BM Genel Sekreteri Guterres’e Kıbrıs’a yapacağı ziyaret öncesinde mektup gönderen Tatar, mektubunda “Gerçek tarafsızlık, mevcut adaletsizliği sürdürmek değil, onu ortadan kaldıracak cesareti göstermektir” dedi.

Güvenlik Konseyi tarafından 1964 yılında alınan kararın Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yalnızca Rum yönetimi tarafından temsil edilmesine yol açtığını kaydeden Tatar, Kıbrıs Türk halkının ise uluslararası toplumdan dışlandığını, ağır ve haksız izolasyonlara maruz bırakıldığını vurguladı.

Tatar, Birleşmiş Milletlerin kendi geçmişiyle yüzleşmesi, artık bu tarihî haksızlığı teslim etmesi ve Kıbrıs Türk halkının uğradığı mağduriyetlerin giderilmesi yönünde somut adımlar atmasını da istedi.

-Çıkmazın sorumlusu…

Tatar, Kıbrıs meselesinde yaşanan çıkmazın ve sonuç alıcı müzakerelere geçilememesinin sorumlusunun Türk tarafı değil, Rum yönetiminin Kıbrıs Türklerini azınlık statüsüne indirgeme hedefi ile bu hedefi destekleyenler bulunması olduğunun altını çizdi.

Beş yıllık görevi süresince Guterres’in Kıbrıs meselesine çözüm bulunması yönünde ortaya koyduğu iyi niyetli çabaları takdir ettiğini ifade eden Tatar yarım asrı aşan müzakere süreci boyunca, barışçı çabalarına rağmen Kıbrıs Türk halkının temel haklarının teslim edilmediğini vurguladı. Tatar, “Aksine Kıbrıs Türk halkının mağduriyeti daha da artmıştır” ifadesini kullandı.

Tatar, bugün “Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün nedeni Kıbrıs Türk tarafının tutumu değil, Kıbrıs Türk halkını kurucu ortak olmaktan çıkarıp Rum çoğunluğun azınlığı haline getirmeyi hedefleyen anlayış olduğunun da kabul edilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

“Bu nedenle Cumhurbaşkanlığım süresince ortaya koyduğumuz egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün teyit edilmesi siyasetinin bir tercih değil” ifadesini kullanan Tatar, söz konusu siyasetin Kıbrıs Türk halkının varlığını, güvenliğini ve siyasi iradesini korumaya yönelik meşru ve haklı bir talep olduğunu kaydetti.

-“Rum tarafı hala Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tek sahibi olduğu iddiasını sürdürüyor”

Tatar, Rum tarafının hala Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tek sahibi olduğu iddiasını sürdürdüğünü de aktararak, Kıbrıs Türk halkını bu devletin anayasal hak sahibi kurucu ortağı değil, azınlık statüsünde bir topluluk olarak görmeye devam ettiğini ve bu yaklaşımın kabul edilmez olduğunu belirtti.

Birleşmiş Milletlerin kendi geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğine de işaret eden Tatar, 14 Mart 1964'te alınan 186 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı’nın Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yalnızca Rum yönetimi tarafından temsil edilmesine yol açtığını kaydetti. Tatar, Kıbrıs Türk halkının ise uluslararası toplumdan dışlandığını, ağır ve haksız izolasyonlara maruz bırakıldığını vurguladı.

Tatar, bu bağlamda, Rum tarafının uluslararası platformlarda tek meşru hükümet gibi hareket ettiğini ancak Kıbrıs Türk halkının ise en temel insani, ekonomik ve uluslararası haklarından (kalkınma hakkı) dahi mahrum bırakıldığına dikkat çekti.

CTP Güzelyurt Gençlik Örgütü'nde yeni başkan Gülcan Güneysu oldu
CTP Güzelyurt Gençlik Örgütü'nde yeni başkan Gülcan Güneysu oldu
İçeriği Görüntüle

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) 186 sayılı kararın kurduğu statükonun yarattığı konfor alanını korumayı hedeflediğini, diğer taraftan da tek çözüm yolunun gasp etmiş olduğu ortaklığın evriminde gördüğünü belirten Tatar, “GKRY liderliğinin bu anlayışı sizin raporlarınıza gönderdiği güncel raporlardan da görülmektedir.” dedi.

