Karakuş Öz yazdı...
Ey devleti aliye eşrafı bir ülkenin gerçek sınavı, ekonomisiyle, teknolojisiyle ya da gösterişli binalarıyla değil, en zayıfını ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür. Bırakın o meclis kürüsülerinden dan dan etmeyi de kafanızı ülkenin sokaklarına çevirin. Nasıl Çocuğunu, kadını, savunmasız insanını koruyamayan bir toplum haline geldik görünüz.
Her gün bir haber düşüyor önümüze…
Bir çocuk tacize uğruyor.
Bir kadın raflar arasında saldırıya uğruyor.
Başka bir kadın, sıkıştırılıyor. Başka bir evlat dedesi tarafından yıllarca töbe töbe .
Gerçekten toplum olarak soruyoruz…
Bu ruh hastalarına ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Evet, yanlış duymadınız. Çünkü insanlıkla hiçbir ilgisi kalmamış bir zihnin yaptığı bu suçlara sadece “SUÇ ” diyemezsiniz. Bu yetersiz kalıyor. Taciz ve tecavüz, yalnızca bir kişinin bedenine saldırı değildir. Bu, insan onuruna yapılmış bir saldırıdır da aynı zamanda. Bir hayatın, bir ailenin, hatta bir toplumun güven duygusunun parçalanmasıdır. Her gün be gardaş aynı şeyler ve Level atlayarak devam ediyor.
Tacizci ve tecavüzcü dediğimiz o karanlık zihniyet, sadece bir birey değildir. O zihniyet, yıllarca görmezden gelinen ahlaki çöküşün, cezasızlığın ve suskunluğun sonucudur. Bugün en büyük sorunlardan biri de budur.
Cezasızlık duygusu.
Bir suçlu, işlediği suçtan sonra kısa süre içinde tekrar toplumun içine karışabiliyorsa, mağdur yıllarca travma yaşarken suçlu hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam edebiliyorsa, burada ciddi bir adalet problemi vardır. Adalet gecikirse sadece mağdur değil, toplum da yaralanır. Çünkü insanlar artık kendilerini güvende hissetmemeye başlar. Bizi de yoldan kaldıracaklar bir gün.
Şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Taciz ve tecavüz gibi insanlık suçlarında en ağır cezalar uygulanmalıdır. Bu suçlar, basit bir suç kategorisinde değerlendirilemez. Çünkü bu suçlar sadece bedene değil, ruhlara ve hayatlara işlenir.
Ama şunu da söylemek istiyorum ki, mesele sadece ceza değildir. Toplum olarak başka bir gerçekle de yüzleşmek zorundayız. Bu tür sapkınlıklar, çoğu zaman yıllarca süren çarpık düşünce biçimlerinin ürünüdür. Kadını aşağılayan, onu bir eşya gibi gören, gücü hak zanneden bir zihniyetin sonucudur. Eğer bir toplumda kadın hâlâ ZAYIF ve SAHİP OLUNACAK bir varlık gibi görülüyorsa, orada bu suçların zemini hazırlanıyor demektir.
Bir çocuğa küçük yaşta saygıyı öğretmezseniz, bir erkeğe kadının bir insan olduğunu öğretmezseniz, bir bireye sınır kavramını anlatmazsanız, yıllar sonra karşınıza böyle karanlık tablolar çıkar.
O yüzden mücadele yalnızca mahkeme salonlarında verilmemelidir. Mücadele evde başlamalıdır. Okulda başlamalıdır. Vicdanda başlamalıdır.
Unutmayalım!!!
Bir toplum tacizciyi ve tecavüzcüyü görmezden gelirse, aslında kendi geleceğini görmezden gelir. Ve adalet bir gün gerçekten sağlanacaksa, o gün bu suçların karşısında susmayan insanların sayesinde olacaktır.
KARAKUŞ