Gündem Kıbrıs Özel Haber

Emekli Büyükelçi ve eski Müzakereci Osman Ertuğ, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak Kıbrıs konusunda ve bölgede yaşanan güncel gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Fransa’da Kıbrıs Rum tarafının talebiyle gözaltına alınan ve Güney Kıbrıs’a iadesi istenen İran asıllı Kıbrıslı Rum vatandaşının Fransız Mahkemesi tarafından verilen kararla serbest bırakılması hakkında değerlendirmelerde bulunan Ertuğ, “Bu girişimler Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Hukukunu ve kendi hukuklarını bizim aleyhimize kullanma çabalarıdır. Bu kararla umarım ki biraz olsun bu siyasetlerini biraz olsun gözden geçirmek zorunda kalırlar. Bu karar emsal bir karar olacaktır. Bir taraftan Kuzey’de müktesebat askıdadır derken, diğer taraftan da burada Avrupa hukuku uygulanmıyor demek ve bunu dava konusu yapmak hukukun bir istismarıdır. Strazburg’da da yine Rumların AB üyeliklerini ve siyasi etkilerini de kullanarak TMK’nın kapatılması için oylama istediler. Avrupa Konseyi bu talebi reddetti. Bizim bu konuda gevşemememiz gerekir. Doğru bir karar verildi ama diğer taraftan Taşınmaz Mal Komisyonu’nu (TMK) da çok daha iyi çalıştırmamız Rumların bu çabalarını sekteye uğratacaktır” dedi.

“Kıbrıs sorunu bireylerin sorunu değildir”

Konuşmasının devamında Ertuğ, “Eğer Rumlar TMK’nın kapatılmasını başarırlarsa onlar için de ciddi sonuçları olacaktır. 1975’te yapılan bir nüfus mübadelesi oldu. Mülk mübadelesi olacaktı ama yapmadılar. Kimse kimseyi mülklerinden zorla atmadı. Kuzey’de kalan 10 bin Rum gönüllü olarak Güney’e kalıcı olarak transfer edilmek için belge imzaladı. Bu belgeler BM’de vardır. Bunlar yaşanmış gerçeklerdir. Bu tarihi süreç içerisinde mülkiyet konusunun 90’lı yılların başına kadar global takas ve tazminat yoluyla çözümlenmesi öngörülüyordu. İçerisinde iade yoktu. Biz sınırlı iadeyi TMK’yı kurarak kabul ettik. Bu gelişmeler Rumları tatmin etmedi çünkü çözüm istemiyorlar. Bu kez de bireyleri kullanmaya başladılar. Kıbrıs sorunu bireylerin sorunu değildir. Ancak yine de AİHM’in tavsiyesi üzerine TMK’yı kurduk. Bu kez de kendi vatandaşları üzerinde baskı kurmaya ve vazgeçirmeye çalışıyorlar. Onlar nasıl ki inatçılıkla bu mücadeleyi sürdürüyor, bizim de aynı şekilde onları başarısız kılmak için çalışmak zorundayız” diye konuştu.

“Kıbrıs’ta bizim asıl sorunumuz mülkiyet değildir, Rumların bütün adayı Helen olarak görmesidir”

Ertuğ, “Kıbrıs’ta bizim asıl sorunumuz mülkiyet değildir, Rumların bütün adayı Helen olarak görmesidir. Oluşturdukları ittifaklar da bunu gösteriyor. Rum Yönetimi, Yunanistan ve İsrail’in 2500 kişilik bir ordu kuracağı iddiası basında yer aldı. Yunanistan’ın Ege’de yaptıklarını görüyoruz. İsrail’den füze alarak bütün Ege adalarını füzelerle donatacaklar. Bu Lozan Antlaşmasına ’da aykırıdır. Bu düşmanca bir harekettir ve Türkiye buna karşı gereken tedbirleri alacaktır. Güney Kıbrıs’ın silahlanmasının haricinde bir de ittifaklar kurarak silahlanıyorlar. Bu bir şer ittifakıdır. Amaçları kötülüktür. Amaçları savunma değildir. 2500 kişiyle kimi savunacaksın? Onların karşısında NATO’nun ikinci büyük ordusu Türkiye var. Türk düşmanlıkları yüzünden şeytanla bile işbirliği yapabilecek durumdalar” ifadelerini kullandı.

