KIBRIS

“Anayasa değişikliğinin temel ihtiyacı gözden kaçıyor ve yeterince anlatılamıyor”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, anayasanın katı yapısı nedeniyle Yüksek Mahkeme ile ilgili değişikliklerin zorlaştığını belirterek, 1985’ten bu yana nüfus ve dava sayısında büyük artış yaşandığını söyleyerek, Yüksek Mahkeme’deki yargıç sayısının hâlâ 8 olduğunu ve bu yükün kaldırılamaz hale geldiğini ifade etti…

- Özel Haber-

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, Gündem Kıbrıs web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programda 2025 yılının genel bir değerlendirmesini yapan Solyalı, 2025’in zor bir yıl olduğunu ifade etti. Solyalı, “Kuzey Kıbrıs gündemi hiç azalmayan bir hızla gidiyor. 2025 zor başladı ve ekonomik koşullardan dolayı zor şartlarda devam etti. Ancak 2025 yılında Ekim ayında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte, Kıbrıslı Türkler çok önemli bir özgüven sahibi olma yolunda adım attı. Ülkedeki farklı kesimlerdeki ayakları yere basan, kendi kendini yönetme iradesi olan ve umut besleyen insanlar, haklarının peşine düşmesi için önemli bir adım atıldı. 2025 yılını, umudu 2026’ya taşıyan bir yıl olarak kapattık” dedi.

“Bütçe sosyal devletin kurgusunu insanların üzerinde hissettirecek bir yapıda değil”

Cumhuriyet Meclisi’nde tamamlanan bütçe görüşmeleri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Solyalı, “Ne yazı ki hiçbir zaman sosyal bütçeleme yapma modelini bugünkü hükümete denettiremedik. Biz bunu bir yolsuzluk ve yoksulluk bütçesi olarak tanımladık. Kamu hizmetlerinin, eğitim, sağlık, karayolları ve diğer temel ihtiyaçların korunmasıyla ilgili bir bütçe bekledik. Bütçede 25 Milyar TL ile en büyük pay açığa verildi. Bunun yanı sıra 6 milyar TL’lik bir faiz yükü de olacak. Yatırım bütçesine baktığımız zaman sadece 11 Milyar TL’de kaldı. Yani biz hastanelere, okullara, yollara ve günlük temel ihtiyaçlara ayırdığımız bütçeyi devede kulak olarak tanımlayabiliriz. Diğer taraftan bütçe döneminde nüfusumuzu hala öğrenemedik. Sormuş olduğumuz soruların yanıtsız kaldığını gördük. Bu bütçe hiçbir şekilde sosyal devletin kurgusunu insanların üzerinde hissettirecek bir yapıda değildir. Bu bütçe sosyal bütçeden çok uzak bir bütçedir” diye konuştu.

“Anayasa değişikliğinin temel ihtiyacı gözden kaçıyor ve yeterince anlatılamıyor”

Son dönemlerde tartışılmaya başlayan “Anayasa değişikliği” hakkında da bilgi veren ve değerlendirmelerde bulunan Solyalı, “Bizim anayasamız katı bir anayasadır ve değiştirilmesi çok kolay olmayan bir anayasadır. 1985 yılında bu anayasa geçerken Yüksek Mahkeme ve yargıç sayısı bu anayasanın içerisine yerleştirilmiş. 1985’ten 2025 yılına kadar nüfusta çok belirgin ve beklenmeyen derece bir nüfus değişikliği gündeme geldi. 2014 yılındaki anayasa değişiklik önerisinde daha demokratik ve mahkemelerin de ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde bir değişiklik vardı. O anayasa değişikliği geçici 10. Maddeye dayandırılarak, bu kadar kazanımın görülmemesi nedeniyle reddedildi. İkinci değişiklik önerisi yine bir Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte yapılan ve sadece Yüksek Mahkeme’deki yargıç sayısını değiştiren ve diğer anayasa maddelerine dokumayan bir değişiklikti. Ancak orada da başka dar tartışmalara girdik. Dolayısıyla bu değişiklik de gündeme gelmedi” dedi.

Konuşmasının devamında Solyalı, “Nüfus, suçlar, alacak verecek davaları artıyor. Biten davaların istinafları çok yoğun bir şekilde gündeme geliyor ve bütün bu yükü çeken Yüksek Mahkemedeki kişi sayısı 8’dir. Bu 8 sayısı, anayasadaki çok katı kurallardan dolayı çoğaltılamıyor. Yüksek Mahkeme’den iki temel alanda değişiklik talebinin geleceğini görüyoruz. Birincisi Yüksek Mahkeme’deki yargıç sayısının artırılması, ikincisi ise davaların bir kısmının en üst mahkemeye çıkana kadar belirli kademelerle geçmesi ve süzgeçlerden geçirilmesidir. Bu sayede en üst mahkemenin yoğunluğu da azalacak. Herhangi bir seçimle bu referandumun yapılmamasını talep ettiler. Anayasa değişikliğinin temel ihtiyacı gözden kaçıyor ve yeterince anlatılamıyor. Bu nedenle Yüksek Mahkemenin talebi somuttur. Tartışmaların doygunluğa ulaştığı en yakın zamanda anayasa değişiklik referandumunun halkın bilgisine sunulması gerekir” dedi.

