Gündem Kıbrıs Özel Haber
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Orta Doğu’da devam eden savaş ve savaşın yansımalarının Kıbrıs adasına etkilerini değerlendiren Şahali, “Savaşın kazananı olmaz, savaş ölümdür. Ancak bu savaşı bildiğimiz klasik savaşlardan ayıran bir özeliği var: Bu savaş çok kirli bir savaş. İran’ın nükleer faaliyetleri sebep gösterilerek başlatılan bir savaştır. İran’daki rejim baskıcı bir rejim olarak, demokrasi kültürünü benimsemiş hiçbir toplum İran’daki rejimi tasvip etmez. Ancak İran’daki rejimi ortadan kaldırmak için İran’ı yok etmek gibi bir seçenek asla düşünülmemelidir. Bir ülkenin kendisine saldırılması sonucunda kendisini savunması gerektiğini düşünenlerdenim. İran’ın şuanda yapmakta olduğu şey bir savunmadan ibarettir. Bu savaşın uluslararası toplum tarafından lanetlenmesi ve gereğinin yapılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
“Türkiye’nin yükümlülükleri yeşil hatta kadar değildir. Yeşil hattın ötesine de taşan sorumlulukları ve yetkileri vardır”
Konuşmasının devamında Şahali, Güney Kıbrıs’ın Yunanistan, Fransa, Almanya gibi ülkelerden askeri yardım istemesi konusunu değerlendirerek, “Hristodulidis’in askeri ittifak arayışlarının Kıbrıs’ta çözüme engel teşkil ettiğini ve Kıbrıs’ın kuzeyinin ve güneyinin Orta Doğu’da meydana gelebilecek gelişmeler ışığında ayrı tutulamayacak kadar küçük bir adada olduğumuzu hep dile getirdik. Kıbrıs Rum Yönetimi bu konuda çok agresif bir tutum içerisinde oldu. İngiltere, Yunanistan ve Türkiye bu adanın garantör devletleridir. Birçok ülkenin Kıbrıs’ın Güneyi korumak ve güvenliğini sağlamak gerekçesiyle oraya gelmiş olması aslında Kıbrıs gerçeğinin tam olarak anlaşılmadığını gösteriyor. İngiltere’nin üslerinin orada olması ve bu savaşta bir hedef haline gelmesi, başta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere olmak üzere, olası tüm işbirliklerini talep eder pozisyonda olmalıyız. Türkiye’nin yükümlülükleri yeşil hatta kadar değildir. Yeşil hattın ötesine de taşan sorumlulukları ve yetkileri vardır. Türkiye’nin KKTC’ye 6 tane savaş uçağı göndermiş olması, Kıbrıs Rum Yönetiminin yapmakta olduğu tehlikeli oyuna bir denge olarak müdahale etmesi anlamına gelir” dedi.
“Kıbrıs, üslerden arındırılmış, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin hak sahibi olduğu bir tam coğrafya olmalıdır”
İngiliz üslerinin adadaki varlığı hakkında da açıklamalarda bulunan Şahali, “Bizim ülkemizde İngilizlerin egemen üs sahibi olması, kabul edilebilir bir durum değildir. Ancak Kıbrıs’ın bir koloniden bir ülkeye dönüşmesi sürecinde, İngiltere’nin kopardığı bir tavizdi. İngiltere’nin kendi ana karasından bu kadar uzak bir coğrafyada toprak sahibi olması, böyle zamanlarda bir avantaj elde etmek üzere olduğu öngörülü bir tedbirdi. Benim düşünceme göre, Kıbrıs, üslerden arındırılmış, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin hak sahibi olduğu bir tam coğrafya olmalıdır. İngilizler nedeniyle bir saldırı tehdidi altında olmamız, İngiltere’nin de kendi varlığını sorgulamasına vesile olmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Hükümetin açıkladığı önlem paketi bir halkla ilişkiler çalışmasıdır”
Savaşın ekonomik etkileri nedeniyle hükümetin almış olduğu tedbirler ve açıklanan tasarruf paketi hakkında değerlendirmelerde bulunan Şahali, “Hükümet, kamu maliyesini zinde tutacak, hane halkını koruyacak hiçbir gayret göstermeden hareket etti. Önlem paketine baktığınızda o tedbirlerin hiçbirinin parasal bir karşılığı yoktur. Hükümetin açıkladığı önlem paketi bir halkla ilişkiler çalışmasıdır. Diğer yandan dar ve sabit gelirlilerin sahip olduğu kaynaklara da müdahale edilerek tasarruf edilmeye çalışılması, bu ülkede ekonominin daha da daralmasına ve geçim güçlüğünün çok daha üst perdelere çıkması anlamına gelmektedir. Hane halkına destek kalemleri toplumun en mağdur kesimine yardım amacıyla öngörülmüştür. Hükümet kriterlere uygun bir kaynak dağıtımı yapmıyorsa, hane halkına destek kalemini de sıfırlayabilir. Ancak bu ülkede daha çok insanın zorluk yaşamasına neden olacaktır” dedi.
“Çok erken bir seçime ihtiyacımız vardır”
Programda erken seçim tartışmaları hakkında da değerlendirmelerde bulunan Şahali, “Hükümet partileri erke seçim lafından o kadar çok korkuyorlar ki, bu seçime erken seçim bile demiyorlar ve tarihi öne alınmış seçim olarak niteliyorlar. Ocak ayının öncesindeki herhangi bir tarih seçimin erken olduğu anlamına gelir. Bu seçimlerin bir an önce yapılması lazımdır. O makamlarda oturan siyasiler görevlerini layıkıyla yerine getirmiyorlar. Çok erken bir seçime ihtiyacımız vardır” diye konuştu.





