Karakuş Öz yazdı…


Seviye, Sözün Gücüdür
Siyaset yalnızca fikirlerin yarıştığı bir alan gibi görülse de , değildir. Aynı zamanda üslubun, duruşun ve karakterin de sınandığı bir zeminimdir diyelim. Özellikle kutuplaşmanın derinleştiği, sözün değerinin çoğu zaman sesin yüksekliğine kurban edildiği şu dönemlerde, kullanılan dil en az söylenen şey kadar önemlidir. Böyle zamanlarda bir cümle çıkar karşımıza sakin ama güçlü, sade ama etkili. Ve bazen tek bir ifade, uzun nutuklardan daha fazla şey anlatır.
NE DEMİŞ CUMHURBAŞKANIMIZ…
“Bilinmeyecek biri olduğumu düşünmüyorum.”
İlk bakışta basit gibi duran bu ifade, aslında oldukça güçlü bir duruşun yansıması değil mi sizce de? Çünkü bu cümlede ben ne kibir hissettim , ne de meydan okuma. Ne saldırganlık gördüm ne de küçümseme. Son derece net, özgüvenli ve ağırlığını hissettirdi. İşte tam da bu nedenle bu ifade, siyasi iletişim açısından dikkat çekici bir örnek oluşturdu bana göre.
Sayın Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın verdiği bu seviyeli cevap, günümüz siyasetinde giderek azalan bir erdemi yeniden hatırlatmıştısın sizlere …
ÖLÇÜLÜ OLMANIN GÜCÜ…
Bugün siyasette çoğu zaman sertlik, kararlılık sanılıyor. Hele şu günlerde inanılmaz derecede bunu benimsediler gibi. Ses yükseltmek güçlü görünmenin yolu gibi algılanıyor. Oysa gerçek güç, öfkeyi kontrol edebilmekte değil mi? Gerçek özgüven bağırmadan da kendini ifade edebilmekte gizlidir. İnsan ancak kendinden eminse sakin kalabilir. Kendine güvenen kişi, karşısındakini ezmeye ihtiyaç duymaz. Çünkü bilir ki, ağırlık ses tonunda değil, sözün içindedir. Hepimiz gördük zaten.
Sayın Erhürman’ın kullandığı bu ifade tam da bu nedenle önemlidir. Çünkü bu cümle bir savunma refleksi gibi görünse de, aslında çok daha derin bir anlam taşır. “Bilinmeyecek biri olmadığını” söylemek, kendini büyütmeye çalışmak değildi, kendi değerinin farkında olduğunu göstermekti. Bu, kişinin kendi birikimine, emeğine ve toplumdaki yerine duyduğu güvenin ifadesidir.
Üstelik bunu yaparken kullandığı üslup, siyasetin sert ikliminde dikkat çeken bir olgunluk göstermektedir. Çünkü çoğu zaman insanlar eleştiri veya küçümseme karşısında iki uç tepki verir. Ya saldırganlaşır ya da savunmaya çekilir. Oysa seviyeli bir cevap, ne saldırıdır ne geri çekiliş. Seviyeli cevap, durduğu yeri kaybetmeden konuşabilmektir. Tıpkı CUMHURBAŞKANIMIZIN yaptığı gibi.
Bu nedenle Sayın Erhürman’ın verdiği bu cevap, basit bir polemik cümlesi olarak değerlendirilmemelidir. Bu cevap, siyaset dilinin nasıl olması gerektiğine dair önemli bir örnektir. Çünkü nezaketle verilen net cevaplar, hem karşı tarafa mesaj verir hem de topluma güven duygusu aşılar. Tıpkı toplumun bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey gibi. Gerilim değil denge, bağırış değil seviye, polemik değil duruş.
Bir liderin gerçek gücü, sesini yükselttiğinde değil, sesini yükseltmeye ihtiyaç duymadığında anlaşılır.
İşte bu nedenle Erhürman’ın bu cevabı değerlidir. Çünkü bu cevap, sadece bir siyasi yanıt değil; aynı zamanda bir siyaset anlayışının yansımasıdır. O anlayışta kişisel saldırıya karşı kişisel saldırı yoktur. Küçümsemeye karşı öfke yoktur. Orada özgüven vardır, denge vardır ve seviye vardır. Ve belki de bugün siyasetin en çok ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur.
Ve bazı cümleler vardır; yüksek sesle kurulmaz ama derin yankı bırakır.
Ve SAYIN CUMHURBAŞKANI TUFAN ERHÜRMAN , bize bir kez daha gösterdi ki,
SEVİYE , SÖZÜN GÜCÜDÜR…