Elite Hastanesi, sağlıklı ve uzun yaşam farkındalığını artırmak amacıyla Lefkoşa’da açık hava etkinliği düzenledi. Lefkoşa Türk Belediyesi iş birliğiyle Kızılbaş Parkı’nda gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılar çeşitli sağlık kontrollerinden geçirilirken, Anti-Aging ve Rejeneratif Tıp Uzmanı Ahmet Özyiğit de sağlıklı yaşlanmanın bilimsel temellerini anlattı.

Özyiğit: Vücudu parçalara bölerek anlamaya çalışmak yetersiz kalıyor

Modern tıbbın organ sistemlerini ayrı ayrı değerlendirdiğini belirten Dr. Özyiğit, longevity yaklaşımının ise insan organizmasını bir bütün olarak ele aldığını söyledi. Kardiyoloji, nöroloji, endokrinoloji gibi branşların belirli organlara odaklandığını ifade eden Özyiğit, akut hastalıkların tedavisinde bunun başarılı olduğunu ancak yaşlanma, metabolik sağlık ve kronik hastalıklar söz konusu olduğunda vücudu bölümlere ayırarak değerlendirmenin çoğu zaman yeterli olmadığını kaydetti.

İnsan vücudunun bir organlar topluluğundan çok, sürekli iletişim halinde çalışan bir ağ sistemi olduğunu söyleyen Özyiğit, hormonlar, bağışıklık sistemi, sinir sistemi, bağırsak mikrobiyotası ve damar sisteminin birbiriyle doğrudan bağlantılı olduğunu anlattı. Bağırsakta başlayan bir inflamasyonun zamanla tüm vücudu etkileyebileceğini ifade eden Özyiğit, bunun insülin direnci, hormonal bozukluklar ve nörolojik sorunlara kadar uzanabileceğini belirtti.

“Yaşlanma tek bir organın yaşlanması değildir”

“Bugün artık biliyoruz ki yaşlanma dediğimiz süreç aslında tek bir organın yaşlanması değildir” diyen Özyiğit, yaşlanmanın kronik inflamasyon, hücresel hasar, hormonal değişim ve metabolik esnekliğin kaybı gibi birçok sürecin birleşimi olduğunu söyledi.

Longevity yaklaşımının yalnızca tek bir organı tedavi etmeye ya da tek bir kan değerini düzeltmeye odaklanmadığını belirten Özyiğit, amaçlarının tüm sistemi daha dengeli, dayanıklı ve verimli çalışır hale getirmek olduğunu kaydetti.

“Kas dokusu sadece hareket için değildir”

Kas dokusunun yalnızca hareket etmeyi sağlayan bir yapı olmadığını vurgulayan Özyiğit, egzersiz sırasında kaslardan salgılanan “myokin” isimli moleküllerin beyin fonksiyonlarını olumlu etkilediğini, inflamasyonu azalttığını ve insülin hassasiyetini artırdığını anlattı.

Kas sağlığının aslında beyin sağlığı, metabolik sağlık ve bağışıklık sistemiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Özyiğit, yağ dokusunun da sadece enerji depolayan bir yapı olmadığını, metabolizma üzerinde etkili hormon benzeri maddeler salgıladığını söyledi.

“Yüksek şeker vücudu yavaş yavaş yaşlandırıyor”

Kan şekerinin yalnızca diyabet açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Özyiğit, uzun süre yüksek seyreden şekerin damarları, kalbi, cildi ve böbrekleri yavaş yavaş yaşlandırdığını belirtti.

Performansın Görünmez Kahramanı: Sporcu Beslenmesinde Doğru Bilinen Yanlışlar ve Altın Kurallar
Performansın Görünmez Kahramanı: Sporcu Beslenmesinde Doğru Bilinen Yanlışlar ve Altın Kurallar
İçeriği Görüntüle

Şeker moleküllerinin proteinlere yapışarak dokuların sertleşmesine neden olduğunu anlatan Özyiğit, bunun zamanla kalp yetmezliği, damar sertliği ve metabolik hastalıklara zemin hazırladığını ifade etti. “Normal test sonuçları her zaman optimal anlamına gelmez” diyen Özyiğit, küçük bozulmaların yıllar içinde ciddi hastalıklara dönüşebileceğini söyledi.

“Amaç daha uzun değil, daha sağlıklı yaşamak”

Longevity tıbbının temel amacının hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek değil, sistem bozulmaya başladığı anda bunu fark ederek önlem almak olduğunu belirten Özyiğit, hedefin sadece yaşam süresini uzatmak değil, sağlıklı yaşam süresini artırmak olduğunu söyledi.

“Yaşlanma kaçınılmaz ama modifiye edilebilir bir biyolojik süreçtir” ifadelerini kullanan Özyiğit, gerçek longevity yaklaşımının hızlı çözümlerden değil; ölçüm, analiz, kişiselleştirme ve uzun vadeli stratejilerden oluştuğunu kaydetti.

Dr. Özyiğit: Egzersiz en güçlü ilaçlardan biri

Ahmet Özyiğit, modern yaşamın insan vücudunu hızlandırılmış yaşlanmaya sürüklediğini belirterek, düzenli egzersizin yalnızca kasları değil, beyin sağlığından metabolizmaya kadar birçok sistemi doğrudan etkilediğini söyledi.

Kimlikte yazan yaş ile biyolojik yaşın aynı olmadığını ifade eden Özyiğit, yaşlanmanın yalnızca yılların geçmesiyle değil; inflamasyon, damar sertliği, kas kaybı ve metabolik bozulmalarla hızlandığını anlattı. Özellikle modern yaşam tarzının hareketsizlik, sürekli yemek yeme ve düşük fiziksel aktivite nedeniyle bu süreci hızlandırdığını kaydetti.

“İnsan vücudu konfor altında değil, adaptasyon altında gelişir”

Vücudun güçlü kalabilmesi için kontrollü streslere ihtiyaç duyduğunu belirten Özyiğit, bu sürecin biyolojide “hormesis” olarak adlandırıldığını söyledi.

“Egzersiz kas için bir strestir ama kası güçlendirir. Kardiyo egzersizi mitokondriler için bir strestir ama mitokondri sayısını artırır” diyen Özyiğit, sauna, soğuk maruziyeti ve belirli süre aç kalmanın da vücutta onarım mekanizmalarını aktive ettiğini ifade etti.

Modern hayatın insan bedeninin alışık olduğu fiziksel stresleri büyük ölçüde ortadan kaldırdığını vurgulayan Özyiğit, “Kas kullanılmadığında erir, kemik yük taşımadığında zayıflar, kalp zorlanmadığında kapasitesi düşer. Biyolojide temel kural kullan ya da kaybettir” dedi.

“Egzersiz aynı anda birçok yaşlanma mekanizmasını etkiliyor”

Düzenli fiziksel aktivitenin yalnızca kasları değil; mitokondrileri, insülin duyarlılığını, damar yapısını ve beyin sağlığını olumlu etkilediğini belirten Özyiğit, bazı araştırmacıların egzersizi “en güçlü anti-aging ilacı” olarak tanımladığını söyledi.

Yoğun ve uzun süreli spor yapmaya vakit bulamayan kişiler için de önemli bilgiler paylaşan Özyiğit, son yıllardaki çalışmaların egzersizin süresinden çok yoğunluğunun önemli olabileceğini gösterdiğini ifade etti.

“1 Dakikalık yoğun egzersiz bile büyük fark yaratabilir”

Nature dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırmaya dikkat çeken Özyiğit, günde birkaç kez yapılan kısa ama yoğun egzersizlerin kalp ve damar sağlığı üzerinde ciddi etkileri olduğunu anlattı.

Özyiğit, “1 dakikalık yüksek yoğunluklu egzersiz yaklaşık 50-60 dakikalık yürüyüşe benzer kardiyovasküler fayda sağlayabiliyor. Spor salonuna gitmeye zamanınız olmasa bile gün içinde 4 kez 1’er dakikalık yoğun egzersiz yapmak sağlığınız için ciddi fark yaratabilir” dedi.

“Amaç nefes nefese kalacak kadar zorlamak”

Kısa süreli yoğun egzersizlerde hedefin kalp ritmini yükseltmek olduğunu belirten Özyiğit, örnek olarak hızlı merdiven çıkma, olduğu yerde koşu, burpee, ip atlama, squat, lunge, şınav, sabit bisiklette hızlı pedal çevirme ve yokuş yukarı hızlı yürüyüşü gösterdi.

Bu tür egzersizlerin kalp sağlığını desteklediğini, insülin direncini azaltabildiğini ve metabolizmayı hızlandırdığını kaydeden Özyiğit, “İnsan vücudu konfor altında değil, adaptasyon altında genç kalır” ifadelerini kullandı.

Vatandaşlara tansiyon ve kan şekeri kontrolü yapıldı

Program kapsamında tansiyon ve kan şekeri ölçümleri yapıldı, katılımcılar bireysel sağlık durumları hakkında bilgi alma fırsatı buldu. Ayrıca beslenme alışkanlıkları, egzersiz düzeni ve yaşam tarzı değişiklikleri üzerine pratik öneriler paylaşıldı.

Dr. Özyiğit: Takviyeler gençlik iksiri değil, sağlıklı yaş almanın destekleyici parçalarıdır

Ahmet Özyiğit, sağlıklı yaş alma sürecinde vitamin ve destek ürünlerinin önemine dikkat çekerek, özellikle multivitaminler, omega-3 yağ asitleri, D vitamini ve magnezyumun son yıllarda bilimsel çalışmalarla daha fazla önem kazandığını söyledi.

Takviyelerin tek başına mucizevi çözümler olmadığını vurgulayan Özyiğit, eksikliklerin giderilmesi ve hücresel fonksiyonların desteklenmesinin sağlıklı yaş alma stratejisinin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.

“Multivitaminler bilişsel yaşı gençleştirebilir”

Özellikle son yıllarda yayımlanan COSMOS çalışmasına dikkat çeken Özyiğit, düzenli multivitamin kullanımının ileri yaş bireylerde bilişsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Özyiğit, araştırmalarda üç yıllık düzenli multivitamin kullanımının beyin ve bilişsel yaşı yaklaşık iki yıl kadar gençleştirebildiğinin gösterildiğini ifade etti.

“Omega-3 sadece kolesterol meselesi değil”

Omega-3 yağ asitlerinin de sağlıklı yaş alma sürecinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Özyiğit, düşük omega-3 indeksinin bazı çalışmalarda sigara kullanımı kadar güçlü bir ölüm riski ile ilişkilendirildiğini söyledi.

Burada konunun yalnızca kolesterol değerlerinden ibaret olmadığını ifade eden Özyiğit, omega-3’ün hücre zarları, inflamasyon düzeyi, damar sağlığı ve metabolik denge üzerinde etkili olduğunu kaydetti.

“Kreatin artık sadece sporcular için değil”

Son dönemde kreatinin yalnızca sporcular için kullanılan bir destek olmaktan çıktığını belirten Özyiğit, kreatinin özellikle genel sağlık ve beyin sağlığı açısından dikkat çekmeye başladığını söyledi.

Kreatinin hücresel enerji üretiminde görev alan önemli bir molekül olduğunu ifade eden Özyiğit, kas performansı üzerindeki etkilerinin uzun süredir bilindiğini ancak son yıllarda bilişsel performans, zihinsel yorgunluk ve nörolojik dayanıklılık üzerindeki etkilerinin de araştırıldığını kaydetti.

Yaş alma sürecinde enerji üretimindeki azalmanın önemli bir problem olduğunu söyleyen Özyiğit, bu nedenle kreatinin artık daha geniş bir sağlık perspektifi içinde değerlendirildiğini ifade etti.