-ÖZEL HABER-

Tam Parti Kurucusu ve deneyimli siyasetçi Serdar Denktaş, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Denktaş, olası erken seçim tartışmaları ile ilgili olarak, “Erken seçim olur mu? Eğer Mart’ta anayasa referandumu yapılacaksa, en erken Haziran olabilir diye düşünüyoruz. Haziran’ı atlarsa Eylül-Ekim dönemine kayabilir. Çünkü Aralık’ta yerel seçim var ve iki seçimin propaganda süreci karışabilir; bunu engellemek için Eylül-Ekim daha olası görünüyor” dedi.

Hükümetin bu süreçte ne kadar dayanabileceği konusuna da değinen Denktaş, “Hükümetin ne kadar devam edebileceğini izleyip göreceğiz. Her halükârda 2026 bir seçim yılı olacak; bu açıkça ortada” ifadelerini kullandı.

Denktaş: Anayasa değişikliği referandumu ayrı yapılmalı

Anayasa değişikliği ve referanduma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Denktaş, referandumun seçimle birlikte yapılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Geçmişte seçimle birlikte yapıldı ve değişiklikler yeterince anlatılmadı. Ben o dönemde anayasa değişikliğine destek vermiştim ama kendi adaylarım bile ‘Bunu mu konuşuyorsun, bizim seçimimiz var’ diyerek eleştiri yapmıştı; haklıydılar” dedi.

Referandumun içeriğine ilişkin olarak Denktaş, “Yargı referandumu ayrı ele alınmalı. Genel anlamda olumluyum ama bazı noktalarda farklı yaklaşımlarım var. Hem ayrı bir referandum yapılmasına hem de değişikliğe olumlu bakıyorum” ifadelerini kullandı.

“Yargı heyeti oluşturulabilir”

Denktaş, yargı sistemiyle ilgili önerilerini de paylaştı, şunları kaydetti:

“Üst mahkeme ile ceza mahkemesi arasına ara mahkeme koymayı düşünüyorlar. Bana göre, itirazların daha doğru ele alınabilmesi için araya değil, üstüne bir makam konmalı. Emekli, deneyimli yargıç ve hukukçulardan oluşan bir yargı heyeti oluşturulabilir. Yasanın ele alınacağı komite toplantısında bu konuyu tartışmak ve gerekçelerini anlamak isterim; böylece daha rahat destek verebilirim.”

Denktaş’tan trafik cezaları eleştirisi: Cezalar kazaları önlemiyor

Hava bugünden itibaren dört gün yağmurlu olacak
Hava bugünden itibaren dört gün yağmurlu olacak
İçeriği Görüntüle

Tam Parti Kurucusu ve deneyimli siyasetçi Serdar Denktaş, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’nın trafik cezalarında kademeli ödeme sistemi ve yeni radar uygulamalarıyla ilgili açıklamalarını da değerlendirdi.

Denktaş, cezaların artırılmasının kazaları önlemediğini vurgulayarak, “Esas kök sebebe bakılmalı. Arabalarımız ve yollarımız trafiğe uygun değil; çift şeritli yollarda, üst geçit- alt geçit giriş çıkışlarda araçların birbirine girmesi her an mümkün. Yol yapımları bizim trafiğimize değil, Türkiye trafiğine göre planlanmış. Sinyalizasyon ve uyarı işaretleri eksik” dedi.

“Cezaların kademeli uygulanması sistemi vatandaş da yanlış alışkanlık yapabilir”

Cezaların kademeli uygulanacak olmasını da eleştiren Denktaş, “Aynı suçu tekrar edersen cezan artıyor ama bu sistem vatandaşta yanlış bir alışkanlık yaratabilir. Süratten yakalandım yüzde 30 ödedim, ertesi gün meyhaneye gittim alkolden yakalandım demek ki yüzde 30 ödeyeceğim, 3’üncü kez bir başka suçu işleyebilirim gibi bir yola girebilir sürücü. Özetle parasal cezalar düşürülmeli. Kazada yüzde 100 suçlu olanların cezası ağır hapis olmalı; içki ve süratle kazaya yol açanlar bunun farkında olmalı” ifadelerini kullandı.

