Allah kimseyi düşürmesin ama cezaevi borcunu ödeyemeyen insanlarımız ile doldu taştı. Tahmin edemeyeceğiniz kadar mazbatasını yani borcu ödeyemeyip hakkında mazbata çıkarılan birçok vatandaşımız var. Cezaevi çevrelerinden aldığımız bilgilere göre; yüzden fazla insanımız şu anda cezaevinde tutuklu.

Tutuklular arasında, doktorlar, işadamları, memurlar vs. kişiler bulunuyor. Dün bu konuda birçok telefon aldık. Birkaç bin TL’yi ödeyemeyip de aylarca cezaevinde olan insanlarımız var. Eşinin cezaevinde olduğunu söyleyen bir bayan üç bin lira için eşinin iki ay hapis yatacağını söylüyordu. Hapis yattıktan sonra bu borç silinir mi? diye sorduğumuzda; borç silinmez ama aynı konudan bir daha hapis yatmazmış.

Aldığımız bilgiye göre; hapiste yatan kişilerin birçoğu aslında faiz mağduru. Onlar da bir yerde yanlış yaptıklarını kabul ediyorlar ancak almış oldukları borçları fazlası ile ödediklerini ancak faizlerden dolayı mağdur olduklarını söylüyorlar.

Ne yazık ki; faiz yasamız böyle. Son zamanlarda faiz yasası ile ilgili çalışmalar görüyoruz. Umarız erken bir zamanda bu çalışmalar yeni faiz yasası ile son bulur. Gözü yaşlı anneler hergün cezaevinin yolunu tutmaktan usandı. Ciddi anlamda geçim sıkıntısı çekiyorlar. Üzüntü ve stres onları hasta etti.

Yani; cezaevinde bir hırsız veya katil muamelesi görüyorlar. Bu konuda bizden yardım istiyorlar. Yayınlarımızı sürdürmemizi diliyorlar. Bizler de bu konuda yayınlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Aldığımız telefonlarda polisin de tefecilerle işbirliği yaptığını iddia ediyorlar. Mesainin bitmesine rağmen polis bazı vatandaşlarımızı gece saatlerinde mazbatası var gerekçesi ile alıp cezaevine gönderiyor.

Kısacası; cezaevinde mağdur durumda olan bu vatandaşlarımıza Allah sabır versin diyoruz ama siyasiler de biran önce yeni faiz yasasını çıkartıp bu insanlarımızı bu dertten kurtarsınlar.

 

GARGA’DAN AL HABERİ

DÜRÜST YOLDA KALDI

Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Kemal Dürüst; dün akşam saatlerinde makam aracı ile yolda kaldı. Aldığımız bilgilere göre; Dürüst özel şoförü ile birlikte Lefkoşa istikametinden Girne istikametine  doğru seyir halinde iken makam arabası arıza yaptı. Boğaz’da arıza yapan aracın plakaları sökülüp emniyetli bir şekilde yol kenarına park edildi. Bakan Dürüst kısa bir süre araçta bekledikten sonra eşi tarafından arandı ve yoluna devam etti.

 

KKTC’DE NEDEN İLAHİYAT FAKÜLTESİ?

Son günlerde KKTC’de açılacak olan ilahiyat fakültesi ile ilgili tartışmalar var. Açılacak mı açılmayacak mı sorularına son noktayı Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Kemal Dürüst koydu. İlahiyat Fakültesi yakın bir gelecekte KKTC’de açılacak. Eğer biz KKTC olarak Türkiye hükümetinin kumandası ile yönetiliyorsak ilahiyat fakültesinin açılacağını bilmemiz gerekiyor. Yani yapılan tartışmalar hep boşuna KKTC demek küçük Türkiye demek. Gelin isterseniz hep birlikte büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’sine şöyle bir göz atalım.


Türkiye’de kaç okul var?


67 bin…


Kaç hastane var?


1220…


Kaç sağlık ocağı var:


6 bin 300…


Peki kaç cami var?


85 bin…


Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.


Türkiye’de kaç doktor var?


77 bin…


Peki kaç din görevlisi var?


90 bin…


Türkiye’de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
Eğitim-Sen’e göre Türkiye’nin 200 bin öğretmen açığı var.


* * *


Türkiye’de kaç kütüphane var?


1435…


Almanya’da kaç kütüphane var?


11 bin…


Türkiye’nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var?


13…


Kaç kentte kuran kursu var?


81…


Bu kursların toplam sayısı kaç?


3852…


* * *


Türkiye’de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
Peki kaç tane “cami yaptırma derneği” var?


35 bin…


* * *


İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi ne kadar?


783 trilyon…


Ulaştırma Bakanlığı’nın?


678 trilyon…


Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın?


677 trilyon…


Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın?


632 trilyon…


Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın?


280 trilyon…


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın?


249 trilyon…


Çevre ve Orman Bakanlığı’nın?


404 trilyon…


Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi ne kadar?


1.3 katrilyon…


8 bakanlığın bütçesi kadar…


22 üniversitenin toplam bütçesine denk…


* * *


Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:

1997′de 66 trilyon.
1998′de 119…
1999′da 180…
2000′de 270…
2001′de 302…
2002′de 553…
2003′te 771…
2004′te 1 katrilyon…
2005′te 1 katrilyon…
2006′da 1,3 katrilyon…
2007′de 2.7 katrilyon…


* * *


Bir ülke, Diyanet’e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor ve bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa bize uymaz !..


