Asgari ücret, temel ihtiyaçları karşılamakta bile yetersiz kalırken, kiraların artmasıyla birlikte bu zorluk daha da derinleşmektedir. Asgari ücretle çalışan bireyler, gelirlerinin büyük bir kısmını kira ödemelerine ayırmak zorunda kalıyorlar ne yazık ki bu ülkede. Bu durum, toplumsal eşitsizlikleri derinleştiriyor ve düşük gelirli bireylerin yaşam standartlarını olumsuz etkiliyor. 

Memleket kim  kime nasıl geçirirse memleketi oldu. Nasıl  olsa baştan kokan balık varken kim bakacak bizlere, kim denetleyecek , kim soracak hesapları diyen bir kesim toplumu da hırsızlık ve yolsuzluk için hazır hale getirdiniz. Kocaman bir BRAVO sizlere. Sorsanız ülke yönetiyorlar . La havale…

Asgari ücret ile çalışan, tek yaşayan, işinde gücünde olan bir arkadaşımız kirasında bulunduğu konut satıldığı için çıkmak zorunda kalıyor. Tek başına yaşayan, işi gereği bazı akşamlar evde bile olmayan bir insan. Lefkoşa’da aramadığımız, sormadığımız ev sahibi , emlakçı kalmadı diyebilirim. Aldığımız cevaplar eşyasız evlere 400 STG (15.000) TL. Eşyalı evler ise 650 STG (25.000) TL.  Son artık telefonlarda sinir gülmelerine tutulduk. Yani evlerin kapı kulpları mı altından, yoksa satın alacağız mı dedik  de taksitleri mi söylüyorlardı anlamakta güçlük çektik. 

Asgari ücret, çalışanların günlük ihtiyaçlarını karşılamak ve ailelerini geçindirmek için yeterli gelire sahip olmadığı bir gerçeklik. Bunu bilecek ve de anlayacak kadar eğitiminiz olduğunu düşünüyorum. Elektrik kurumu bir yandan soyuyor. Su bir yandan yıkayıp yıkayıp asıyor milleti. Akaryakıt deseniz her iki hafta da güncelleniyor. 

Marketler baş soyguncular. Tüm bunlara yeteceksiniz o asgari ücretle ve dönüp barınmak için de,  insanca yaşamak için de 650 STG verip  saçma saçma evlere bu kiraları ödeyecekler. Tamam yolsuzluk hesaplarına pek benzemiyor bu yaptığım hesaplar, ama bunu anlamamak  hangi sıfata giriyor  bilemedim. 

 Bu adına SERBEST PİYASA dediğiniz savunmamızı,  aslında tam bir SERBEST HIRSIZLIKTIR. Bunun adı cezai işlem gerektirmeyen yolsuzluktur. Bunu adı HALKI soyup soğana çevirmektir. Bunun adı kendi ceplerinizi doldurmaktır. Bunun adı ülkesi ve halkından elini ayağını çekmiş , sadece kendi çıkarları için çalışan bir yönetim demektir. Bunun adı resmen halkı ezin de geçindir. Yok etmek her zaman silah, bomba , savaşla olmuyor. En büyük yok oluş  içten içe çürüme ile olandır. 

Marketler denetelenecek(miş). Giriş / Çıkışlar kontrol altına alınacak(mış). Üniversiteler denetlenecek(miş). Haziran’dan sonra her şey güzel olacak(mış). Artık mide bulandıran, kifayetsiz, inandırıcı olamayan cümleler bunlar. Bir yorulmadılar bu söylemlerden, bir usanmadılar bu oyunlardan. Durum be artık kaç kez oynanacak bu oyun , bu sahnelerin cılkı çıktı. Her gün daha güzel olacak dediğiniz ÜLKE BATIYOR, YOK OLUYOR. Pisliği, çekilmezliği, satılmışlığı asla bitmiyor ve bitmeyecek. 

Bu halk, bu emekçi sizler gibi en az 150 bin TL haksız maaşlar almıyor. Bu halk yolsuzluk da yapıp yolunu bulmuyor. Bu halk sizler gibi, kendini ceplerini doldurmak ve servet yapma peşinde değildir. Bu HALK , bu EMEKÇİ karnını doyurmak, evlat okutmak, barınmak derdinde. Üç kuruş ile yaşamaya çalışmaktır. Bu ülkenin halkı yabancı değil, doğma büyüme bu memleketin insanı. Yabancıları ülkeye sokarak kendi halkını ikinci sınıf vatandaş haline getirdiniz. 


BİR GÜN ERTELEYİN ÇIKARLARINIZI VE KALDIRIP BAŞINIZI BİR BAKIN. 

UÇURUMUN EŞİĞİNE GETİRDİĞİNİZ ÜLKEYE. İÇİNDE YAŞAYAN,  SİZE HİÇ YABANCI OLMAYAN HIRSIZLARIN HALKI NASIL SOYDUĞUNA. 

SİZLERİN İSE TÜM BUNLARA İMZA ATTIĞINA. 


GÜN SAYA SAYA , ASKERLİK BİTER…

GÜN SAYA SAYA,  HAPİSLİK BİTER…

GÜN SAYA SAYA , HASRET BİTER…

ELBET GÜN SAYA SAYA DÜZEN DE DEĞİŞİR…


KARAKUŞ