Karakuş Öz yazdı...

Bir ülkede insanların sabah evden çıkarken “bugün başıma bir şey gelir mi?” diye düşünmesi, o ülkenin en büyük krizidir. Ekonomik kriz aşılır, siyasi kriz çözülür, ama can güvenliğinin ortadan kalktığı bir yerde refahtan söz etmek, halka açıkça masal anlatmaktır.

Bugün gelinen noktada sokaklar güvenli değil. İş yerleri güvenli değil. İnsanların ekmek kapısı olan galeriler kurşunlanıyor, esnaf tehdit ediliyor, insanlar sindiriliyor. Ve bütün bunlar olurken yetkililer çıkıp “halkın refahı için çalışıyoruz” demeye devam ediyor.

Sorulması gereken basit bir soru var.

Can güvenliği olmayan bir yerde refah olur mu?

Refah; sadece maaş zammı değildir. Refah; sokakta yürürken arkanı kollamamak, çocuğunu okula gönderirken korkmamak, iş yerini açarken kapıya mermi gelir mi diye düşünmemektir. Refah; geceleri siren sesiyle değil, huzurla uyuyabilmektir.

Ama bugün geldiğimiz noktada galeriler kurşunlanıyor, iş yerleri basılıyor, tehdit videoları dolaşıyor, suç aleni hale gelmiş durumda. Daha da vahimi, bunlar “olağan” gibi karşılanıyor. Birkaç gün konuşuluyor, sonra gündem değişiyor. Fail bulunsa da , caydırıcı bir sonuç doğmuyor, dosyalar kapanıyor.

İşte asıl tehlike burada başlıyor:

Suçun normalleştiği yerde devlet otoritesi zayıflar. Cezasızlık arttıkça cesaret artar.

Cesaret arttıkça şiddet sıradanlaşır.

Sonra bir gün herkesin kapısı çalınır. Sadece galericinin değil, esnafın, öğretmenin, doktorun, memurun… Çünkü şiddet bir kere sokağa indi mi, sınır tanımaz.

Halk artık şu soruya cevap bekliyor:

Kim koruyor bu insanları?

Kim dur diyecek bu silahlı düzene?

Kim bu ülkeyi kabadayıların, tehditçilerin, mafyatik yapıların oyun alanı olmaktan çıkaracak?

Çünkü güvenlik yoksa ekonomi de yoktur. Güvenlik yoksa yatırım da yoktur. Güvenlik yoksa gelecek de yoktur.

Can güvenliği sıfırken refah söylemi sadece boş bir slogandır. Halk slogan değil, sokakta huzur istiyor. Ve artık kimse vaat değil, gerçek önlem görmek istiyor.