Eğitimin önemine dikkat çeken Denktaş, “Çift şeritli yolda 65 kilometre hız sınırı cezaya çok elverişli ama yeter ki şerit kullanmayı bilelim. Kazaları önlemenin yolu eğitimden geçiyor. Cezaları artırmak değil, doğru eğitim ve yol düzenlemeleri üzerinde durulmalı” dedi.

Serdar Denktaş: Kürsü dokunulmazlığı hariç tüm dokunulmazlıklar kaldırılmalı

Tam Parti Kurucusu ve deneyimli siyasetçi Serdar Denktaş, Emrah Yeşilırmak’ın dokunulmazlığının kaldırılmamasıyla ilgili tartışmaları da değerlendirdi.

Dokunulmazlık konusunun kökten çözülmesi gerektiğini vurgulayan Denktaş, “Dokunulmazlık meselesini gündemden silmenin tek yolu, kürsü dokunulmazlığı hariç tüm dokunulmazlıkların milletvekillerinden kaldırılmasıdır. Fikir ve düşünce dokunulmaz olmalı, kürsü dokunulmazlığı olmalı; ancak onun dışındaki dokunulmazlıklar kaldırılmalı ki milletvekilleri de yargılanabileceklerini bilsinler” dedi.

Dokunulmazlık gerekçesiyle mahkemeye gitmemenin doğru olmadığını ifade eden Denktaş, “Dokunulmazlık var diye mahkemeye gitmeme gibi bir durum yoktur. Ben üç-dört kez mahkemeye gittim. Bu arkadaşlar da aynı şekilde davranabilirdi” ifadelerini kullandı.

Denktaş: Bütçe çok iyi hazırlanmış değil, bu yıl sıkıntılı geçecek

Meclis’ten geçirilen bütçeyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Denktaş, bütçenin yeterince iyi hazırlanmadığını düşündüğünü etti, “Çok iyi hazırlanmış bir bütçe olduğunu düşünmüyorum. Bu yılı sıkıntılı geçireceğimiz aşikâr” dedi.

Buna rağmen bütçenin geçirilmesinin doğru bir adım olduğunu vurgulayan Denktaş, “Bütçeyi geçirmiş olmak doğru olandı, doğru olanı yaptılar. Süreci izleyip göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Serdar Denktaş: Tam Parti Meclis’te güçlü şekilde olacak

Tam Parti Kurucusu Serdar Denktaş, erken seçim ihtimali ve partisinin seçim hazırlıklarına ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Partinin teşkilatlanma sürecinin hızlı ve sağlıklı ilerlediğini belirten Denktaş, “Meclis’te kesin olacağız ve güçlü bir şekilde yer alacağız. Teşkilatlanma yapımız güzel ve hızlı ilerliyor. Yoruluyoruz ama halktan gördüğümüz ilgi bu yorgunluğu alıyor” dedi.

Kurultay sürecinin tamamlanmasının ardından aday belirleme aşamasına geçeceklerini ifade eden Denktaş, “Kurultay bitsin, ardından aday belirleme sürecine geleceğiz. Tam Parti güzel bir seçim süreci geçirecek” ifadelerini kullandı.

Seçim sonrası Meclis aritmetiğine dikkat çeken Denktaş, “Günü geldiğinde Tam Parti, güçlü ve genç bir ekiple halkın karşısında olacak. Ben de bu süreçte yol gösterici olacağım. Seçimlerde farklı bir Meclis aritmetiği ortaya çıkacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

Denktaş: “Asgari ücret kısır döngüye girdi, çözüm hayatı ucuzlatmak”

Denktaş, asgari ücret ve alım gücüyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Asgari ücret tartışmalarının bir kısır döngüye dönüştüğünü belirten Denktaş, “Hayatı ucuzlatmanın yollarını arayarak alım gücünü yükseltmenin üzerine yürünmesi lazım. Asgari ücretliye devlet tarafından verilecek destek olumlu mu karşılanacak, yoksa sosyal sigortalar açısından sorun mu yaratacak; bunu göreceğiz” dedi.

Yapılacak düzenlemelerin işveren ve esnaf üzerindeki etkisine de dikkat çeken Denktaş, “Bu destek işvereni ve esnafı ne kadar tatmin edecek, gerçekten verilebilecek mi; çalışan KKTC’lilerin sayısı artacak mı, bunları görmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

Çalışan sayılarındaki artışın yanıltıcı olabileceğini vurgulayan Denktaş, “KKTC’de çalışan sayısındaki artışlar bizi aldatmasın. Yabancı çalışanların vatandaş yapılmasıyla rakamlar artıyor, ardından bu kişiler memur oluyor” diye konuştu.

Hükümetin önceliğinin hayat pahalılığıyla mücadele olması gerektiğini söyleyen Denktaş, “Hükümetin yapması gereken; hayatı ucuzlatacak önlemleri gündeme getirmek, alım gücünü yükseltmek ve denetimleri artırmaktır. Denetim konusunda farklı yöntemler denenebilir. Yeni yazar kasalar tam anlamıyla uygulamaya geçerse, ciddi bir denetim sağlayabilir” dedi.

Denktaş: “Elektronik etiket tek başına hayatı ucuzlatamaz”

Elektronik etiket uygulamasının tek başına fiyatları düşürmeyeceğini de vurgulayan Denktaş, “Bu uygulama vatandaşın bilgi sahibi olması açısından iyi ve faydalıdır; ancak hayatı ucuzlatması mümkün değildir” dedi.

Fiyat dengesinin sağlanmasında vatandaşın rolüne dikkat çeken Denktaş, “Vatandaş, sürekli aldığı ürünler arasında fiyat farkı görüyorsa üşenmeden daha ucuz olan yere gitmeli ve şikâyetini sürekli yapmalıdır. Bu durum işletme üzerinde baskı oluşturur ve fiyatların dengelenmesine katkı sağlar” ifadelerini kullandı.

Asıl çözümün devlet politikalarında yattığını belirten Denktaş, “Esas olan, vergi, harç ve fon sisteminde devletin ortaya koyması gereken yaklaşımlardır. Hayat pahalılığıyla mücadele, sadece uygulamalarla değil, köklü ekonomik düzenlemelerle mümkündür” diye konuştu.

Denktaş: “Güneye kaçan ekonomi hayatı ucuzlatarak geri döner”

Ekonomik kaybın önlenmesinin yolunun fiyatları düşürmekten geçtiğini belirten Denktaş, “Güneye kaçan ekonomi, hayatı ucuzlatarak önlenir. Geçmişte akaryakıtı ucuzlattık ve Güney’den buraya akaryakıt almaya gelen insanlar restorana da gitti, kafeye de gitti. Bu hareketliliği şimdi elimizden kaçırıyoruz” dedi.

Hem güneye gidenler hem de gidemeyenler için iç pazarın güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Denktaş, “Yapmamız gereken, pazarımızı ucuzlatmak. Ucuzlatıldığı anda geri dönüş yeniden başlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Denktaş: “Güvenlik için muhaceret sistemi yeniden ele alınmalı”

Tam Parti Kurucusu ve deneyimli siyasetçi Serdar Denktaş, ülkedeki güvenlik tartışmaları ve muhaceret sistemiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye muhacereti ile KKTC muhaceret sistemlerinin online ve entegre çalışması gerektiğini vurgulayan Denktaş, “Türkiye’den kim çıkıyor, buraya gelmek için neden geliyor, nerede kalacak, burada ailesi var mı; bu bilgilerin kişi Türkiye’den çıkış anında görülebilmesi lazım” dedi.

Kimlikle giriş uygulamasına da değinen Denktaş, bu konuda yıllar önce uyarıda bulunduğunu belirterek, “Kimlikle giriş meselesi başından beri iyi olmayacağını söylemiştim. 1990’dan bu yana geldiğimiz noktada bunun önemli bir payı var. Kimlik yerine pasaportla giriş yeniden gündeme gelmeli” ifadelerini kullandı.

Son dönemde yaşanan kurşunlama olayına da dikkat çeken Denktaş, “Zanlı 17 yaşında. Bu çocuk nasıl geldi? 18 yaş altı için anne-baba onayı gerekiyor; bu onay nerede? Bunlar titizlikle soruşturulmalı” dedi.

Muhaceret denetimlerinin artırılması gerektiğini vurgulayan Denktaş, “Muhaceret memurlarımız çok daha titiz olmalı. Çok uluslu bir devlet haline geldik. Bunları ülkeye sokan biziz.” şeklinde konuştu.