Müzakere süreçlerinde gerekli olduğu belirtilen “karşılıklı zarar veren çıkmaz” durumunun Kıbrıs Türk tarafı için geçerli olduğunu belirten Tatar, Kıbrıs Rum tarafının ise mevcut durumda bir konfor alanına sahip olduğunu kaydetti.

Aradan geçen altmış yılı aşkın sürede söz konusu politikanın çözüm üretmediğinin orta olduğuna işaret eden Tatar, Birleşmiş Milletlere artık bu tarihî haksızlığı teslim etmesi ve 4 Mart 1964'ten bu yana Kıbrıs Türk halkının uğradığı mağduriyetlerin giderilmesi yönünde somut adımlar atması çağrısında bulundu.

Kıbrıs'ta güvenlik meselesinin göz ardı edilemeyecek kadar hayati önem taşıdığını vurgulayan Tatar, Rum tarafının son yıllarda hızlandırdığı silahlanma faaliyetleri, askerî ittifak arayışları ve Kıbrıs Türk halkını hedef alan siyasi söylemlerine dikkat çekti.

-“ Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlayan en önemli unsur TC’nin etkin ve fiilî garantisidir”

Tatar, böylesi bir ortamda Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlayan en önemli unsurun Türkiye Cumhuriyeti'nin etkin ve fiilî garantisi olduğunu vurguladı.

1960 Garanti Antlaşması'nın Türkiye'ye tanıdığı tek taraflı müdahale hakkının yalnızca hukuki bir düzenleme olmadığını da anımsatan Tatar, Kıbrıs'ta barışın ve caydırıcılığın temel güvencesi olduğunu kaydetti.

Tatar, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinden, tek taraflı müdahale hakkını da içeren garantörlük sisteminden vazgeçilmesinin hiçbir koşul altında söz konusu olamayacağını işaret ederek, NATO ya da herhangi bir uluslararası güvenlik mekanizmasının Garanti Antlaşması'nın sağladığı hukuki ve fiili güvenceyi ikame edemeyeceğini, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin pazarlık konusu olmadığını belirtti.

Kıbrıs'ta kalıcı bir uzlaşının yolunun gerçekleri kabul etmekten geçtiğini de aktaran Tatar, “İki ayrı halk, iki ayrı demokrasi ve iki ayrı otorite bugün adada fiilen mevcuttur. Bu gerçeği yok sayan hiçbir süreç başarıya ulaşamayacaktır.” dedi.

-“BM, tarafların egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü esas alan yeni bir zemini kabul etmeli"

5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, AİHM kararları doğrultusunda tesis edilen Taşınmaz Mal Komisyonu’nu dikkate almayarak mülkiyet meselesinin Kıbrıs Türk halkının ekonomik ve sosyal yapısını zayıflatacak, halkı baskı altına alacak bir araç haline getirilmesinden ciddi endişe duyduklarını da kaydetti. Tatar, BM’nin bundan sonraki yaklaşımının başarısızlığı defalarca kanıtlanmış modelleri yeniden dayatmak değil; tarafların egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü esas alan yeni bir zemini kabul etmek olması gerektiğini vurguladı.

Tatar, “Görevinizin son döneminde Kıbrıs konusunda tarihe yeni bir başarısızlık değil, tarihî bir adaletin tesisine katkı sağlayan bir Genel Sekreter olarak geçme fırsatına sahipsiniz.” ifadesini kullandı.

Kıbrıs Türk halkının haklarından vazgeçmeyeceğini, eşitliğini, güvenliğini ve egemenliğini kararlılıkla savunmaya devam edeceğini de kaydeden Tatar, söz konusu ziyarette geçmişte yapılan hataların tekrarlanmasına değil, yeni ve adil bir anlayışın başlangıcına vesile olması temennisinde bulundu.