Geçtiğimiz hafta Avrupa Birliği bir kez daha Kıbrıs konusunda bildiğimiz metinlerden birini servis etti…
Aynı kalıplar… Aynı ezberler… Aynı görmezden gelme politikası…
Ama bu kez karşılarında, o eski “bekleyen Türkiye” yok…
Karşılarında, sahada da masada da irade koyan bir Türkiye ve o iradenin arkasında duran bir KKTC var…
Ve Recep Tayyip Erdoğan, Antalya’da aslında her şeyi tek cümlede özetledi:
“İki ayrı halk, iki ayrı devlet gerçeği…”
…
AB’nin Türkiye raporuna bakıyorsunuz…
Hâlâ federasyon diyor, hâlâ “tek meşru devlet” masalı anlatıyor, hâlâ Kıbrıs Türkünü “toplum” olarak tanımlıyor…
50 yıldır çözüm üretemeyen bir modelin hâlâ dayatılması akıl mı, yoksa siyasi körlük mü?
Bu bilinçli bir taraf tutmadır…
AB açıkça “Rum ne isterse o olur” diyor…
Bunun adı ne arabuluculuktur, ne de uluslararası hukuk…
Bunun adı tek taraflı siyasi mühendisliktir!
…
Adada gerçek ne?
İki ayrı devlet var, iki ayrı halk var, iki ayrı demokrasi var…
Ama AB bu gerçeği yok sayıp, haddi olmayan bir şekilde, Türkiye’ye “geri çekil”, KKTC’ye “sus”, Rum tarafına ise “devam et” diyor…
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan tam bu noktada çok net mesaj veriyor: “Türkiye ve KKTC’yi dışlayan yaklaşımları reddediyoruz.”
Bu sadece diplomatik bir cümle değil…
Bu, yeni dönemin kırmızı çizgisidir…
…
AB’nin uyduruk raporunda Rum tarafının silahlanması, provokasyonları, Türk bayrağına yapılan saldırılar yok…
Yani mesele hukuk değil…
Meseleleri kimin yanında durdukları...
…
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda verdiği mesajları umuyorum ki üzerine düşen herkes alır…
Artık eski müzakere zemini yok…
Artık tek taraflı dayatmalar yok…
Artık “bekleyelim” politikası yok…
Ve en önemlisi, KKTC’nin varlığı tartışma konusu değildir….
…
AB aynı zırvalar üzerinden rapor uyduramaya devam ede dursun, Türkiye ve KKTC artık bu raporların muhatabı değildir…
Çünkü Kıbrıs Türkü kendi devletine sahip ve kendi iradesini ortaya koymaktadır…
Ve en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’nin sarsılmaz desteği ile yoluna devam etmektedir…
Bu gerçeği görmeyenler, Kıbrıs’ta çözüm değil, ancak içi boş raporlar üretir…