KIBRIS

Eski bakan Atakol Çiğdem Aydın'a verdiği son kapsamlı röportajında neler söyledi?

Vefat haberiyle siyaset dünyasını sarsan eski Dışişleri Bakanı Kenan Atakol, Çiğdem Aydın'a verdiği son kapsamlı röportajında neler söyledi? İşte detaylar...

Vefat haberiyle siyaset dünyasını sarsan eski Dışişleri Bakanı Kenan Atakol, son kapsamlı röportajını Gündem Kıbrıs Genel Yayın Yönetmeni Çiğdem Aydın'a vermişti.

İşte 2016 yılındaki o röportaj...

"Kenan Atakol, aktif siyasete 1974 yılında başladı ve kesintisiz olarak 1998 yılının sonuna kadar devam etti. Bu süre zarfında değişik bakanlık görevlerinde bulundu. Ayrıca KKTC’nin en uzun süre görev yapan Dışişleri Bakanı oldu.

Kuzey Kıbrıs’taki sorunların başında çevre kirliliğinin geldiğine dikkat çeken Atakol, bunun yanı sıra trafik ve eğitim alanlarında yaşanan sorunlara da vurgu yaptı. Güven yitiren siyasetin, ciddi sorunlara el atarak yeniden güven tesis etmesi gerektiğini vurguladı.


Soru:

Siyaset öncesinde ne iş yapıyordunuz, şimdi ne yapıyorsunuz?

Yanıt:

Esas mesleğim İnşaat Mühendisliği’dir. İlk ve orta öğrenimimi Kıbrıs’ta tamamladıktan sonra, Türkiye Cumhuriyeti bursu ile Antalya Lisesi’ni bitirdim. Eğitimime yine Türkiye Cumhuriyeti bursu ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde devam ederek, 1961 yılında İnşaat Fakültesi’nden mezun oldum.

Mezuniyetimi müteakip Kıbrıs’a döndüm ve 1963 yılı sonuna kadar inşaat mühendisi olarak çalıştım. Önce özel sektörde, Larnaka’da inşa edilen Elektrik Santrali’nde şantiye mühendisi olarak, daha sonra ise Kıbrıs Cumhuriyeti Su İşleri Dairesi’nde Argaka–Magunda Barajı’nın planlanması ve inşasında “Executive Engineer” olarak görev aldım.

Kazandığım Fulbright bursu ile Ocak 1964’te ABD’ye gittim. 1965 yılında University of New Mexico’dan Master of Science (M.Sc.), 1967 yılında ise University of Virginia’dan Doctor of Science (Ph.D.) unvanlarını aldım. 1967–1972 yılları arasında Pennsylvania State University’de “Assistant Professor” olarak öğretim üyeliği yaptım.

1972 yılı sonunda Kıbrıs’a döndüm. 1973–1974 yıllarında UNDP ve FAO iş birliğiyle yürütülen Güzelyurt Bölgesi’nin kapsamlı “Morphou–Tillirya Sulama Projesi”nin planlanmasında, özellikle baraj projelendirme çalışmalarında, Kıbrıs Türk Yönetimi’nin temsilcisi olarak görev aldım.

Ekim 1974’te Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanı olarak atandım ve bu şekilde siyasete girdim. Beş dönem üst üste Ulusal Birlik Partisi’nden milletvekili seçildim. Toplam 22 yıl milletvekilliği yaptım; bunun 14 yılı Dışişleri ve Savunma Bakanı olmak üzere, toplamda 18 yıl bakanlık görevinde bulundum.

Aralık 1998’de aktif siyasetten ayrıldıktan sonra da Kıbrıs konusu ve çevre ile ilgili çalışmalarımı sürdürdüm ve hâlen sürdürmekteyim. Bu çalışmalar kapsamında, 2003 yılında Kıbrıs konusuna ilişkin Türkçe ve İngilizce bir kitap yayımladım. Kitap, 2012 yılında revize edilip genişletilerek ikinci baskı olarak yeniden yayımlandı.

