Karakuş Öz yazdı...
Bu ülkede artık sabahlar alarm sesiyle değil, zam haberleriyle başlıyor. İnsanlar gözlerini açar açmaz hesap yapıyor. “Bugün neye yetebilirim?” Maaşlar daha cebe girmeden eriyor, marketler beş yıldızlı otel misali, elektrik, su , kira , akaryakıt hey yavrum hey. Fakat ödenmesi gereken faturalar her ay biraz daha ağırlaşıyor. Sokakta tek bir gündem var.
GEÇİM DERDİ…
Aradaki uçurum hiç bu kadar büyümemişti. Bir tarafta kira ödeyemediği için ev sahibiyle göz göze gelmekten kaçınan insanlar var. Çocuğuna istediğini alamadığı için mahcup olan anne babalar var. Emekli olup da dinlenmesi gerekirken ikinci bir iş arayanlar var. Gençler ise gelecek planı yapmayı çoktan bıraktı, artık tek hedefleri bu ülkeden nasıl kaçarız.
Diğer tarafta ise kürsülerden yükselen tanıdık bir tartışma Çar…
“Sen ne yaptın?”
“Hayır, asıl sen ne yaptın?”
Sanki ülke yönetilmiyor da bitmeyen bir ego yarışması izliyoruz. Bizim bildiğimiz siyaset, karşı tarafın açığını yakalamak değil de üretme sorumluluğudur. Yanlış mı biliyoruz? Mikrofonlar halka dönük olmalı, birbirine değil. Çünkü vatandaş polemikle doymuyor, tartışmayla faturalarını ödeyemiyor be arkadaşlar.
Bugün insanların devletten beklentisi çok büyük değil aslında. Kimse mucize istemiyor. Sadece biraz nefes almak istiyor. Ay sonunu hesap makinesi olmadan geçirmek, markette fiyat etiketi görünce irkilmemek istiyor. Ama Meclis’teki tabloya bakınca şu soru ister istemez akla geliyor.
Gerçekten aynı ülkede mi yaşıyoruz?
Sokakta hayat pahalı, Meclis’te kelimeler ucuz. Birbirine laf yetiştiren siyasetçiler, halka yetişemiyor. Her tartışma biraz daha güven eritiyor. Çünkü vatandaş artık şunu fark etti. Gürültü arttıkça çözüm azalıyor.
Vatandaşının yükünü sessizce hafifleten devlettir. Bağıra bağıra sen ne yaptın , sen çaldın, öbürü kaçırdı bla bla gidiyor. Bugün siyaset kurumu en büyük sınavlarından birini veriyor. İnsanlar artık vaat değil, sonuç görmek istiyor. Tartışma değil, yön görmek istiyor. Çünkü boş tartışmaların maliyetini en çok vatandaş ödüyor çok sayın yetkililer.
Ahhh şunu bir anlasanız takım elbiseliler. Halkın sabrı sonsuz değildir. İnsanlar uzun süre anlaşmazlığı izleyebilir ama sonsuza kadar tahammül etmez. Çünkü mutfakta yangın varsa, siyasi rekabettiniz kimseye anlamlı gelmez. Belki de artık şu sorunun sorulma zamanı gelmiştir:
“Sen ne yaptın?” yerine, “Biz bu ülke için ne yapıyoruz?” diyebilecek bir siyasettiniz mümkün mü? DUYAMADIK….
Millet geçim derdiyle mücadele ederken, yönetenlerin en azından aynı ciddiyeti göstermesi gerekir. Çünkü siyaset bir koltuk savaşı değil, vicdan meselesidir. O hanginizde ne kadar var bilmiyorum.
HASATA İLAÇ BULAMIYOR,
ÖĞRENCİ EĞTİMİ ALAMIYOR,
ASGARİ ÜCRETLİ YAŞAMAYA ÇALIŞIYOR,
MECLİS İSE KARNAVAL GİBİ ….