Karakuş Öz yazdı...

Tüm değerli ÖĞRETMENLERİMİZİ tenzih ederek söze başlamak istiyorum.


Bir öğretmen düşünün…

Sınıfa giriyor, çocukların zihnine bilgi yerine öfke bırakıyor. Birleştirmek yerine ayırıyor. Düşündürmek yerine yönlendiriyor. Ve en acısı da bunu, henüz hayatı yeni tanımaya çalışan çocukların karşısında yapıyor.
Bir öğretmenin kişisel görüşleri olabilir. Her insan gibi düşünebilir, eleştirebilir, beğenebilir ya da beğenmeyebilir. Ama öğretmenlik, kişisel fikirleri çocukların zihnine sorgusuzca yerleştirme makamı değildir. Çünkü öğretmen, sadece konuşan değil, örnek olan kişidir.

Sınıfta çıkıp “Atatürk’ü sevmiyorum” demek, sadece bir fikir açıklaması değildir. Hele ki bunu çocukların önünde, tarihi gerçekleri çarpıtarak yapmak, eğitimin tarafsızlığına zarar verir. Çünkü MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, sadece bir insan değil, bağımsızlık mücadelesinin sembolüdür. Bugün özgürce konuşabiliyorsak, okuyabiliyorsak, kadınlar eğitim görebiliyorsa, çocuklar aynı sırada eşit oturabiliyorsa, bunun temelinde verilen büyük bir mücadele vardır.

ATATÜRK’ü sevmiyor oluşunla yola çıkacak olursak, çok yanlış bir meslek ile yanlış yerlerdesin. Söz konusu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ise , eleştirme hakkına bile sahip değilsin. Zaten hoş eleştirmek başka şeydir, çocukların zihninde düşmanlık oluşturmak başka… Bir öğretmenin görevi nefret üretmek değil, düşünce üretmektir. Belli ki sen bunu fena karıştırmışsın.

VE KADINLAR…

“Kadınların bu kadar sosyal hayatta ve iş yaşamında olması rahatsız edici” diyen bir zihniyetin sınıfta bulunması, yalnızca kadınlara değil, geleceğe de zarar verir. Çünkü o sınıfta oturan bir kız çocuğu, belki doktor olmak istiyor… Belki pilot… Belki bilim insanı… Ama öğretmeninin cümleleri onun hayallerini küçültüyorsa, orada eğitim eksik kalıyor demektir.

Kadını toplumdan uzaklaştırmak isteyen anlayış, aslında toplumu yarım bırakmak isteyen bir anlayıştır. Bu sözüm ona eğitmen olduğunu söyleyen , kişiye şunu hatırlatmak isterim ki, gelişmiş toplumların ortak özelliği, kadınların görünür, güçlü ve özgür olmasıdır. Bir ülke kadınını ne kadar geri iterse, geleceğini de o kadar karartır.

Asıl korkulması gereken şey, farklı düşünen insanlar değildir. Asıl korkulması gereken şey, çocuklara tek tip düşünmeyi öğretmeye çalışan anlayıştır.Çünkü çocuklar öğretmenin sesini sadece duymaz…
Onu doğru sanır. Bu yüzden bir öğretmenin ağzından çıkan her cümle, sıradan değildir. Bir önyargı bazen bir çocuğun zihninde yıllarca büyür. Bir yanlış fikir, yıllar sonra toplumun vicdanına dönüşür.

Oralara nasıl geldiği bilinmeyen bu zihine bizi yetiştiren ve hala kendi gibi değil , gerçekten öğretmenlik yapan saygı değer ÖĞRETMENLERİMİZİN bizlere öğrettiğini söylüyoruz. Öğretmenlik, kin taşımak değil, ufuk açmaktır. Çocuklara kimden nefret edeceğini öğretmek değil, nasıl düşüneceğini göstermektir.


KİŞİSEL ÖFKE VE İNANIŞLARIN SANA KALSIN. ÇOCUKLARIMIZDAN UZAK DUR!

TÜM VELİ VE ATATÜRK ÇOCUKLARIMIZI DA İÇTENLİKLE TEBRİK EDER, TEMELDEN ALDIKLARI AİLE TERBİYESİ VE EĞİTİM İLE EN BÜYÜK CEZAYI ONA VERDİKLERİ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ…

KARAKUŞ