-CANLI AKTARIM / PELİN YÜKSELAY
Körfez ülkelerinde KKTC’nin dört temsilciliğinin bulunduğunu, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti konsolosluklarının da vatandaşlarla temas hâlinde olduğunu belirten Candan, sürecin uzamasının riskleri artırdığına dikkat çekti.
“İngiliz Üslerine yapılan saldırılar ada genelinde güvenlik tehdidi oluşturuyor”
Candan, Güney Kıbrıs’taki İngiliz üslerine yönelik İHA saldırılarının ada genelinde ciddi bir güvenlik tehdidi yarattığını vurguladı, şunları kaydetti:
“Güney Kıbrıs’ta bulunan çok sayıda Kıbrıslı Türk var. Onların da can güvenliği bizler için önemlidir. Üslerin savunma amacıyla kullanıldığı açıklansa da, mevcut durumda İran ve Hizbullah açısından bir hedef hâline gelebilir.”
Bu duruma ilişkin yapılan dış açıklamaların da tehdidin gerçekliğini doğruladığını belirtti.
“Hristodulidis’in politikaları Kıbrıs’ı hedef konumuna getirdi”
Candan, Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in göreve gelmesinin ardından izlediği dış politika çizgisini sert sözlerle eleştirdi.
Candan, “Hristodulidis, İsrail ve ABD ile yaptığı savunma ve işbirliği anlaşmalarıyla Kıbrıs’ı İran gibi ülkelerin gözünde hasım bir ülke hâline getirdi. Türkiye’ye karşı bir ittifak kurma arayışıyla hareket etti ama bunu yaparken adanın tamamını hedef haline getirdi.”
“Güvenlik için yeni yöntem ve mekanizmalar geliştirmek gerekiyor”
Garanti ve İttifak Anlaşmaları’nın, 1960’ların güvenlik ihtiyaçlarına göre şekillendiğini, ancak aradan 60 yıl geçtiğini hatırlatan Candan şu ifadeleri kullandı:
“Bugün artık Kıbrıslı Türkler ve Rumlar olarak kendi güvenliğimizi çağın tehditleri ve tehlikelerine karşı nasıl koruyabileceğimizi konuşmamız gerekiyor. Yeni yöntemler, yeni mekanizmalar geliştirme zamanıdır.”




