Bakanlıktan yapılan açıklamada, GKRY makamlarınca ziyarete izin verilmediğinin BMBG aracılığıyla Bakanlığa iletildiği belirtilerek, “Rum liderliğinin dini özgürlükleri kısıtlayıcı ve ibadet hakkını engelleyici bu tutumu Kıbrıs Türk halkının temel insan haklarının ihlaline yeni bir örnek teşkil etmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Süreç boyunca yapılan girişimlere ilişkin detaylara da yer verilen açıklamada, Hala Sultan Tekkesi ziyareti için ilk olarak bayramın ikinci günü olan 21 Mart tarihi için BMBG aracılığıyla başvuru yapıldığı, ancak bu talebin GKRY tarafından reddedilerek yeni tarih istendiği kaydedildi.

Açıklamada, bunun üzerine bayramın son günü olan 22 Mart tarihinin önerildiği, bu tarihin de uygun görülmemesi üzerine ziyaretin 28 Mart’ta yapılmasının talep edildiği belirtildi.

Önceki yıllarda 300 ile 500 kişi ve 6-10 otobüsle gerçekleştirilen ziyaretlerin, bu yıl 105 kişi ve 2 otobüs olarak planlandığı ifade edilen açıklamada, Rum yönetiminin güvenlik gerekçesiyle ziyaretçi sayısının yarıya indirilmesini istemesi üzerine organizasyonun 1 otobüs olarak revize edildiği kaydedildi.

Bakanlık, BMBG nezdinde yapılan tüm girişimlere rağmen Hala Sultan Tekkesi ziyaret talebinin GKRY tarafından bir kez daha son dakikada reddedildiğini vurguladı.

Açıklamada, devletin farklı dinlere gösterdiği saygı ve özgürlükler çerçevesinde, GKRY’de yaşadıkları bölgelerde birçok farklı kilisede ibadetlerini sürdüren Kıbrıslı Rumlara, devlet imkanları seferber edilerek KKTC sınırları içinde yılda 80 farklı kilisede 100’ün üzerinde toplu ayin yapma fırsatı tanındığı belirtildi.

Bakanlık açıklamasında şöyle devam edildi:

“Ayin yapmak amacıyla gelenler arasında Rum, Yunan gibi herhangi bir ayrımcılık yapılmaksızın Devletimizce gösterilen tüm iyi niyet ve hoşgörüye rağmen Rum siyasiler ve papazlar tarafından, ülkemizde gerçekleştirilen ayinler sırasında ırkçı ve siyasi mesajlar verme, kiliselere izinsiz yapısal müdahalede bulunma, KKTC’de yaşayan Rum ve Marunileri Kıbrıs Türklerine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı kışkırtma gibi farklı şekillerde istismar etmeye devam etmektedir.”

Açıklamada ayrıca, GKRY yetkililerinin verilen tüm izinlere rağmen, KKTC’nin GKRY vatandaşlarının dini özgürlüklerini kısıtladığı yönündeki yalan yanlış bilgilerle Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda ülkeye yönelik karalama ve haksız propaganda faaliyetlerini artırarak sürdürdüğü ifade edildi.

GKRY tarafından çıkarılan zorluklar nedeniyle yılda en fazla 3 kez Hala Sultan Tekkesi’ne dini amaçlı toplu ziyaret izni verildiği belirtilen açıklamada, Rum liderliğinin dini özgürlükleri kısıtlayıcı ve ibadet hakkını engelleyici bu tutumunun, Kıbrıs Türk halkının temel insan haklarının ihlaline yeni bir örnek teşkil ettiği vurgulandı.

- Vakıflar ve Din İşleri’nden kınama

Öte yandan, Kıbrıs Vakıflar İdaresi ile Din İşleri Başkanlığı da yaptıkları açıklamalarla, Kıbrıs Türk halkının ibadet hakkının engellenmesine yönelik bu tutumu kınadı.

Açıklamada, Rum liderliğinin bu yaklaşımının yalnızca temel insan haklarını değil, dini özgürlükleri de ihlal ettiği; yapılan başvurunun keyfi şekilde reddedilmesinin ise ibadet hakkına yönelik açık bir engel oluşturduğu vurgulandı.

Bu çerçevede, Kıbrıs Vakıflar İdaresi ile Din İşleri Başkanlığı’na vatandaşlardan gelen yoğun dini ziyaret taleplerinin değerlendirilerek KKTC Dışişleri Bakanlığı’na iletildiği, gerekli diplomatik girişimlerle ziyaretlerin gerçekleştirilmesinin sağlandığı belirtildi.

Ancak açıklamada, bu kurumsal ve iyi niyetli işleyişe rağmen Hala Sultan Tekkesi ziyaretine ilişkin son başvurunun GKRY tarafından engellenmiş olmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Acı haber... Evinde Ölü Bulundu
Acı haber... Evinde Ölü Bulundu
İçeriği Görüntüle

Vakıf kültürünün temelindeki inanç özgürlüğü, hoşgörü ve ibadet hakkı ilkelerinin bu tür keyfi uygulamalarla ihlal edildiği belirtilerek, GKRY’de yaşayan Kıbrıslı Rumlara KKTC’de yılda 80 farklı kilisede 100’ün üzerinde toplu ayin imkanı sağlandığı hatırlatılan açıklamada, bu uygulamaların, devletin din ve vicdan özgürlüğüne verdiği önemin somut göstergesi olduğu vurgulandı.

Buna rağmen Rum yetkililer ve bazı din adamları tarafından bu iyi niyetli yaklaşımın istismar edilmesinin, ayinler sırasında siyasi ve ırkçı söylemler kullanılması, izinsiz müdahalelerde bulunulması ve uluslararası platformlarda gerçek dışı iddialarla ülkenin hedef alınmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi.