktadır ve büyük bir destek vererek çıkarlarımızı gözetecektir” ifadelerini kullandı.