KIBRIS

“Fransa mahkemesinin almış olduğu bir kararı Güney Kıbrıs Mahkemesinin de uygulaması gerekir”

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer, Fransız mahkemesinin verdiği kararda “Bizim ortaya koyduğumuz argümanlar doğru bulundu ve Rum tarafının talebi reddedildi” diyerek, bu kararın Avrupa’nın diğer ülkelerine de duyurulması için çalışılması gerektiğini söyledi…

Gündem Kıbrıs Özel Haber

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu oldu. Programda inşaat sektörünün 2025 yılını değerlendiren Gürcafer, inşaatçılar açısından iyi bir yıl geçmediğini ifade etti. Gürcafer, “2025 yılı bugüne kadar inşaat sektörünün geçirdiği en sıkıntılı yıl oldu. Bizim açımızdan zor bir yıldı. Hem bir yandan sektör büyüdü ve herhangi bir sıkıntı durumunda olası yansımalarının ihtimali de çok büyüdü. Yılın sonuna doğru, Fransız mahkemesinde bizim lehimize sonuçlanan karar, 2026 yılında doğru kullanılması halinde bizim yüzümüzü güldürecektir diye düşünüyoruz. Ancak yapılması gereken çok şey var” dedi.

Fransız mahkemesinin verdiği karar: Bizim ortaya koyduğumuz argümanlar doğru bulundu ve Rum tarafına hayır bunu yapamazsın sana iade etmiyorum dendi

Konuşmasının devamında İran asıllı KKTC vatandaşının Rum talebiyle tutuklanma isteminin Fransız Mahkemesi tarafından reddedilmesini yansımaları hakkında detaylı değerlendirmelerde bulunan Gürcafer, “Güney’de Simon Aykut’la başlayan ve devamındaki mahkeme süreçlerinde bizim ortaya koyduğumuz argümanlarda Fransa’da ortaya koyduğumuz argümanlar farklı değildi. Birçok içtihat ve mahkeme kararını ortaya koyarak bu tutuklamaların yapılamayacağını söyledik. Çünkü KKTC’de ayrı bir hukuk sistemi vardır. Bunun uluslararası hukuka dahil olup olmaması konusu değildir. Bir kişi buraya geldiğinde buranın mevzuatına uygun avukat tutar, buranın belediyelerinden inşaat izni alır ve buranın sistemine göre bir davranışı olur. Eğer burada bir mülkiyet sorunu varsa bunun sorumlusu birey değildir. Bireylerden bunu hesabı sorulamaz ve bireyler tutuklanamaz. Ancak karar veren Güney Kıbrıs mahkemesi taraflı, politize olmuş ve siyasetle hareket eden bir mahkeme olduğu için bizim ortaya koyduğumuz iddiaların hiç biri dikkate alınmadı. Ceberut ve despot bir karar çıkarak Aykut mahkûm edildi. Fransa’da olaya tarafsız bakan bir mahkeme tarafından değerlendirildiğinde bunun böyle olmadığı ortaya çıktı. Bizim ortaya koyduğumuz argümanlar doğru bulundu ve Rum tarafına hayır bunu yapamazsın sana iade etmiyorum dendi. Bu karar 3 yargıcın oy birliği ile verildi. Daha sonra Rum tarafı istinaf girişiminde bulundu. Güney Kıbrıs’ta çıkan bir iddiaya göre, istinafın reddedildiği söylendi. Bu bilgiyi teyit etmek için araştırmalarımız devam ediyor. Bu konuda net bir karara ulaştıktan sonra bu konuyu Avrupa’ya taşıyacağız ve tüm Avrupa’nın bu karardan haberdar olmasını sağlayacağız. Bizim haklılığımızın AB üyesi önemli bir ülke tarafından teyit edilmiş olması çok önemlidir. Fransa’da siyasetin yargıya müdahale etmesi söz konusu değildir. Önümüzdeki 2 aylık süreçte bu daha çok netleşecektir” dedi.