Güzelyurt Meslek Edindirme Merkezi düzenlenen törenle açıldı
Güzelyurt Meslek Edindirme Merkezi düzenlenen törenle açıldı
İçeriği Görüntüle

“Rum lider sahte bir imaj peşindedir”

Rum Yönetimi’nin AB dönem başkanlığı hakkında konuşan Ertuğ, “Rum lider bir yandan bu girişimleri yaparken diğer taraftan da Türkiye’ye davetlerde bulunuyor ve çağrı yapıyor. Bu sahtekârlığın uç noktasıdır. Kendisi de gayet iyi biliyor ki, Türkiye bu tür sahte davetlere icabet edecek bir ülke değildir. Rum lider sahte bir imaj peşindedir. Hristodulidis’in sırtında büyük bir kambur vardır. Crans Montana’daki çöküşün mimarlarından biridir. Şimdi de Federasyon istiyorlarmış. Bu bir hayaldir. Doğru başlayan sonuç, doğru sonuçları doğurur ama yanlış başlayan bir süreç doğru sonuç vermez. İstediğiniz kadar zaman takvimi isteyin, o takvim dolar başka takvim başlar” dedi.

“Bunlar diplomasinin oyunlarıdır”

BM Özel Temsilci Holguin’ın Kıbrıs ziyareti ve görüşmeleri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Ertuğ, “Bayan Holguin’in tereddütleri vardır ve o nedenle de ‘5+1 görüşme için daha erken’ açıklamasını yaptı. Bu süreçler daha önce yaşanmadı mı? Bir önceki Cumhurbaşkanı döneminde de 5’li 3’lü görüşmeler gerçekleşti, BM raporları çıktı, özel görüşmeler yapıldı. Hepsinin ismi de gayri resmi dendi. Şuanda da aynısı deniyor. Bayan Holguin’in bir önceki yazdığı mektupta ortak zemin yoktur dedi. Peki, Bayan Holguin şimdi ne diyor? Üzerinde mutabık kalınan bir başlangıç noktasını yakaladık diyor. Bu nedir? Siyasi eşitlik. Karşımızda 4 metodoloji ile ilgili hepsi sonuçlanmadan görüşme başlamaz diyen bir cumhurbaşkanı var. Bunlar diplomasinin oyunlarıdır. Şimdiki tablonun içerisinde egemen eşitlik, eşit uluslararası statü, iki devletli uzlaşı yoktur. İsim verilmeyen bir süreçte isim verilmeyen bir federasyon süreci vardır. Sayın Erhürman’ın izleyeceği dediği siyasetle ne kadar uyumludur? Kıbrıs Rum tarafı bir şeyi kabul etti görünerek sizi yıllarca oyalar. Yıllarca devam eden federasyon görüşmelerinde zaten federasyonu kabul etmemişler miydi? Peki neden olmadı? Onlar yüzünden olmadı. Bir oyun oynadılar. Gene aynı şekilde bir oyun oynayacaklar. Ortaya koydukları taleplerle bu süreci sıfırlıyorlar. Güney’deki siyasi yelpaze ve sosyal anlayışın tamamı aynı Helen zihniyetinde Türk düşmanıdır. Biz onlara göre çok daha iyi niyetli, affedici ve toleranslı bir halkız. Ama konu bizim haklarımızı en iyi kim koruyacak noktasına gelince durum değişir” ifadeleri kullandı.

“Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyorlar”

Rum Yönetimi ve Lübnan arasında imzalanan MEB anlaşması hakkında değerlendirmelerde bulunan Ertuğ, “Rumlar bizi yok farz ediyor ve bu anlaşmada da bizi yok sayan bir anlaşmadır. Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Ancak Türkiye sıkışmayacak kadar deneyimli, güçlü ve büyük bir ülkedir. Daha Lübnan kendi rüştünü ispatlamamış bir ülkedir. Bugün orada yaşanan iç meseleler ortadadır. Bölgede yürütülen tüm faaliyetler ve Rumların gerçekleştirdikleri faaliyetler Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den çıkarmak yâda faaliyetlerini sınırlamak içindir. Rumların tuttuğu yol dostluk değil düşmanlık yoludur. Önümüzdeki dönemde kolektif bir zihin değişikliği yapmalarını ümit ediyorum. Ancak zihniyetlerinin değişeceğini hiç zannetmiyorum” dedi.