Biz orijinal Kıbrıslı Türkler Atatürk ilke ve inkilapları yolundayız.. Bizi ne Tayyip gelse döndürebilir, ne çiçek, ne de bir başkası !!!... Bizim yolumuz medeniyet yoludur, İran, Arabistan yolu değil!!!


Tayyip de bunun farkında yani orijinal Kıbrıs'lıları döndüremeyeceğinin farkında; o yüzden buraya Türkiye'lilerin gerici kesimini yerleştirip duruyor!!!

 

MESAJI OLAN ALSIN

Sn. Kemal DÜRÜST; Sizin bu partililer çok hassastırlar, herkesi memnun etmek kolay değil ama hepsine eşit mesafede davranmaya özen gösterin. Laf aramızda; dün Güzelyurt’ta Şah Restaurant’ta öğle saatlerinde bazı UBP’lilerle yemek yediniz davet etmediğiniz ve davet bekleyen bazı UBP’li yakınlarınız bize dert yandılar. Aman dikkat edin kaş yapayım derken göz çıkartmayasınız.

Sn. Mehmet ÇAKICI; Mecliste bir on üç saat daha konuşmanızı mı bekleyeceğiz? Kusura bakmayın ama o konuşmanız gündemden düştü artık. CTP muhalefet yapamıyor siz olsun gayret edin, vatandaş çaresiz, cezaevinde mazbatasını ödeyemeyen 100’e yakın vatandaş var. Kısacası vatandaş tutunacak dal arıyor, TDP olarak gücünüzü gösterin.

Sn. Kadri FELLAHOĞLU; Sizin için muhalefet nedir? Yani beklersiniz UBP kendi içinde kavga etsin da siz da bundan faydalanasınız. Görünen o ki, UBP’de sular duruldu bir dönem daha İrsen bey parti genel başkanıdır. Kavga etmelerini bekliyorsanız daha çok beklersiniz. CTP asla bir daha etkin muhalefet yapamayacak gibi görünüyor. Yoksa memleket süt liman muhalefete gerek yok mu?

Sn. Serdar SARI; İnsan isterse vakit bulur ve arkadaşını ziyaret eder. Oysa bazı arkadaşlarımızın da telefon açacak kadar zamanları yok! Ne dünyadır be bu dünya nelere tanıklık eder, aman ve zaman... amma  zaman!

Sn. Ahmet KAŞİF; Bir dönem daha bu şekilde devam edeceğini bazı arkadaşlara anlatın. Söz verdiğinizi söyleyin çünkü yanlış hesaplar yapıyorlar. Şimdiden strateji belirlemeye çalışanlar var. Boşuna uğraşmasınlar geçen zamana yazık!

Sn. Önder ECESOY; Kusura bakma sevgili dostum çoktandır görüşemiyoruz ama yakın bir gelecekte mutlaka acı bir kahveni içmeye geleceğim.

Sn. Mehmet TANCER; Bakıyorum da hepiniz faiz yasasının üstüne yattınız. Sanki bu yasayı yıllar önce değiştirseydiniz olmaz mıydı? Cezaevi mazbatasını ödeyemeyen vatandaşlarla doldu. Tefeciler polisle işbirliği yapıyor mesai saatleri dışında vatandaşı tutuklayıp cezaevine atıyorlar. Yani; faiz yasası siyasilerin geç kalınmış bir ayıbıdır bunun üzerinden prim yapmaya kalkışmayın.

Sn. Umut ŞEN;  Umarım yarın sende güzel bir yarış çıkartırsın. Bugün dinlen, yarın yedi saatlik bir maraton sizi bekliyor, başarılar dilerim sevgili dostum.

Sn. Savun GÖKSU;  Araba arıza yapınca ne yaptın diye sormayacağım çünkü arabanın yolda kalması biraz da senin ihmalindir. Başka ülkelerde bakan arcı arıza yaparsa ve bakan yolda kalır araç sürücüsü ifade verir ve savunmasını yapar! Sen yat kalk bakana dua et..

Sn. Nazım ÇAVUŞOĞLU;  KKTC pasaportlarına çip yerleştirmek için ta Paris’e gittiniz. Bu işi başka yapacak biri yok mu bakanlığınızda? Kaldı ki, Geçerli olmayan bir pasaporta çip’e ne gerek var? Olduğu gibi çip olsa ne yazar!

 

GARGA’YA MEKTUP VAR

Sn Harun Denizkan,

Tefeci-polis işbirliği başlıklı yazınızdan dolayı sizi kutlarım.Lütfen uyarıcı yazılarınızı bıkmadan usanmadan yazmaya devam et. Bir hukukcu olarak bu ülkedeki yapıdan dolayı üzüntü duyuyorum.Bazı kişiler gerek faktoring adı altında gerekse kayıtları olmadan tefecilik yapmakta ve dediğiniz gibi Devlet de kamu gücü ile alacaklarını tahsil etmektedir.Hiçbir yasa tanımadan ve Faktoring Yasasına aykırı olarak bu kişiler suç işlemekte ama maalesef Devlet buna göz yummaktadır.

Dünyanın hiçbir Demokratik ülkesi tefeciliğe bu denli prim vermemekte yurttaşlarını ezdirmemektedir.

Sağlıcakla kal.Bütün kalbimle seni destekliyorum.

Erol Muhtaroğlu