DOĞUŞ ENGİN YAZDI///
Günlük yaşamda hepimiz zaman zaman başkalarından olumlu geri bildirimler alırız. Bir arkadaşımız yaptığımız bir işi beğendiğini söyleyebilir, bir çalışma arkadaşımız başarımızı takdir edebilir ya da bir yakınımız kişiliğimizle ilgili güzel bir özellikten söz edebilir. Ancak dikkat çekici olan, herkesin bu iltifatlara aynı şekilde karşılık vermemesidir. Bazı insanlar teşekkür ederek bu geri bildirimi kabul ederken, bazıları hemen itiraz eder. “Abartıyorsun.”, “Şanslıydım.” ya da “O kadar da iyi değilim.” gibi ifadeler bunun en sık görülen örnekleridir. İlk bakışta bu durum alçakgönüllülük gibi görünse de, psikolojik açıdan daha derin süreçlerle ilişkili olabilir.
Psikolojide kişinin kendisiyle ilgili oluşturduğu temel inançlar benlik şemaları olarak tanımlanır. Bu şemalar, çocukluk döneminden başlayarak aile ilişkileri, sosyal çevre, yaşam deneyimleri ve bireyin kendisine yönelik değerlendirmeleriyle şekillenir. Eğer kişi yıllar boyunca kendisini yetersiz, başarısız ya da değersiz biri olarak görmeyi öğrenmişse, dışarıdan gelen olumlu değerlendirmeler mevcut benlik algısıyla çelişebilir. Böyle durumlarda iltifatı kabul etmek zorlaşır. Sorun, iltifatın samimiyetinden çok, kişinin kendisi hakkında taşıdığı yerleşmiş inançlardır.
Bu durum, psikolojide Öz Doğrulama Kuramı (Self-Verification Theory) ile açıklanmaktadır. İnsanlar çoğu zaman kendileriyle ilgili mevcut inançlarını doğrulayan geri bildirimleri kabul etmeye daha yatkındır. Bu nedenle olumlu bir değerlendirme, olumsuz benlik algısına sahip bireylerde beklenen rahatlamayı sağlamayabilir. Aksine, kişi bu geri bildirimi küçümseyebilir, şansa bağlayabilir ya da hak etmediğini düşünebilir. Böylece olumlu geri bildirim, öz değeri güçlendirmek yerine içsel bir çatışmaya dönüşebilir.
Klinik uygulamalarda da benzer örneklerle sık karşılaşılmaktadır. Birçok kişi başarılarını küçümserken hatalarını büyütme eğilimindedir. Oysa psikolojik iyilik hâli, kusursuz olduğuna inanmakla değil; güçlü ve gelişime açık yönlerini birlikte görebilmekle ilişkilidir. Kendimize yönelik değerlendirmelerimiz yalnızca geçmiş deneyimlerimizin değil, aynı zamanda bugün kendimize nasıl davrandığımızın da bir sonucudur.
Unutulmamalıdır ki her iltifat mutlak doğru olmayabilir. Ancak kendimiz hakkında yıllardır tekrarladığımız her olumsuz düşünce de gerçeği tam olarak yansıtmayabilir. Psikolojik gelişim, başkalarının bizi nasıl gördüğünü sorgulamaktan önce, kendimizle ilgili katı yargılarımızı fark edebilmekle başlar. Bazen değişimin ilk adımı, bir iltifata itiraz etmek yerine sadece içten bir “Teşekkür ederim.” diyebilmektir.
Son söz;
Kendimize gösterdiğimiz bakış açısı değiştiğinde, başkalarından gelen olumlu sözler de anlam kazanmaya başlar. Çünkü gerçek öz değer, kusursuz olmaktan değil; kendimizi daha gerçekçi ve daha şefkatli bir gözle değerlendirebilmekten doğar.