BAHAR SANCAR YAZDI…

Orta Doğu çetin bir savaşın içerisindeyken, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sessiz sedasız bir silahlanma sürecinin içinde…

Ama bu kez mesele sadece silah almak değil…

Mesele çok daha büyük…

Mesele Doğu Akdeniz’de kurulmak istenen yeni askeri denklem için yapılan girişimler...

Ve bu denklemin merkezinde kim var?

Fransa…

Rum tarafı şimdi de zırhlı araç alımı için Fransa ile ileri düzey görüşmeler yürüttüğü iddia edildi…

ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaşa karşı güvenliğini sağlamak için “zırhlı araç” almazsın…

Niyet açık, yön bellidir…

Bu bir alışveriş ya da güvenlik meselesi hiç değildir…

Bugün Rum tarafının yaptığı her askeri hamle tek başına okunamaz…

Daha önce Fransa ile hava savunma sistemleri, deniz iş birlikleri, ortak tatbikatlar yapıldı ve Fransız askeri varlığının artışı sağlandı…

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Fransız Savaş gemisi Kıbrıs açıklarında cirit atıyor…

Mesele çok da “AB dayanışması içerisinde Güney Kıbrıs’ın güvenliğini sağlamak” değil gibi görünüyor…

Fransa Güney Kıbrıs’ı koltuk değneği olarak kullanıp, Doğu Akdeniz’de kalıcı olmanın peşinde…

Fransa yeni bir askeri koloni oluşturuyor…

Tabi mesele sadece Fransa değildir…

Güney Kıbrıs 7 milletten askeri varlıkları Güney Kıbrıs’a davet etmiştir!

Rum tarafı Fransa’dan sadece zırhlı araç satın almıyor…

Egemenliğini parça parça dışarıya devrediyor…

Bir ülke kendi güvenliğini başka bir ülkenin askeri gücüne teslim etmeye başlıyorsa…

Orada artık bağımsız bir savunma politikası yoktur…

Orada vekâleten güvenlik vardır!

Peki bu kadar karmaşanın içerisinde Fransa’nın derdi ne?

İran savaşına karşı AB ittifakı mı?

Değil…

Fransa’nın derdi Kıbrıs da değil…

Fransa’nın derdi, Doğu Akdeniz’de kalıcı olmak, enerji sahalarında söz sahibi olmak ve Türkiye’ye karşı sözde güç dengesi haline gelmektir…

Bugün zırhlı araç…

Sonra kalıcı askeri varlık…

Adım adım ilerleyen bir süreç…

Ve tüm bu olanların en tehlikeli yanı ne biliyor musunuz?

Her şey “savunma” adı altında yapılıyor…

Ama ortaya çıkan tablo açıkça “Askeri yığınak”…

Kime karşı?

Sanıyorum ki cevabı hepimiz çok iyi biliyoruz…

Rum tarafı yıllardır başkalarının gücüne yaslanıyor, Siyonizmin merkezi olmuş tüm baş aktörleri adaya davet ediyor ve bunu da “güvenlik” diye iç kamuoyuna pazarlıyor…

Bugün Fransa ile yapılan zırhlı araç görüşmesini küçük bir detay gibi görüp önemsemeyenler olabilir…

Ancak bu güvenlik değil, düpedüz bir hazırlığın göstergesidir…