banner40
16 Mart 2018 Cuma 11:34
“Türkiye’den gelen su hemen tarıma aktarılmalı”

Havadis gazetesinden Duygu Alan'ın haberine göre; Tatlısu’da hayvan üreticileri bu yıl yeterli miktarda yağmur yağmaması sebebi ile ekili arazilerden verim alınamadığını ve kuraklık sorunu ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

Bölgede faaliyet gösteren hayvan üreticileri, kuraklığın bir an önce masaya yatırılması gerektiğini belirtti, hükümet yetkililerinden üreticiye ve üretime destek vermesini talep etti.

Tatlısu’da hayvan üreticileri yaşadıkları mağduriyeti Havadis okurları ile paylaştı.

Hayvan üreticileri, “Meralarda ot yok, mandıralarımızda yem yok, perişanız. Borcumuzu ödeyemiyoruz, sigortamızı yatıramıyoruz, hayvanımızı doyuramıyoruz, evimize ekmek götüremiyoruz” diye konuştu.

Küçükbaş Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Alpay Orhan Güvenlier ise hükümete, “2018 yılını tarım ve hayvancılıkta olağanüstü hal ilan edin, gereken desteği yapın” çağrısında bulundu.

Güvenlier, kuraklık sorunun yanı sıra, süt ve et fiyatları konusunda da açıklamalarda bulundu. Alpya Orhan Güvenlier, Tarım Bakanlığı’nın bütçesinin ise yeterli olmadığını, 195 milyon TL’lik bütçe ile sektördeki sorunların birçoğunun çözümlenemeyeceğini öne sürdü.

Küçükbaş Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Güvenlier:

"Olağanüstü hal ilan edilmeli"

Küçükbaş Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Alpay Orhan Güvenlier, bu yıl yeterli yağmur yağmaması nedeni ile Tatlısu’da ekili arazilerin kuruduğunu ve üreticinin ciddi mağduriyet yaşadığını kaydetti.

Güvenlier, hükümetin 2018 yılını tarım ve hayvancılık sektöründe olağanüstü hal ilan etmesi ve üreticiyi ayakta tutmak için formül üretmesi gerektiğini belirtti.

Alpay Orhan Güvenlier, “Tatlısu’da ciddi bir kuraklık söz konusu, üretici çıkmazda. Hükümet 2018’i tarım ve hayvancılık için olağanüstü hal ilan etmeli ve üreticisini nasıl ayakta tutacağına dair bir yol bulması lazımdır. Bugün sanolar biçilmeye başladı ama Tatlısu’da bu yıl maalesef biçilecek sano yok. Bir an önce üreticiye hibe arpa verilmeli gerekirse sübvanse edilmiş kaliteli kaba yem ithal edilmelidir” diye konuştu.

Güvenlier, bu yıl bir hayvan üreticisinin hayvan başına en az 50 kilo hibe arpa alması gerektiğini ifade etti.

Balya konusunda da sıkıntılar olduğunu aktaran Güvenlier, “Kapı komşumuz Türkiye’de bile bu yıl balya yok. Balya bize en yakın ülke olarak Bulgaristan’da var. Orada da balyanın çıkış fiyatı kilo başına 90 kuruştur. KKTC’deki üretici bu fiyatın altından kalkamaz. Devletin bunu sübvanse etmesi gerekmektedir. Meralara çıkamıyoruz. Sürdürülebilir bir tarım yapamıyoruz. Devletin sürdürülebilir bir tarım devlet politikası olmalıdır” dedi.

“Türkiye’den gelen su hemen tarıma aktarılmalı”

Alpay Orhan Güvenlier, ülke genelinde su kaynaklarının da kuruduğunu ve sulama suyu konusunda da büyük sıkıntı yağandığını ifade etti.

Güvenlier, “Türkiye’den su geldi, halen daha sulama maksatlı bir proje yapılmadı. Bu su bir an önce tarım ve hayvancılığa da aktarılmalıdır” dedi.

banner41
“Tüketici ette kandırılıyor”

Güvenlier, KKTC’de et fiyatlarının pahalı olmasından üreticinin sorumlu tutulmaması gerektiğini de belirterek üreticinin bu yıl fiyat artışına gitmediğini ancak kasapların üreticiden ucuza mal ettiği eti tüketiciye fazla kar marjı ile sattığını öne sürdü.

Güvenlier, kasapların ayrıca oğlak etini de kuzu eti diye tüketiciye sattığını öne sürdü, “Tüketici kandırılıyor” dedi.

Alpay Orhan Güvenlier, şunları söyledi: “Son günlerde yine et ithali konusu gündemde. Kasap şuanda kuzunun kilosunu üreticiden 18 TL’ye alıyor. Kendine maliyeti ise 40 TL’dir. Biz kuzuya zam yapmadık. Kasap üreticiden 7 ayrı sınıf hayvan alıyor. Kilosu 7 TL’ye keçi, koyun, kilosu 13 TL’ye oğlak alıyor, 12 TL’ye dana, 9 TL’ye de inek alıyor. Ama kasabın reyonunda sadece kuzu ile dana var. 13 TL’ye aldığı oğlağı kasap kaça satıyor? Tüketicilere çağrı yapıyorum; gitsinler ve kasaplarından oğlak eti istesinler. Hiçbir kasapta bugün oğlak eti yoktur. Peki o halde bizim sattığımız bu kadar oğlak nereye gidiyor? Cevabı basit, kasap oğlağı da kuzu diye satıyor, tüketiciyi kandırıyor. Tüketici, bugün küçükbaş hayvan etlerinin hepsini kuzu diye yiyor. Fahiş fiyatlar ise hep market kasaplarındadır. Kimse güneyde et fiyatının daha ucuz olduğunu da iddia etmesin. Güneyde ucuz olan et kalitesiz inek etidir.”

“195 milyon TL hiçbir şeye yetmez”

Alpay Orhan Güvenlier, üreticinin süt konusunda da mağdur edildiğini ileri sürdü. Güvenlier, “Üreticiye soğuk zincir kurdurdular ancak hala daha açık süt fiyatı veriliyor. Sonra da bu üreticinin ayakta kalması, üretimi sürdürmesi bekleniyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir” dedi.

2017 yılına ait Doğrudan gelir Desteği’nin halen daha ödenmediğini de söyleyen Güvenlier, “Devlet nasıl memurunu zamanında ve hiç aksatmaksızın ödüyor, üreticini de ödemekle mükelleftir” dedi.

Alpay Orhan Güvenlier, şunları söyledi: “2017 yılına ait DGD hala ödenmedi. Üreticinin kooperatife borcu var, bu borç DGD’den kesilecek, adam cebine tek kuruş koyamayacak. Mayıs ayında 2018’in ilk taksiti ödenmek zorunda. Tarım Bakanlığı’nın bu yıl ki bütçesi 195 milyon TL. Bu rakam hiç bir şeye yetmez. Bu noktada yapılması gereken öncelikle kredili arpa alan üreticinin ödemesi ertelenmelidir. Bu kuraklıkta kimsenin bu parayı ödemeye gücü yetmez. Hayvanımızı besleyeceğiz diye evimize ekmek götüremiyoruz. Birçoğumuzun aile düzeni bozuldu. Üreticilerin çoğunun evi tadilat bekliyor, çatı başına yıkılacak tadil edemiyor. Adam hayvan üreticisi diye kız bile vermiyorlar, evlenemiyor.”

Üretici ne dedi? Üretici ne dedi? Üretici ne dedi?

Muzaffer Ev:

"Hepsini satsam borcumu ancak öderim"

“Ortalık kurudu, hayvanlarımız perişan. Meralarda ot yok. Yem pahalı, cepte para yok. Bir an önce balya sorunu aşılmalı yem düşük fiyatlara üreticiye verilmelidir. Bugün bir torba yem 53 TL. Hayvan bütün gün yiyor, vermesen olmaz versen gücün yetmiyor. 50 koyunum var, hepsini satsam borcumu ancak öderim. Boşuna bu hayvanların peşinde koşup duruyoruz.”

Bayram Yalçın:

"Elde avuçta kalmadı perişanız"

“Geçim kaynağım hayvancılık. Bu yıl bölgede ciddi bir kuraklık var. yeteri kadar yağmur yağmadı ekinlerimiz olmadı. Mart ayında hayvanlarımızın yiyeceği kalmadı. Ay başı geldi, sigortamı yatıracağım elde yok avuçta yok. Hayvanlarımızı şimdiden içerde yedirmeye başlarsak buna gücümüz yetmez. Hayvanları ekinlere salsak yiyecekleri bir şey yok, seraların yanındaki otları yediriyoruz onlarda da ilaç var mı yok mu bilmiyoruz. Hükümetten talebimiz hayvancıya destek çıkmasıdır.”

Ali Çil:

"Türkiye’den gelen su bir an önce tarıma verilmeli"

“Tarımın hemen her alanında faaliyet gösteriyorum. Tatlısu’da son 10 yıl içerisinde dördüncü kez kuraklık oluyor. Bu yıl ki kuraklık tarımın her alanında mağduriyet yarattı. Bugün memlekette et fiyatlarının yüksek olmasından şikayet ediliyor ama girdi maliyetlerimiz bu kadar yüksek olursa ve hükümet bu girdi maliyetlerine bir çözüm bulmazsa et fiyatları daha da yükselecek. Bugün ben 500 dönüme yakın arazi ektim, işçilik hariç cebimden verdiğim para 50 bin TL. Bir an önce bala ithali için gerekli bağlantılar yapılmalı ve hayvancı bu balayı kaça alacağını bilmelidir ki biz de ona göre hazırlıklarımızı yapalım. Bunun geciktirilmemesi gerekmektedir. Bir iki ay içerisinde ovalarda kuru bir çöp bile kalmayacak. Türkiye’den gelen su evlere verildiğinde tarım ve hayvancılığa da verilseydi bugün biz ne bala ithali diyecektik ne de kuraklıktan mağdur olacaktık.”

banner22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31