Gazete, (Güney) Kıbrıs gibi küçük bir ülkede politikanın militarize edilmesinin, “ekonomi, toplumsal eşitsizlik, enerji, Kıbrıs sorunu müzakereleri gibi ulusal sorunların savunma/saldırı mantığına bağlanması, yani ‘caydırıcılık kabiliyeti’ olarak adlandırılsa bile sürekli savaş hazırlığı lehine siyasi çözümlerin bir kenara itilmesi anlamına geleceğine” işaret etti.
Haberde, Güney Kıbrıs’ın askeri açıdan Türkiye’yi dengeleyemeyeceği (büyüklük, teçhizat, nüfus ve NATO desteği) ve Türkiye-Batı ilişkileri nedeniyle Türkiye’ye karşı dış askeri destek alamayacağının kesin olduğuna dikkat çekildi. Siyasetin militarize edilmesinin ise Rum halkında, siyasi temelli meselelerin askeri açıdan çözülebileceği yanılgısı, kısıtlı kaynaklarının Türkiye’ye karşı silahlanma yarışına aktarılması, iç baskıyı ve milliyetçiliği güçlendirip demokrasinin işleyişinin zorlaşması sonuçlarını getirdiği vurgulandı.
Haberde Güney Kıbrıs’ta, “destek için başvurdukları ülkelerle sıkı müttefik ve NATO’nun en güçlüsü olan Türkiye’ye karşı askeri takviye efsanesi işlenmekte olduğu” hatırlatıldı.
Hristodulidis’in geçen hafta Atina’da düzenlenen DEFA 2026 toplantısı çerçevesinde “Hedef ve görevimiz Avrupa’yı daha dayanıklı, daha bağımsız, daha rekabetçi hale getirmek ve aynı zamanda vatandaşlarımıza güvenlik sağlamak."” diyerek, “Türk gücüne panzehir olarak” gördüğü genel bir Avrupa savunma planında Güney Kıbrıs’ın NATO’ya üyelik arzusunu hatırlattı.
Hristodulidis’in açıklamalarına münferit bakıldığında Kıbrıs sorununu militarize etmeye çalıştığı sonucu çıkarılamayacağına işaret edilen haberde “Ancak Avrupa’nın 5 ülkesi, Ağrotur İngiliz üssünü vuran İHA saldırısından sonra tehlike altında olduğu yanılgısı yaratılan Kıbrıs’ı korumaya koştu övünmeleriyle bağdaştırıldığında, son zamanlardaki ısrarlı söylemine ek oluyor.” ifadesine yer verildi.
Hristodulidis’in askeri yönüne atıf yapılmasa da komşu ülkelerle iş birliklerinin pekişmesi, RMMO’nun SAFE çerçevesinde ve hatta kadınların askere alınmasıyla askeri açıdan güçlendirilmesi, ABD ile iş birlikleri, Avrupalı ülkeleri İran riski bahanesiyle davet etmesi, Amerikalılara ve Fransızlara hava ve deniz limanlarında askeri kolaylıklar sağlaması ve güya 42/7 maddesinin ileri götürülmesi söylemleriyle Rumlara “askeri unsurlar Türkiye’ye karşı güvenliğini sağlamaya çalıştı mesajı vermek istediği” kaydedildi.
Gazete, “Ancak Kıbrıs halkında, tek gerçek olan Kıbrıs sorununun çözümü ve siyasi imkanlarla Türk askerinden kurtulma hedefinden uzaklaştırır. Askerlik oyunu Kıbrıs’ın oynayabileceği bir oyun değildir ve haritada Türkiye ile Kıbrıs’ın konumuna bakan herkes bunu saptar. Türkiye’ye karşı askeri ittifaklar da güvence sağlamaz.” ifadelerine yer verdi.