“Polisin koşullarının maddi ve fiziki olarak iyileştirilmesi gerekiyor”

Ülkede son dönemlerde yaşanan adli olaylar hakkında da değerlendirmelerde bulunan Solyalı, “Polisin koşullarının maddi ve fiziki olarak iyileştirilmesi gerekiyor. Polis sayısı ve polis teşkilat yapısı değiştirilmelidir. Biz suçla mücadelede öncelikle polisin sayısını artıracağız, alt yapısını güçlendireceğiz, teknolojik yapısını da besleyeceğiz. Diğer taraftan uluslararası anlamda da işbirliğinin bir yolunu bulmak zorundayız. Yeni nesil çete elemanlarının buralara geldiğini ve herhangi birinin dükkânını kurşunlayabildiklerini gördük. Bununla ilgili Türkiye ile bir işbirliğini kurgulamamız gerekir. Bilgi alışverişini sağlamak zorundayız. Diğer yandan Güney Kıbrıs ve Avrupa ile de bunu bir şekilde yapmak zorundayız. Bütün bunlar kurgulanmalıdır. Daha vizesi biteni takip edemeyen bir İçişleri Bakanlığı vardır. Sokaklara çıkarak insan avına çıkıyorlar. Ancak bakanlık o kadar bu konulara ilgisiz ki 6 aydır Muhaceret Dairesi makamı boş olarak duruyor. Bütün bu sistemi bütünlüklü ele alan kapsamlı bir çalışma yapılması gerekir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’siz bir bölge güvenliği kesinlikle tartışılamaz”

Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Solyalı, “Bir adım geriye gitmezsek, bir adım öne atamayız. Geçtiğimiz 5 yıl Kıbrıslı Türkler açısından kayıp yıllardı. Güvenlik, ticaret ve enerji konularında Güney Kıbrıs, Kıbrıslı Türkler eşit hak sahibi değilmiş gibi adımlar atmasını sağladığımız bir 5 yıl oldu. Bu geleceğe dair önemli bir kayıptır. Bizim de dünyanın konuştuğu dilden uzaklaşmamız, bizim çözüm istemeyen taraf olarak dünyada resmedilmemize sebep verdi. Ancak Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile birlikte bu süreç artık tersine döndü. Sayın Cumhurbaşkanı ilk görüşmeye bile hazırlıklı giderek hem 4 metodolojiyi hem de 10 maddelik gündelik hayatı ilgilendiren konuları ortaya sundu. Onların gerçekte çözümü istemedikleri taraf olmadıkları dünyada görünür bir hale geliyor. Güney Kıbrıs bölgeyi ilgilendiren büyük adımlar atıyor. Enerji, ticaret ve güvenlik anlaşmalarını hayata geçirmek için adımlar atıyor ve bunların hiçbirinde Türkiye’yi müdahil olarak görmüyor. Türkiye’siz bir bölge güvenliği kesinlikle tartışılamaz. Bölge halkları açısından enerji, ticaret ve güvenlik açısından bu bölge ülkeleri bir anlaşma imzalayıp, ileriye dair bir kurgu yapacaksa bu Türkiye’yi gözden çıkararak olmaz. Hiçbir şekilde Kıbrıslı Türklerin sözü olmaksızın, bu kadar tehlikeli işlerin altına imza atılmasını istemiyoruz” dedi.

“Taşınmaz Mal Komisyonu’nu maddi olarak güçlendirmeli ve davaların hızlı sonuçlanmasını sağlamalıyız”

Konuşmasının devamında Solyalı, “Mülkiyet” konusunda yaşanan gelişmeler hakkında da değerlendirmelerde bulunarak, “Mülkiyet, Kıbrıs meselesinin 6 başlığından biridir ve esas çözüm orada olacak. Bu çözümün hızlı olması ve risk altında olan insanları da koruyacak bir alan yaratması gerekir. Güney Kıbrıs, mülkiyet konusunu politik bir silah olarak kullanmaya devam edeceğini açık bir şekilde söyledi. Fransa’da tutuklama emrinin kabul görmemesi Güney Kıbrıs’ı kızdırdı. O nedenle de bu tutuklamalara devam edeceği yönünde açıklamalar yapılıyor. Bizim Taşınmaz Mal Komisyonu’nu maddi olarak güçlendirmek ve davaların daha hızlı sonuçlanmasını sağlayacak bir alan yaratmamız gerekiyor ki, Avrupa nezdinde Güney Kıbrıs’ın bu hamlelerine hızlı cevap vermemiz gerekir. Diğer taraftan, Cumhurbaşkanlığı vasıtasıyla, muhatabımızın gözüne bakarak, bu yapılanların yanlış olduğunu Avrupa’da anlatmalıyız. Mülkiyet Kıbrıs meselesinin bir başlığıdır. Oraya giderken öncelikli olarak ele alınabilecek bir başlık olur ve liderler arasında bir adım atılabilirse belki insanlarımız daha rahat bir nefes alır” ifadelerini kullandı.

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }