Endonezya’nın Sulawesi kıyılarındaki Muna Adası’nda, kireçtaşı bir mağaranın karanlık derinlikleri, binlerce yıldır saklı tuttuğu bir sırrı nihayet gün yüzüne çıkardı. Arkeologlar, bölgedeki Liang Metanduno mağarasında yaptıkları araştırmalarda, bilinen tüm kayıtları altüst eden ve en az 67 bin 800 yaşında olduğu kesinleşen el şablonları keşfettiler. Bu sivri parmaklı, ürpertici el figürleri, sadece birer çizim değil; modern insanın on binlerce yıl önce gerçekleştirdiği büyük göçün en somut ve en eski kanıtı niteliğinde.

Avustralya Griffith Üniversitesi'nden araştırmanın liderlerinden Maxime Aubert, karşılaştıkları bu tablonun izole bir sürpriz olmadığını, aksine bugüne kadar gözümüzden kaçan çok köklü bir kültürel geleneğin su yüzüne çıkışı olduğunu belirtiyor. Bölge, sanılanın aksine geçici bir durak değil, erken dönem insanların yaşadığı, seyahat ettiği ve fikirlerini sanat aracılığıyla ifade ettiği gerçek bir kültürel merkezdi.

AB'den Trump'a Grönland yanıtı: Diyaloğu tercih ediyoruz ancak gerekirse harekete geçmeye de hazırız
AB'den Trump'a Grönland yanıtı: Diyaloğu tercih ediyoruz ancak gerekirse harekete geçmeye de hazırız
İçeriği Görüntüle

Geçmişte bu mağaralardaki çizimlerin yaşı tam olarak belirlenemiyordu; ancak gelişen teknoloji sayesinde artık boyanın üzerindeki kalsit tabakasının yaşını ölçmek mümkün hale geldi. Uranyumun toryuma dönüşme hızını hesaplayan bilim insanları, boyanın üzerindeki mineral tabakasının 67 bin 800 yaşında olduğunu saptadı. Bu da sanat eserinin kendisinin çok daha eski olabileceği anlamına geliyor.

Bu keşif, insanlık tarihine dair bildiklerimizi kökten değiştiriyor. Arkeologlar, bu sanatsal ifadelerin toplumsal bir gereklilikten doğduğuna inanıyor. Tıpkı modern şehirlerde trafiği düzenlemek için trafik ışıklarına ihtiyaç duymamız gibi, antik insanlar da sosyal ağlar büyüdükçe kimliklerini ve aidiyetlerini ifade etmek için sembollere ve sanata sığındılar. Sulawesi'de bulunan bu eserler, insanların Asya'dan Avustralya'ya uzanan buz çağı rotası üzerindeki yolculuklarını aydınlatırken, modern insanın Sahul kıtasına ulaşma tarihini de on binlerce yıl geriye çekiyor. Bu keşif, insanlık hikayesinin bitişi değil, bizi daha derinlere bakmaya çağıran yepyeni bir başlangıç.