Tülin Berova yazdı…

Son günlerde liyakat tartışması yeniden gündeme taşındı. Bu tartışmanın çıkış noktası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından yapılan açıklamalardan biridir. Sayın Cumhurbaşkanı devlet ciddiyetinde aşınma yaşandığını, kurumlara duyulan güvenin zedelendiğini ve liyakat ilkesinin yeniden öğrenilmesi gerektiğini ifade etti. Kamu yönetiminde uzun yıllar görev yapmış biri olarak liyakatın önemini inkâr edecek değilim. Devletin güçlü olması, kurumların sağlıklı çalışması ve kamu yönetiminin düzenli işlemesi liyakat anlayışıyla doğrudan ilişkilidir. Ancak siyasette kavramları dile getirmek kadar geçmişteki uygulamaları da hatırlamak gerekir.

Bugün ülkede siyasi istikrarı sağlayan hükümet Başbakan Ünal Üstel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetidir. Hükümetin kamu yönetiminde tecrübe ve kurumsal devamlılığı önceleyen politikaları devlet yapısının güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Kamu kurumlarının düzenli işlemesi ve idari yapının istikrar içinde sürdürülmesi açısından yürütmenin ortaya koyduğu yaklaşım kamu yönetiminin sağlıklı işleyişi bakımından önemli bir rol oynamaktadır.

Liyakat devlet görevlerinin işi bilen, eğitimli ve yetkin kişilere verilmesi anlamına gelir. Bir göreve getirilen kişinin parti yakınlığına göre değil bilgi, deneyim ve ehliyetine göre seçilmesi gerekir. Kurumlara duyulan güven de bu anlayıştan doğar. İnsanlar görevde bulunan kişinin o sorumluluğu hak ederek üstlendiğini gördüğünde devlete olan güven güçlenir.

Bu ülkede devlet yapısının ve kamu yönetiminin güçlü bir hafızası vardır. Görevlendirme ve görevden alma süreçlerinin hemen her iktidar değişikliğinde nasıl şekillendiğini bilen bir idari gelenekten söz ediyoruz. Bu nedenle geçmişte yaşanan uygulamalar doğal olarak hatırlanmaktadır. Liyakat tartışmasını gündeme getiren Cumhurbaşkanı aynı zamanda Cumhuriyetçi Türk Partisi kökenli bir siyasetçidir. Cumhuriyetçi Türk Partisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti siyasetinde uzun yıllar hükümetlerde yer aldı. 2003 sonrasında kurulan hükümetlerde Mehmet Ali Talat başbakan olarak görev yaptı. Daha sonra hükümet görevini Ferdi Sabit Soyer devraldı. Bu süreçte Cumhuriyetçi Türk Partisi yaklaşık altı yıl boyunca hükümetin ana aktörlerinden biri oldu.

2018 yılında başbakanlık görevini bu kez Tufan Erhürman üstlendi. Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin yer aldığı hükümet yaklaşık bir buçuk yıl görev yaptı. O dönemde yapılan atamalar, görevlendirmeler ve bürokrasiye yönelik tercihlerin kamuoyunda nasıl değerlendirildiği bugün hâlâ hatırlanmaktadır. O yılları yaşayan ve kamu yönetimini yakından takip eden birçok kişi liyakat konusunun ne ölçüde gözetildiğine dair kendi tanıklıklarını dile getirmektedir.

Bu noktada dikkat çeken başka bir husus da vardır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu yaptığı hemen her açıklamada Sayın Cumhurbaşkanına hatırlatılması gereken tek bir husus olduğunu dile getirmektedir. Bu hatırlatma oldukça nettir. Sayın Cumhurbaşkanının her şeyden önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olduğunu unutmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

Öte yandan Cumhurbaşkanının son günlerde Orta Doğu’daki kriz bağlamında yaptığı değerlendirmeler de dikkat çekmektedir. Güney Kıbrıs yönetiminin kurduğu askeri ilişkilerin Türkiye’ye karşı bir denge oluşturma çabası olduğunu ifade eden Sayın Cumhurbaşkanı, bu girişimlerin adanın güvenliğini riske attığını dile getirmiştir. Kıbrıs’ın küçük bir ada olduğunu ve riskli bir bölgede bulunduğunu belirterek güvenliğin ve istikrarın önemine dikkat çekmiştir.

Devlet yönetimi ciddi bir iştir. Kurumların itibarı kolay oluşmaz. Bu nedenle liyakat tartışmasını gündeme taşıyanların geçmişteki uygulamaları da kamuoyunun hafızasında yer almaya devam etmektedir. Liyakat konusundaki değerlendirmeler ancak siyasette söylenen söz ile geçmişte yapılan uygulamalar arasında güçlü bir uyum olduğunda gerçek anlamını bulur.