Tufan Erhürman, “Çok kısa süre sonra dikenler belirecek, havaya zıplayacaksınız. Bu halkın tahammül sınırları üç defa döndü de geri geldi, dördüncüsü gelince sarsıla sarsıla gideceksiniz. O yüzden beklemeyin ve gidin” diye konuştu. 

“Adalet, devletin temelidir”
“Memleket, hukukun üstünlüğüne bağlı bir yönetim tarzına sahip olmanın çok dışına çıkmış durumda” diyerek sözlerine başlayan Erhürman, söz konusu durumun, barış içinde bir arada yaşama koşullarını da tehdit eder boyuta ulaştırdığını belirtti. Erhürman, “Adalet mülkün temelidir. Oradaki mülk kavramı, Osmanlı’dan gelen anlamıyla devlet demektir. Adalet, devletin temelidir. Adaleti ortadan kaldırdığınızda, devletin temeline bomba koydunuz demektir” diye konuştu. Son dönemde, memleketin en saygın kurumları, kuruluşları, kişileriyle ilgili davaların gündeme geldiğini anımsatan Erhürman, saygınlığı tartışılamayacak meslek gruplarının, tartışma konusu haline getirildiğini söyledi. İnsanlığın uygarlığa ulaşırken yüzlerce yıllık deneyimden oluşan birtakım ilkeler olduğuna işaret eden Erhürman, bu ilkelere herkes için bağlı kalınmasının önemine dikkat çekti. “Nerede bir suç varsa, bunun da aydınlatması için yargıya güven duyalım. Yargıya müdahale etmeyelim. Sadece ve sadece mahkeme değildir yargı, bütün sorgulama sürecinin kapsamında olan, polisten savcılığa, mahkemeye ulaşan süreçten bahsedelim” diyen Erhürman, masumiyet karinesinin önemine değindi. 

“Yanlışı yanlışla düzeltemezsiniz”
Tufan Erhürman, “Masumiyet karinesi, bizim icat ettiğimiz bir şey değildir. Tüm uygar ülkelerin anayasalarında var. Yargılanıp da hüküm giymeden önce, herkesi masum kabul etmek zorundayız. Tutuklama denilen müesseseyi otomatik hale getirmemeliyiz. Gelirleri karartma riski ya da kaçma riski varsa, o zaman tutuklayalım. Kelepçe uygulaması için de kendine ya da başkasına zarar verme riski olan kişilere kelepçe takılır” dedi. Söz konusu durumun masumiyet karinesine de aykırı olduğuna vurgu yapan Erhürman, geçtiğimiz aylarda tutuk evi koşullarını da yerinde incelediklerini anımsattı. “80 yaşında bir eczacı ya da hekim, şu muameleye tabi tutuldu da diğer kişi başka muameleye tabi tutuldu sorusunu insanlara sordurmadığınız sürece, adalet algısını insanlarda oluşturabilirsiniz” diyen Erhürman, 80 yaşında hekimlere kelepçe takıldığını, polis müdürünün üç gün tutuklu kaldığını vurguladı. Tufan Erhürman, “Yanlışı yanlışla düzeltemezsiniz. Toplumun algısında oluşan adaletsizliği de bu şekilde yasalarla gideremezsiniz. Toplumun geneli, tarafınızdan, adaletin olmadığı algısına sahip kılınmıştır” diye konuştu. 

“Yargıya güven de paspas edildi” 
CTP olarak her zaman ilkelerden hareket etmek istediklerinin altını çizen Erhürman, linç kültürüne de hiç kapılmadıklarını kaydetti. Uygarlığın gösterdiği ilkelerle hareket ettiklerini belirten Erhürman, “Hiç kimsenin, toplumun adalet duygusunu paspas etme lüksü yok. Açıklama da yapmıyorsunuz. Siz, yüzünüzde 5 kat muşamma ile cevap da vermiyorsunuz. Derdimiz, kişilerle ilgili değil, bizim derdimiz bu memlekette adalet yoktur hissine toplumun kapılmamasıdır” dedi. Yargıya güvenin de paspas edildiğini ifade eden Erhürman, eski başbakanın mahkemeye kelepçeyle götürüldüğünü ve üç gün tutuklu kaldığını vurguladı. “Bu kadar zaman onlarca insan dizildi geçti. Hekimi geçti, 80 yaşındaki geçti. Ayıptır. Şimdi doğrusunu mu görüyoruz? Bundan sonra ne olacak bakalım. Verecekler mi bütün soruşturmalarda tutukluluk? Sabah mı gidecek öğleden sonra mı? Bu yarattığınız algı ve tartışma, bundan sonra nerelere varacak öngörüyor musunuz?” diye soran Erhürman, CTP olarak son derece dikkatli davrandıklarının altını çizdi. Sinirleri “tel tel” sabır gösterdiklerini belirten Erhürman, “Çünkü bu memlekette uygarlık mücadelesi, uygarlığın ilkelerini savunarak yapılır. Gayrı medeni duruma düşmekten kaçındık” diye konuştu. “Yaşananların siyasi sorumluluğu hiç mi yok?” diye soran Erhürman, kamu görevlilerinin üçlü kararnameyle atandığına işaret etti. 

“Sayenizde hiç kimse kendini güvende hissetmiyor”
Erhürman, “Sorumluluk devletin tamamına aittir” dedi ve başbakanlığın bütün bakanlıklardan sorumlu olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanının da devletin adına imza attığını kaydeden Erhürman, “Yargılananların altında üç imza, siyasi sorumluluk sıfır. Bu işin siyasi sorumluluğu yok mu? Gönül rahatlığıyla o koltuklarda oturmaya devam mı ediyorsunuz? Başka ülkede olsa, bir hükümet 15 defa istifa eder. Siz geçtim istifa etmeyi, topluma açıklamayı bile çok görüyorsunuz. Bu kadar pişkinlik olabilir mi?” diye sordu. İmzayı atmanın, sorumluluk sahibi olmak anlamı taşıdığını kaydeden Erhürman, “Herkes çok rahat. Hiçbir problem yok” dedi. “Bu kadar zamandır gerekli görülen kelepçe şimdi mi gereksiz hale geldi?” diye soran Tufan Erhürman, insanların devlete küsmüş vaziyette olduğunu dile getirdi. “Sayenizde hiç kimse kendini güvende hissetmiyor” diye konuşan Erhürman, bu kadar kötü bir dönemin daha önce yaşanmadığını kaydetti. Erhürman, “Sizden önce de UBP hükümetleri gördük ama bu kadarını görmedik. Basın, gidin. Sizin için de daha iyi olacak. Derlenip toplanmaya ihtiyacınız var. Hudut kalmadı” dedi. 

Üstel: Rum'un attığı bombaları vücudumuzda taşıyoruz Üstel: Rum'un attığı bombaları vücudumuzda taşıyoruz

“Memleketin siyasi kültürü tarihin en düşük seviyesine çekildi”
Fikri Ataoğlu’nun geçtiğimiz günlerdeki bir televizyon programında sarf ettiği, “İttifaklardan memnun değilim, bir şey elde edemedik. Sadece bir kişi işe sokabildim” ifadelerini anımsatan Erhürman, memlekette artık her şeyin “serbest” hale geldiğini vurguladı. Yasa dışı istihdam, torpil, her şeyin açık açık söylendiğine vurgu yapan Erhürman, “ar duvarının” aşıldığı başka dönemin yaşanmadığını belirtti. Erhürman, “Öyle kötü emsaller oluşturuyorsunuz ki her tutuklanması söz konusu olan kişi kapınızdadır” dedi ve memleketin siyasi kültürünün de tarihin en düşük seviyesine çekildiğine dikkat çekti. Toplum ciddi ekonomik sorunlarla boğuşurken, bunların yaşandığına vurgu yapan Erhürman, “Artık dirhem öngörülü olmayı başarın” çağrısında bulundu. Elektrik faturalarından da söz eden Erhürman, “Elektrik kurumuna partizanca istihdam yaparsanız, ihalesiz akaryakıt alacağım sevdasıyla milyonlarca dolar kurumu zarara uğratırsanız, bunun acısı toplumdan çıkacaktı. Çıkan acı sadece 10 bin lira gelen fatura değil, piyasada yaratacağı etki sonucu fiyatların havaya uçmasıdır” diye konuştu. 

“Ekonomi her alanda güneye kaydı”
Ekonominin her alanda güneye kaydığına işaret eden Erhürman, verilecek hayat pahalılığıyla alım gücünün korunamayacağını vurguladı. Tufan Erhürman, “Bu memlekete yapabileceğiniz tek iyilik, istifa etmektir. Bu halde sürdürülebilirliği yoktur bu işin. Abuk subuk işlerle uğraşarak memleketin her şeyini paspas ettiniz” dedi. Mülkiyet konusuyla ilgili de konuşan Erhürman, Güney Kıbrıs’ta açılan davalardan bahsetti ve söz konusu davaların şahsi davalar olmadığını söyledi. “Bu memleketteki inşaat müteahhitleri, avukatları, emlakçıları, reklamcıları hepsini de işin içine sokabilecek bir hukuksal çerçeve üzerinden bu davalar okunuyor” diyen Erhürman, sorunun ciddiyetine işaret etti. Tufan Erhürman, “Ben böyle bir gamsızlık görmedim. Bu memleketin derdi sizin kurultayınız değildir” dedi. Adına hükümet denen yapının, demokraside de yargıda da seyretmeye devam ettiğini vurgulayan Erhürman, “Evet, biz temizleyeceğiz, CTP temizleyecek. Bu vizyona CTP sahiptir” ifadelerini kullandı. 

“Sarsıla sarsıla gideceksiniz”
Ercan Havaalanı’nın elektrik faturasının gündem olduğuna da değinen Erhürman, bölgede hala şantiye elektriği kullanıldığına dikkat çekti. Erhürman, “Şantiye elektriği son onayı almadığı müddetçe elektrik bağlayamıyorsunuz. Son onayı alacak noktaya gelmedi. Neden son noktaya gelmediğini açıklamadınız” dedi. Bir senedir bu yanlışın da devam ettiğini söyleyen Erhürman, “Bir hükümetin istifa etmesi için daha ne olması lazım?” diye sordu. Tufan Erhürman, “Sokaktaki insanın adalete zerre inancı kalmadı, kamu görevlilerini atayanlar beş tambura dört okka. Elektrik kurumu hata yapıyor, bedelini halk ödüyor. Bir sene oluyor açılışı Ercan’ın ama nihai onayı almamış bir havaalanı var” dedi. Erhürman, “Bilin ki bu kadar rahat değil, çok kısa süre sonra dikenler belirecek, havaya zıplayacaksınız. Bu halkın tahammül sınırları üç defa döndü de geri geldi, dördüncüsü gelince sarsıla sarsıla gideceksiniz. O yüzden beklemeyin ve gidin” diye ekledi.