Konuşmasının devamında Güney Kıbrıs’ta sonuçlanan ve devam eden mahkemelerle de ilgili olarak sürecin yeni bir boyut kazanacağını düşündüğünü ifade eden Gürcafer, “AB mevzuatına göre AB ülkesi mahkemesinin almış olduğu kararı, diğer AB ülkesi uygulamak zorundadır. Orams davasında Lefkoşa Mahkemesi’nin almış olduğu bir hükmü, İngiltere’de uygulanması için kayıt yapılmıştı. Fransa mahkemesinin almış olduğu bir kararı Güney Kıbrıs Mahkemesinin de uygulaması gerekir. Ancak bununla ilgili bir süreç vardır ve bu sürecin yaşanarak takip edilmesi gerekmektedir. Daha sonra bizim bu kararı belirli yerlere götürerek çalışma yapılmasını sağlamamız gerekiyor. O sonucun Europol ve İnterpol tarafından uygulanmasını ve devamında da Güney Kıbrıs’taki mahkemelerin benzer olaylarda dava açamamasını sağlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Taşınmaz Mal Komisyonu: Son dönemlerde komisyonun çalışmaları oldukça hızlandı

Delegeler Komitesi’nin Aralık ayındaki toplantısında Rum Yönetiminin Taşınmaz Mal Komisyonu’nun kapatılması yönünde bir kez daha oylama talebinde bulunması hakkında konuşan Gürcafer, “Delegeler Komitesi siyasi ilişkilerden etkileşime uğrayan bir yapıdır. Türkiye’nin AB’ye girmesinin ne kadar istendiği, Türkiye’nin AB ile ne kadar uyumlu çalıştığı, AB üyesi ülkelerle iyi ilişkileri orya yansır. Bizim yapıp yapmadıklarımızın da etkisi vardır ama orası daha çok Türkiye’nin yapıp yapmadıklarıyla daha çok alakalıdır. Orada siyasetine etkisi çok fazladır. Hukuki mücadelenin de ötesinde Taşınmaz Mal Komisyonu’nun çalıştırılması gerekir. Son dönemlerde komisyonun çalışmaları oldukça hızlandı. Yapılan müracaatların sonuçlanması halinde, bir ülke TMK kapanmalı diyemez” diye konuştu.

Amerika’nın Venezuela’ya müdahalesi: Bu olay BM’nin köküne dinamit koymuştur

Amerika’nın Venezuela’ya müdahalesi hakkında değerlendirmelerde bulunan Gürcafer, “Yaşananlardan dolayı dünya adına çok endişeliyim. Bu olay BM’nin köküne dinamit koymuştur. 2. Dünya savaşından günümüze kadar dünya barışını tesis eden organizasyon BM’ydi. Ancak son dönemlerde BM’nin kararlarının hilafına davranışlar artmaya başladı. BM kararlarına uymama davranışı artmaya başladı. Gazze ile ilgili BM ne kadar karar aldıysa, oradaki soykırım İsrail tarafından Amerika’nın açık desteği ile devam etti. BM’nin etkinliğini yitirmesi dünya barışını çok ciddi tehlikeye atar. Venezuela’da yaşanan olay dünya tarihinde görülmemiş bir olaydır. Dünya süratle 2 kutupluluğa doğru sürüklenmektedir. Bu davranışlar da iki kutupluluğun zeminini oluşturmaya yönelik hareketlerdir. Gücün etkili olduğu bir dünya düzenine doğru gidiyoruz. Böyle bir dönemde ülkeleri silahlanmaya ve güç artırımına yöneldi. Gelecekle ilgili güzel umutlar besleyebileceğimiz günler yok. Gelecekten çok endişeliyim” dedi.

“Toplumsal uzlaşı sağlayarak hareket etmemiz gerekiyor”

Gürcafer, “Bölge geleceği açısından endişe duymalıyız. 50’li yıllarda 2 kutuplu dünyanın Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasında büyük etkisi olmuştur. Daha sonrasında Türk-Yunan ilişkisi temeline inildi. Ancak bugün yine iki kutuplu dünya şekillenmesinin etkisi altına girilecek. Amerika-İsrail, İsrail-Güney Kıbrıs ilişkileri, yeni dünya düzenindeki ilişkilerin Kıbrıs üzerindeki etkilerini artıran ilişkilerdir. Şu çok nettir ki, Kıbrıs sorunu artık sadece Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların ya da Türkiye ve Yunanistan’ın sorunu değildir. Yalnızca bizim karar vermemizle de çözülecek bir sorun değildir. Gelinen noktada kimse bizi kendi kararımızı vermek için yalnız bırakmayacak ve bundan sonraki süreç çok daha zor olacak. Toplumsal uzlaşı sağlayarak hareket etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Sosyal konut projeleri: Bürokrasi ve alt yapı süreci çok yavaş.Biz aynı anda 10 farklı yerde başlamaya hazırız

Devam eden sosyal konut projeleri hakkında bilgi veren Gürcafer, “Hükümete de bakanlığa da aynı anda 10 farklı yerde başlayabileceğimizi söyledik. Ancak devletin alt yapısı ne yazık ki yetersiz ve bürokrasinin hantallığından bir türlü kurtulamıyorlar. Hazırlıklar çok yavaş ilerliyor. Karpaz, Mağusa, Mesarya ve birçok bölgede hazırız. Ancak sürecin hızlanması gerekiyor. Çok güzel ve sürdürülebilir bir alt yapı oluşturuldu. Bu sistemin çalıştırılması gerekiyor. Güzelyurt’ta açıldı ve çok hızlı ilerliyoruz. 4-5 aya kadar teslim edecek noktaya geleceğiz” bilgisini verdi.

“Bu bütçe kamu çalışanlarının maaşlarını ve biraz da söküğe yama yapacak yatırımları içeren bir bütçedir”

Meclisten geçen KKTC bütçesi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Gürcafer, “Bu bütçe kamu çalışanlarının maaşlarını ve biraz da söküğe yama yapacak yatırımları içeren bir bütçedir. Bu bütçeyle ekonomiyi büyütemezsiniz, kişi başına düşen milli geliri artıramazsınız. Düşündüğünüz yatırımları yapamazsınız. Siyasetin artık ekonomiyi büyütecek projeleri düşünmesi lazım. Siyaset bütçeyi denkleştirmekten ibaret olmamalı, bunun ötesine çıkmalıdır. Bizim ülkemizde proje dendiğinde hastane, köy yollarının bağlantıları konuşulur. Ekonomiyi büyütmeye yönelik bütçeler hükümetin gündeminde yok. Ekonominin büyümesinin projelendirilmesi gerekiyor. Biz zeytin ve zeytin ürününü işleyen üretim yerlerini ve fabrikalarını nasıl kuracağız, yeşil hat tüzüğünde nasıl değişiklik talep edeceğiz ve bu ürünleri Avrupa’ya nasıl ihraç edeceğiz ve ihracat gelirimizi artıracağız soruları bizde yok. Yalnızca kamunun kendi ihtiyaçlarını karşılamaya dönük ve biraz da popülizmi finanse etmeye dönük bir bütçedir. Böyle bütçe olmaz. İşin mantığını değiştirmemiz gerekiyor. Siyasetin iktidarıyla ve muhalefetiyle silkelenip kendine gelmesi gerekmektedir. Bu demode olmuş yaklaşım biçimlerinden siyasetin kurtulması gerekiyor. Bizim reformlara ve kalkınmayı düşünen yaklaşımlara ihtiyacımız vardır. Siyasetin kendi içinde bir zihniyet değişimine ihtiyacı vardır. Bu bütçeden temennim açığın daha fazla büyümemesidir. Birçok yanlışımız var ve o yanlışlara rağmen devam edip gidiyoruz” dedi.

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }