Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola bir açıklama yapıyor ve o açıklamada EOKA için “özgürlük mücadelesi” diyor…
Bizdeki herkes çok şaşırdı ve haklı olarak da büyük tepkiler gösterdi…
Tepki kısmında herkes ile hemfikirim…
Ancak “Şaşırma” kısmına bende çok ŞAŞIRDIM…
Yıllarca terör örgütlerine ev sahipliği yapmış, hücre evi görevi görmüş Avrupa’dan gelen bu açıklamalara neden şaşırıyorsunuz?
Metsola’nın açıklamaları “tarihi yorum” değildir, doğrudan Avrupa’nın zihniyetin dışa vurumudur…
Avrupa’nın en üst düzey isimlerinden biri çıkıp bu yapıyı romantize ediyorsa, “tarafsız Avrupa” masalını da kimse anlatmaya devam etmesin…
…
Tabi Bayan Metsola’nın açıklamaları bunla bitmedi…
Güney Kıbrıs için “AB’nin güvenlik meselesidir” diyerek, dayanışma çağrısı da yaptı…
Avrupa’nın bölgede daha aktif olması gerektiğini savundu…
Yani, Kıbrıs adası ABD, İsrail ve İran savaşı bahane edilerek, Avrupa’nın askeri ve siyasi üssü haline getiriliyor…
Rum Lider Hristodulidis ise büyük bir gururlar bu söylenenleri şakşaklıyor…
Avrupa’yı adaya çağırıyor, askeri varlığı teşvik ediyor, NATO hayalleri kuruyor, Güney Kıbrıs’ı bir “lojistik merkez” haline getiriyor…
Sonra da Kıbrıs İran’ın hedefi haline gelince ve Rum halkından tepki görünce İngiliz üslerinin statüsünü İngiltere ile konuşmaya hazır olduğunu beyan ediyor…
Bu bir çelişki değil, düpedüz ve açık bir siyasi ikiyüzlülüktür…
…
Bugün Güney Kıbrıs’ta halkın öfkesi büyüyor…
Çünkü insanlar Güney Kıbrıs’ın güvenli olmadığını ve bölgesel savaşın içine çekildiğini görüyor…
Rum Yönetimi kontrolünü tamamen kaybetmiş durumdadır…
Ama buna rağmen Hristodulidis hâlâ aynı çizgide ısrar ediyor…
Neden?
Çünkü önceliği halkı değil, “Türkiye ve KKTC’ye karşı” kurmaya çalıştığı siyasi denklemdir …
…
Bütün bu tablo içinde tek bir gerçek vardır…
Bu adada dengeyi sağlayan tek güç Türkiye Cumhuriyeti’dir...
Türkiye’nin bölgedeki kararlı duruşu dengeyi korur, gerilimi sınırlar, oldubittileri engeller…
Bu ada, masa başında çizilen planlarla yönetilecek bir yer değildir…
Bu coğrafyada gerçekler vardır ve o gerçekler değişmez….
Rum Liderliği ve Avrupalı saz arkadaşları bu gerçekliği görmezden gelmeye devam etsin…
Bir bataklığın içindeler ve çırpındıkça daha da dibe batıyorlar…
Hristodulidis’e bir atasözü ile tavsiyede bulunmak istiyorum:
Kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmazmış…
Sözde “Güvenlik” elde etme çabaları ile Güney Kıbrıs’ı İran’ın öncelikli hedefleri arasında yer aldınız tebrikler…
…
Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü ve Türk askerinin varlığı bu adada KKTC’nin ve Kıbrıslı Türklerin güvencesi olmaya ve geleceğini korumaya devam edecek…
Oyun kuranlar, o oyunların bozulduğunu da çok yakında izleyecek…