Ayrıca ülkede çevre bilincinin yaygınlaştırılması ve çevrenin korunması amacıyla kurulan ÇEKOVA’nın (Çevre Koruma Vakfı) kuruluşuna öncülük ettim.


Soru:

Siyasetten ayrıldıktan sonra dostlarınızın size karşı ilgisi değişti mi? Arayıp soran oluyor mu?

Yanıt:

Gerçek dostların ilgisi değişmez.


Soru:

Bugünkü siyaseti nasıl buluyorsunuz? Yanlışlar nelerdir? Neler yapılmalı?

Yanıt:

Her alanda olduğu gibi siyasette de güzel şeyler özlenmektedir. Bugünkü siyaset anlayışı ve siyasal yapılaşma, maalesef arzulanan kaliteye ulaşmış değildir. Mevcut siyasi irade, vatandaşın beklentilerine yeterince yanıt verememektedir.

Ülkenin son derece ağır sorunları vardır. Bunların başında çevre kirliliği; çevreye karşı saygısızlık, duyarsızlık ve çevre talanına göz yumulması gelmektedir. Bunun yanı sıra trafik anarşisi, sağlık ve eğitim alanlarındaki sorunlar ile ülkenin kronikleşmiş ve çözüm bekleyen birçok meselesine köklü çözümler üretilememektedir.

Bu durum, siyasete ve siyasetçiye olan güvenin ciddi şekilde zedelenmesine yol açmıştır. Ülke sorunlarına güçlü ve ciddi bir devlet anlayışıyla yaklaşılır, devletin gücü halkın ve ülkenin yararına etkin biçimde kullanılırsa, bu olumsuz imajın düzeleceğine inanıyorum.


Soru:

Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ne düşünüyorsunuz?

Yanıt:

Elli iki yıldır Kıbrıs konusunu müzakere etmekteyiz. Yarım asrı aşan bu süreçte Kıbrıs’ta, Birleşmiş Milletler’de ve diğer ülkelerde sayısız görüşme yapılmasına rağmen somut bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu durum, ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir meseledir.

Burada temel bir sorun vardır ve bunun doğru teşhis edilmesi gerekir. Rum tarafı, başından beri tüm Kıbrıs’ı “Helen dünyasının” bir parçası olarak görmektedir. Bu anlayış ve politika, yapılan tüm müzakerelerde açık veya örtülü biçimde kendini göstermektedir. Nitekim geçen 52 yıl, Rumların Kıbrıs Türkleri ile gerçek bir ortaklık kurma niyetinde olmadığını ortaya koymuştur.


Soru:

Kıbrıs Türk tarafı çözüme hazır mı? Değilse ne yapmalı?

Yanıt:

Kıbrıs Türk tarafı, kendi haklarını korumak ve bu konuda kararlı bir duruş sergilemek zorundadır. Geleceğini tehlikeye sokacak tavizlerden kaçınmalı ve yapılabilecek baskılara karşı hazırlıklı olmalıdır.


Soru:

Müzakerelerde en önemli sorun ne olacak ve bu nasıl çözülebilir?

Yanıt:

Her konu önemlidir. Ancak Kıbrıs Türklerinin kurmuş olduğu ve bugüne kadar yaşatmış olduğu devletin varlığından hiçbir şekilde feragat edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki gücümüzün kaynağı devletimizdir.


Soru:

Çözüm olursa siz ne yapacaksınız?

Yanıt:

Arzum, Kıbrıs Türk halkının hak ettiği çözüme kavuşmasıdır. Yıllarca temsil ettiğim ve haklarını savunduğum Kıbrıs Türklerinin hak ettikleri çözüm gerçekleşirse, bundan büyük bir mutluluk duyacağım."

KAYNAK: DİYALOG GAZETESİ

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }