Karakuş Öz yazdı...
Kendi 24 , çocuk 12 yaşında ve “EVELENECEĞİM” ben senle diyerek pis emellerini gerçekleştirmek için çocuğa sokuluyor. Öyle al vur kendisini duvardan duvara. Al sık gırtlağını, al öyle tövbe tövbe.
Yine bir çocuğun hayatı çalındı. Ve biz yine geç kaldık. Bir çocuğun hayatı çalındığında çalınan tek şey bir an değildir. Güven duygusudur. Masumiyettir. İnsanlara inanma kapasitesidir. Geleceğe kurulan cümlelerdir. Bir çocuk travmayı sadece yaşadığı gün taşımaz. O yük yıllarca sırtında kalır. Uyurken, okula giderken, kalabalıkta yürürken, bir yetişkine bakarken… Her yerde.
Be geri zekalılat, be embesiller, be insanımsı varlıklar, çoğu zaman şunu unutuyorsunuz ; Çocukların dünyası yetişkinlerin dünyasından çok daha küçüktür. Onların evreni birkaç güvenli insandan ibarettir. Eğer o güvenli alan kırılırsa, dünya onlar için tamamen güvensiz bir yere dönüşür. Sizin pis duygu ve düşünceleriniz yüzünden, hemen hemen her gün bir çocuğumuz, ruhen manen hayattan alınıyor.
Sessizlik en büyük suç ortağıdır. Bu tür olaylardan sonra öfke büyüyor. Sosyal medya dolup taşıyor. En ağır cezalar talep ediliyor. Ama birkaç gün sonra gündem değişir. Asıl problem burada başlar, unutmak. Unutmak, suçu normalleştirir.
Susmak, faili güçlendirir.
Görmezden gelmek, yeni mağdurların yolunu açar.
Çocuklar çoğu zaman konuşamaz. Çünkü korkarlar. İnanılmamaktan korkarlar. Ailelerinin dağılmasından korkarlar. “Sen yanlış anlamışsındır” denmesinden korkarlar. Ve bu korku, istismarın en güçlü zırhıdır. Bir toplumda çocuk susuyorsa, yetişkinler konuşmak zorundadır.
Bir çocuk korkuyorsa, yetişkinler cesur olmak zorundadır.
Peki sorumluluk kimin?
Bu mesele sadece bir kişinin suçu değildir. Elbette fail suçludur. Ama sistem nerede? Denetim nerede? Koruma mekanizmaları nerede? Okullarda çocuklara beden güvenliği eğitimi veriliyor mu?Aileler bilinçlendiriliyor mu?İhbar edenler gerçekten korunuyor mu?Yargı süreçleri hızlı ve caydırıcı mı? Bir çocuğun hayatı çalındığında, sadece “en ağır cezayı verelim” demek yeterli değildir. Önlemek için ne yaptık sorusu asıl sorudur. Çünkü adalet, sadece cezayla değil; korumayla da ölçülür.
Geleceği çalınan bir ülkeyiz biz . Bir ülkede çocuklar güvende değilse, o ülkenin geleceği de güvende değildir.
Çocukların korkuyla büyüdüğü bir toplumda sağlıklı bireyler yetişmez. Güven duygusu zedelenmiş nesiller, berbat bir toplum yaratır. Çalınan her çocukluk, aslında biraz da ülkenin yarınından çalınmıştır.
Artık tepki değil, sistem gerekiyor
Öfke anlıktır. Sistem kalıcıdır. Bir çocuk “bir şey oldu” dediğinde, ilk refleksimiz şüphe değil, koruma olmalıdır. Yine bir çocuğun hayatı çalındı. Ama biz hâlâ sadece konuşuyorsak, yarın başka bir başlıkta yine aynı cümleyi kuracağız.Çocuklar korunmak ister.Dinlenmek ister.İnanılmak ister.
Ve en çok da güvende olmak ister.
Onların hayatı, bizim vicdanımızdır.
KARAKUŞ