Tatar, son zamanda yapılan bu tür uygulamalara son verilmesi gerektiğini, bu uygulamaların hukuki zeminde bir yeri olmadığını belirterek, bu konudaki tepkilerini daha da artırarak, uluslararası camianın dikkatine getireceklerini belirtti.

Güney Kıbrıs’ın bu hareketinin “zarar verici” nitelikte olduğunu söyleyen Tatar, konunun BM Genel Sekreteri’nin dikkatine getirilmesi yönünde talepleri olduğunu söyledi. 

Cumhurbaşkanı Tatar, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Kıbrıs Barış Gücü Misyon Şefi Colin Stewart ile görüşmesinin ardından basına açıklamalarda bulundu.

- “Stewart’a Taşınmaz Mal Komisyonu hakkında teknik ve hukuki bilgiler aktardık”

Tatar, açıklamasında, hem dün Holguin ile yaptığı görüşmede, hem de bugün Stewart ile görüşmesinde, yeni bir müzakere sürecinin başlayabilmesi için, Kıbrıslı Türklerin egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün mutlak surette teyit edilmesi gerektiğini söylediğini kaydetti.

Egemenlik temelindeki haklar olan ve “3D” olarak adlandırılan “direkt uçuş, direkt ticaret ve direkt temas” taleplerini hatırlatan ve Holguin’in bu talepleri olumlu karşılamasına rağmen bir gelişme sağlayamadığını belirten Tatar, verilen ve tutulmayan tüm sözler yüzünden Kıbrıs Türkü’nün halen daha mağduriyet yaşadığını söyledi.

Görüşmede mülkiyet konusunun da ele alındığını söyleyen Tatar, Stewart’a Avrupa Birliği tarafından onaylanmış Taşınmaz Mal Komisyonu hakkında teknik ve hukuki bilgilerin aktarıldığını, bu konuda bir takım girişimlerde bulunulmasının talep edildiğini söyledi.

Taşınmaz Mal Komisyonu'nun, Kıbrıslı Rumlar’ın Kuzey’de bıraktıkları malları için bir çare enstitüsü olduğunu ve Komisyonun tazminat, iade, takas gibi enstrümanları olduğunu kaydeden Tatar, dün Londra’da görüştüğü BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’a da benzer taleplerde bulunduğunu hatırlattı. 

Bakan Dinçyürek mevkidaşı Memişoğlu ile görüştü Bakan Dinçyürek mevkidaşı Memişoğlu ile görüştü

"Haksızlıklara karşı tepkimiz artarak devam edecek”

Tatar, 1974 ardından oluşan yeni düzende, Anayasa gereği Kuzey’de kalan Rum mallarının kamulaştırıldığına, bu malların Kıbrıslı Türklerin Güney’de bıraktıkları mallara karşı eşdeğer ve diğer uygulamalarla satıldığına, bu mallar üzerine yatırım yapıldığına işaret ederek, tüm müzakere süreçlerindeki anlayışın da bu meselelerin bir anlaşmanın ardından çözüleceği yönünde olduğunu kaydetti. 

Şu anda devam eden alıkoyma, tutuklama gibi kabul görülemeyecek olayların Güney Kıbrıs’taki mahkemelerde görüşülmesinin ardından, istinafa gidilerek Avrupa Birliği mahkemelerinde de görüşüleceğini söyleyen Tatar, söz konusu mahkemelerden insan hakları bakımından daha kabul edilebilecek kararlar çıkacağı yönünde beklentisi olduğunu belirtti.

Güney Kıbrıs’ın bu süreci siyasallaştırdığı ve zarar verecek şekilde hareket ettiğini gördüklerini söyleyen Tatar, KKTC’nin tüm kurumlarının bu gerginliklere ve haksızlıklara karşı tepkilerini artıracağını ve uluslararası camianın dikkatine getireceğini ifade etti, Stewart ve Holguin’e bu konular hakkında bilgiler aktararak, konunun BM Genel Sekreteri’nin dikkatine getirilmesini istediğini dile getirdi. 

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs meselesi ve çeşitli konularına ilişkin zaman zaman BM ile görüşmelerin sürdürüldüğünü kaydederek, bu görüşmelerde her zaman olduğu gibi Güney Kıbrıs’ın egemen olduğu kadar Kıbrıs Türk halkının da egemen olduğunu, müzakere sürecinin ancak bu çerçevede başlayabileceğini, pozisyonlarının 4 yıldır aynı olduğunu ve bu bağlamda yeni siyasetin Türkiye Cumhuriyeti tarafından da tereddütsüz şekilde desteklendiğinin ifade edildiğini belirtti.