AKP iktidarda olduğu on yıl boyunca Kürt sorunu konusunda verdiği hiçbir vaadi tutmamıştır. Yeni gibi lanse ettiği her plan eskilerin kopyası mahiyetindeydi. PKK ilk sahneye çıktığından beri Türkiye Cumhuriyeti Kürt sorununa nasıl yaklaştıysa aradan 30 yıl geçmesine rağmen yine bildik yok saymalar vurmalar kırmalar bombalama politikasına devam ediliyor. Bunun yanında medyada AKP'nin yeni Kürt stratejisi diye bir şeyler çıktı. Eskinin direk inkarından tek farkı dolaylı inkar bariz bir şekilde ortada.

Stratejide yeni diye çıkan maddelere tek tek bakalım:

1) Kürt sorunu konusunda sivil siyaset kanalı dışında hiçbir kanal kullanılmayacak, itibar edilmeyecek. Bu madde ışığında  bakalım; Türkiye siyaseti, askeriyesi, polisi ve medyasıyla kısacası tüm organlarıyla sivil siyaset yapmaya çalışan BDP  ye tüm güçüyle bir saldırı var. Başbakan çıkıp PKK'nin uzantısı partileriyle görüşmeyecegiz diyor. O halde bu maddede bahsedilen sivil siyaset kanalı nedir? Ortada BDP dışında sivil siyaset yapan makul bir parti yokken kiminle görüşmeyi düşünüyor? Bu konuda düşündüğü BDP dışında bir partiyse bunun tutmayacagını tüm dünya biliyor. Eger yurt dışından getirilen ‘çakma mandela’yla bu işi düşünüyorsa, bu acık acık Kürt halkını hiçe saymaktır.

2) İmralı’da Abdullah Öcalan, Kandil’de veya Avrupa’da PKK muhattap alınmayacak, devre dışı bırakılacak. Bu madde yeni değil eskidir. Öcalan ve PKK ortaya çıktığından beri söylenen, uygulanan ama tutmayan bir önermedir. Kürt sorununu çözmede samimi olan bir hükümet bu maddeyi kesinlikle öne sürmezdi. Çünkü Öcalan’ın PKK ve Kürt halkı üzerinde müthiş etkisi vardır. Kürt halkının Öcalan’ sız bir çözüme inanmazlar, samimi de bulmazlar. Kürt sorunun sonucu ortaya çıkan PKK'yi muhattab almamakta ya Kürt sorunun devamını istemektir yada toptan imhaya yönelmiştir.

3) Güneydoğu’da ve diğer bölgelerde yaşayan Kürt vatandaşlar, PKK ve KCK'nin baskısından kurtarılacak. Bana göre maddeler içinde en komik olanı bu. Ben Güneydoğu'da yaşıyorum gördüğüm ve hissettiğim tek baskı devlet baskısıdır. Bu maddeyle hükümet sivil alanda siyaset yapan Kürt siyasetcilerine baskıları meşrulaştırma çabasından başka bişey değildir. Nitekim tutuklu binlerce Kürt siyasetçi, gazeteci ve aydının yarattığı baskıyı hafifletme çabasıdır bu. Bunu Türkler arasında kim yer bilmem ama Kürtlerin buna kanacaklarını hiç zannetmiyorum.

4) Çözüm yeri parlemento dışında hiçbir zemin kabul edilmeyecek. İpleri İmralı ve kandılın elinde olmayan, demokratik yollarla secilmiş ve meclise gelmiş partilerler görüşülecek. Birinci maddede belirtiğim durum tamda budur. Sivil siyaset yaparak meclise giren tek Kürt partisi BDP’ dir. O’nuda muhattab almayacak bir hükümet Kürt sorununu Kürtlerin dışında çözme(daha dogrusu çözmeme yok etme) amacında. Herhalde BDP dışında inlerle cinlerle çözme niyetindeler.

5) PKK silahlı eyleme devam ettikçe silahlı mücadeleye devam edilecek. Silahın olmaması en büyük dileğim yalnız PKK nin sılah bırakması için sivil siyasette gercek anlamda demokrasi olması lazım bu olmadan silah bırakmayı beklemek, onlara kendi kendileri imha edin demektir. Ve kaldıki sivil alanda siyaset yapan insanlar bile baskı inkence ve tutuklamalara maruz kalırken,hemde binlercesi, hangi güvenle ve gerekçeyle PKK silahı bırakaca? Ve PKK silahı bıraksada bırakmasa bu güvenlikçi anlayışla Kürt sorunu daha da kangrenleşir.

6) Yeni anayasada Kürt kimliği ve özerkliği konusunda düzenleme olmayacak. Yeni anayasa, insan haklarını ve vatandaşlarının kanun önünde eşitliği esas alıncak. Bu madde sadece Kürt sorunu konusunda değil Türkiye’nin geneli için dogru bir adımdır. Ama eger amaç bu kanun çıktıktan sonra Kürt dili için yapılan talepler bu madde etnik taleplere aykırı diye kullanılacaksa bu maddenın hiçbir anlamı yoktur. Çünkü kültürel taleplerin olması ve geliştirilip korunması bizim zenginliğimizdir. Bunun dışındaki her türlü baskı ‘yine bildik tekçi inkarcılıga kaçar’.

7) Yerel yönetimler güçlendirilecek, uluslar arası hukuka dayalı ilkeler geçerli olacak. Bu dünya standartaların bir madde. Bu madde geç kalınmış ve acılen devereye sokmamakta bızım adımıza kayıbın devamı demektir. Türkiye Cumhuriyeti teoride düzenlemer yapsada pratikte engellme konusunda kusursuz bir devlettir. Umarım bu maddeyi ırkçı faşist zihniyetlerin kurbanı etmezler..

Sonuç itibarıyla Kürt sorunu konusunda yanlış ama sözde yeni bir devre giriyoruz. Vicdanlı insanların bu konuda daha çok ses çıkarması gerekır. Güvenlik eksenli politikalar Türkiye de yeni degil eskiden beri olan şeylerdir ve sonuç alma konusunda kısır ve sorunu artıran bir yöntemdir. Devlet artık kendine biraz çeki düzen vermeli. Halkı köle görmekten vazgeçmeli. Özellikle başa gelenler yenilik vaadiyle gelselerde bu konuda kısırlaşıyorlar. En acısı iktidarın tadı akıl çelebiliyor. Bizde de durum benzeri. Yıllardır olan savaşta binlerce insanımız hayatını kaybetti. Buna samimi bir şekilde dur demek her vicdanlı insanın görevidir.