Karakuş Öz yazdı...

Daha dün “Bir galeri daha kurşunlandı” diyorduk. Bugün ise suikast için gelenlerden söz ediyoruz. Bu ülkede suç, adım adım değil; koşarak ilerliyor. Dün kurşunlanan galeriler vardı , bugün hedefte insanlar var.

Bu bir tesadüf değil. Bu bir uyarı da değil. Bu, göz göre göre gelen bir çöküştür. Galeri kurşunlanır, hala önlem alınmaz. Kimse hesap vermez. Fail ya bulunmaz ya da bulunsa da nihai sonuç yok. Sonra ne olur? Cesaret artar. Silahlar konuşur. Bu sefer “gözdağı” yetmez, sıra cana gelir.

Suikast kelimesi bu ülkenin gündemine bu kadar rahat girebiliyorsa, ortada büyük bir sorun vardır. Çünkü suikast, sıradan suç değildir. Plan vardır, takip vardır, cüret vardır. Ve en önemlisi: “Yakalanmam” özgüveni vardır.

Bu insanlar bu ülkeye nasıl giriyor? Bu silahlar nasıl dolaşıyor? Kim kime dokunamıyor? Asıl konuşulması gerekenler bunlar ama konuşulmuyor. Onun yerine klasik cümleler servis ediliyor: “Olayla ilgili soruşturma sürüyor.” Peki ya öncesi? O soruşturma neden hiçbir şeyi durduramıyor?

Bir ülkede esnaf sabah dükkânını açarken arkasını kolluyorsa, orada devlet yoktur. Bir ülkede insanlar kimin hedef olacağını tahmin etmeye başlamışsa, orada güvenlik çoktan kaybedilmiştir. Bugün bir galeri, yarın bir iş insanı, öbür gün sıradan bir vatandaş… Kurşun seçmez. En acısı da şu: Halk artık şaşırmıyor. “Vurulmuş” deniyor, omuz silkiliyor. “Suikast için gelmişler” deniyor, iki dakika konuşulup geçiliyor. İşte asıl çürüme burada başlıyor. Alışmak.

Bu yaşananlar münferit değil. Bu bir zincir. Ve her kırılmayan halka, bir sonrakine davetiye çıkarıyor. Dün kurşunlanan camlardı, bugün insanlar konuşuluyor. Yarın cenazelerde “başımız sağ olsun” demekle mi yetineceğiz?

Sorun birkaç silahlı adam değil. Sorun, onları durduramayan, görmezden gelen, geçiştiren düzendir. Ve unutmayalım: Suikast sadece bir kişiye yapılmaz. Suikast, toplumun güven duygusuna yapılır.

O GÜVEN BİR KEZ ÖLÜRSE ,

GERİYE SADECE KORKU KALIR…